6 Şubat ailelerinin yürüyüşüne engel: 'Adalet geciktikçe suç cesaret bulur'

6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybedenlerin Ankara’da Adalet Bakanlığı’na yürüyüşüne izin verilmedi. Aileler, davalarda 'olası kast' talebiyle adalet çağrısını yineledi

6 Şubat ailelerinin yürüyüşüne engel: 'Adalet geciktikçe suç cesaret bulur'
Fotoğraf: Evrensel

Artı Gerçek - Ankara Güvenpark’ta toplanarak Adalet Bakanlığı önüne yürümek isteyen 6 Şubat depremlerinde yakınlarını kaybeden Adalet Peşinde Aileleri Platformu'nun yürüyüşüne polis izin vermedi.

Polisle yaşanan tartışmada aileler “Bizim canlarımız ölürken siz neredeydiniz? Asker neden sahaya inmedi?” “Akın Gürlek sözünü tut, kapıyı aç” diyerek polise tepki gösterdi.

Daha sonra aileler Adalet Bakanlığının ek binası önünde açıklama gerçekleştirdiler.

Açıklamayı okuyan Platform sözcüsü Döne Kaya, davalarda çıkması gereken tek kararın “olası kast” olması gerektiğini ve gerçek sorumluların yargılanmadığını vurguladı.

Kaya, “İlk aşamada bir savcı çıkıp ‘Sanık insanların ölmesini arzulamamıştır’ diyerek hukuka uymayan bir şekilde kararı bozdu. Bir başka savcı çıkıp onlarca sayfalık gerçeği bir paragrafta çöpe attı. ‘Adana’da deprem 250-300 yılda bir olur’ dedi. Bu nasıl bir akıl, bu nasıl bir vicdansızlık? Bu ülke bir deprem ülkesi. Bunun en iyi bilmesi gerekenler bugün suçu toprağa, fay hattına, doğaya atıyor” dedi.

'ADALET GECİKTİKÇE SUÇ CESARET BULUR'

Kaya, mahkemelerde sanıklara indirim kararının verilmesine tepki göstererek “Binlerce canın karşılığında verilen bu indirimler adalet duygusunu yerle bir ediyor. Bu nasıl kabul edilebilir, buna nasıl adalet denilebilir? Bizler bu adaletsizliğe alışmayacağız, unutmayacağız, susmayacağız. Çünkü biliyoruz ki adalet geciktikçe suç cesaret bulur. Deprem bölgesi şu an şantiye alanında. Yargılanması gerekenler, kamu görevlileri aynı evraklara imza atıyor, yeni mezarlar inşa ediyorlar. Cezasızlık yeni ölümlerin yolunu açıyor ve adaletin gecikmesine neden olan her kişi ve kurum bu suça ortaktır. Bugün burada bulunmamız bir tercih değil, bir zorunluluktur. Kaybettiklerimize borcumuz, yaşayanlara sorumluluğumuzdur” dedi.

DAVAYA KATILIM ÇAĞRISI

Adana’da yıkılan Hasan Alpargün Apartmanı’nın 20 Nisan’da istinafta duruşmalı olarak görülecek davasına katılım çağrısı yapan Kaya, “Bugün 6 Şubat depremlerine ilişkin yargılamalarda bize söz verildiği gibi ‘halkıma bunu yapanlar hesap verecek’ dediler ya, ancak olası kasta verilir bu hesap. 20 Nisan’da o mahkeme salonunda olacağız. Çünkü bu dava sadece doksan altı canın davası değil, hesabı sorulmayan kendi resmi rakamlarına göre elli üç bin insanın hesabı olacak. Bu karar, bu ülkede yaşayan herkesin yaşam hakkı davası olacak. Depremde kaybettiklerimiz için olası kasta sahip çıkıyoruz ve buradan açıkça söylüyoruz: Bu suçu kader diye yutturmalarına izin vermeyeceğiz” ifadelerini kullandı.

'ADALET BİZİM HAKKIMIZ'

Açıklamadan sonra yakınlarını kaybeden ailelere söz verildi. Hatay Ilgım Apartmanı’nda yakınlarını kaybeden Duygu İnegöllü, ailelere kurulan barikata tepki göstererek “Bu barikatları biz mi hak ediyoruz? Olası kast istiyoruz. Daha fazla para kazanmak için üst katları dubleks yapmış, kaçak kat çıkmış müteahhit. Bu olası kast değil de nedir? Bina beş saniye kalabilmiş ayakta. Sadece dört kişi kurtuldu. Yataklarından bile çıkamamışlar. Bütün dosyalarımız olası kast ama buradan hâkimlere, savcılara sesleniyorum: Biliyorum üstatlarınız, üstlerindeki kıyafetleri ilikliyorlar birilerinin karşısında. Biliyorum, üstatlarınız sizi beş yıldızlı otellerde toplayıp ‘bilinçli taksirden ceza verin’ diyor. Ama korkmayın. Artık boyun eğmeyin. Bizim yanımızda olun. Bizler zenginlerin kölesi olmaya gelmedik bu hayata. Adalet onların değil, bizim hakkımız” dedi.

'BİLE BİLE ÖLDÜRÜLDÜRLER'

Hatay Kırıkhan Yağmur Apartmanı’nda ailesinden on üç kişiyi kaybeden Zübeyde Kahraman, “Deprem dosyasında, imarı üç katlı iken beş kat yapılıyor. Performans analiz raporu yok, zemin etüt raporu yok. Alüvyon zemin üzerinde, zemin iyileştirmesi yapılmadan binaya ağırlık veriliyor. İmara aykırı bir şekilde bu bina bir gecede yıkılıyor ve taksirle değil, biz olası kastla yargılanmasını istiyoruz. Çünkü bile bile öldürüldüler. Ama hâlâ Yağmur Apartmanı dosyasında ve hemen hemen bütün deprem dosyalarında tek bir tutuklu yok. Biz üç yıldır bunun mücadelesini veriyoruz. Biz sizden gül bahçesi istemedik ki, biz sizden güllük gülistanlık bir dünya istemedik. Biz sadece adalet istedik. Adalet Bakanı dedi ki ‘bir derdiniz varsa kapıma gelin’ dedi. Biz geldik, 6 Şubat’ın derdiyle geldik. Kayıplarımızın hesabını sormaya geldik. Biz buradayız, adalet nerede?” şeklinde konuştu.

'SORUMLULAR ELİNİ KOLUNU SALLAYARAK DIŞARIDA DOLAŞIYOR'

Maraş’ta kızını kaybeden Sibel Köksalan ise yıkılan apartmanların müteahhitlerinin yargılanmadığını ve yeni inşaatlar yaptıklarını söyleyerek “Bilinçli taksirle birtakım cezalar verdiler. Bilinçli taksir ne, olası kast ne, müteahhitler, bu bilirkişiler hiçbirini bilmiyordum. Şu anda ben eminim ki pek çok kişiden çok daha iyi biliyorum bunları. Ve çocuklarımıza, bu işi yapanlara bilinçli taksirle ceza verildi. Hiçbiri hapiste değil. Çünkü istinaf bekleniyor cezalarını almaları için. Ortadalar, geziyorlar. Duyduğuma göre yeni inşaata başlamışlar, başkalarının adına. Biz o gün yalnızdık, mahkemelerde yalnızlık. Biz Malatya’ya sürekli gittik Ankara’dan. Neredeydi bu polis, bakanlar, milletvekilleri neredeydi?” dedi. (EVRENSEL)