ARTI GERÇEK - Ekonomist Atilla Yeşilada, paraanaliz.com sitesinde yer alan bugünkü yazısında, yeni bir küresel finansal krizin tekrarlanıp tekrarlanmayacağı ile ilgili öngörülerini paylaştı.

Yeşilada, 2007 yılında ABD menşeli yatırım bankası Lehman Brothers’ın batması ile, kapitalist dünya 1939’dan o  yana yaşamadığı ve asla ikinci kez yaşamayacağını düşündüğü bir hastalığa yakalandı: Küresel Finansal Kriz (KFK). KFK ABD’de başlamasına rağmen, dalgalar halinde önce Avrupa, sonra da Gelişmekte Olan Ülkelere (GOÜ, Piyasalar = GOP) yayıldı. Bazı ekonomiler hala 2008 GSYH büyüklüklerine erişemediler" dedi.

Yeşilada, "Yüzyılın ikinci KFK’ne yakalanma ihtimali hızla yükseliyor. Halen yüzde 10 civarında olan bu risk, kışın en az yüzde 25’e çıkacak. 2022’de ise finansal krizin tekrarlaması olasılığı yüzde 50’den az değil" öngörüsünde bulundu.

Yeşilada, yazısında şu değerlendirmelere yer verdi:

"Finansal krizlerin başlıca semptomu aşırı değerli borsa veya finansal araçlar değil, onları şişiren mentalite. Bu mentalite yeni bir fırsat görür, onun ekonomi, Borsaya kote, ya da tahvil ihraç eden şirketlerin kaderini değiştireceğine kendini inandırır ve spekülatif yatırımlar yapar.

Covid-19’un başlaması ile çöken finansal piyasalar, ardından pandemi sonrasında belki de 10 yıl sürecek  sıfır faiz dönemi ve sürekli hızlanacak ekonomilere inandırdı kollektif bilincini. Şimdi, bu algı hızla değişiyor. Algı olumsuza döndüğünde de mali piyasalarda biriken fakat iskonto edilmeyen risklerin kısa sürede reel ekonomiye sıçraması olasılığı doğar.

Covid-19 rallisinin temel taşlarından biri,  global büyüme hikayesi, şimdiden aşındı. Elimizdeki tüm akademik araştırmalar, büyümenin birincil motoru konumuna gelen GOÜ’in çok uzun süre kendine gelemeyeceğini gösteriyor. Bu riske de katlanabilirdi  yatırımcılar, ama Çin’in Evergrande skandalı efsunu bozacak. Çünkü, Evergrande buzdağının su yüzeyinde görünen minnak kısmı. Altında Xi Jinping’in ABD’yle büyük rekabet kızışırken ekonomisindeki kırılganlıkları bertaraf etme çabası yatıyor. Çin, büyümeden fedakarlık ederek zıvanadan çıkan konut-inşaat sektörünü spekülasyondan arındıracak. Yeni teknoloji ve sosyal medya gibi ekonomiye önümüzdeki yıllarda imalat sanayinden daha fazla katkı sağlayacak alanlarda da “milli ve yerli” bir yapı geliştirecek. Özetle, önümüzdeki yıllarda Çin Covid-19 öncesine nazaran dünya ekonomisine daha cüzi katkı yapacak.

Global büyümenin 3cü lokomotifi ABD’de de büyüme tehlike altında. Trump önderliğinde adeta politik bir harekete dönüşen aşı karşıtları, sürü bağışıklığını geciktirirken, Cumhuriyetçiler’in (CUM, Demokratlar = DEM) gerilla taktikleri yüzünden Hazine, ekim sonunda temerrüte düşebilir. Eş zamanlı olarak, federal hükümet kepenk de kapatabilir. En kötüsü ise, Biden’ın aşamalı olarak 3.5 trilyon dolar altyapı ve sosyal güvenlik harcaması öngören ek bütçesi 2022 ara-seçimleri sonuçlanıncaya kadar kadük oldu bile.

Bu büyüme şokları finansal piyasalarda gittikçe şişen balonu dokuya zarar vermeden söndürebilir. Ama başka şoklar var ki, reel ekonomiye sıçraması çok daha olası. Bunlardan ilki ve en önemlisi, enflasyonun geçici olduğu palavrasının inanılırlığını kaybetmesi. Covid-19’un tedarik zincirleri ve ekonominin değişik sektörleri arasındaki dengeyi bozan etkisi hala küçümseniyor. Halbuki, halen yaşadığımız ve çok yakında faturalarımıza yansıyacak doğalgaz krizi Covid-19 tarafından tetiklenen ve iklim değişikliğiyle mücadele yordamıyla beslenen yapısal bir arz eksikliği.

Bu kadarı bile finansal kriz üretecek şoka yeterli. O yüzden, bu kış boyunca (kasım-mart) Brent petrol varil başına 80 dolar veya üstünde seyrederse, stagflasyona gireceğiz. Stagflasyon ABD  Devlet Tahvili (DİBS) faizlerini yukarı itecek. ABD DİBS faizlerinin yükselmesi ise önce halen faizleri tarihi düzeyde düşük seyreden junk tahvil, yani düşük kredi notlu şirketlerin finansman yapısını bozacak.

Şok dalgası oradan yola çıkarak, tüm FX borçlu GOÜ ve şirketlere yayılacak.

Bakın, daha Türkiye hakkında tek kelime etmedim, ama siz manzarayı çaktınız. KFK tekrarlarsa, 2008’de gözlediğimiz gibi “teğet geçmez”, barsaktan girer, burundan çıkar.

KFK her ülkeyi etkiler, ama öngörülü davranıp finansal kırılganlıkları azaltanlar şehit değil, gazi olur. Gıda enflasyonuna süper-market zincirlerinin neden olduğunu düşünen bir zihniyet, bırakın tedbir almayı, bu makaleyi anlamaktan dahi acizdir. O zihniyet niye Türkiye’nin CDS primi çok yüksek diye hayıflanır da, burnunun ucundaki acı gerçekleri anlamaz."