Kobene eylemleri soruşturması kapsamında gözaltına alınan ve tutuklanmasının ardından istifa ederek, belediye meclisi içerisinden yeni bir başkan seçilmesini talep etmesinin ardından yerine kayyım atanan Ayhan Bilgen, istafa kararını daha öncede HDP Genel Merkezi’ne bildirdiğini söyledi.

Bilgen, “Milletvekilliğimin bitişinden sonra hakkımda açılan çok sayıda dava dolayısıyla benden dolayı Kars'ın cezalandırılmasını önlemek için istifa ederek Meclis'te uzlaşan partilerle yeni başkan seçilmesi talebimi, daha önce de defalarca genel merkez yöneticilerine ilettim. Ne yazık ki bu konuda bir irade ve karar gelişmediği için bunu geç de olsa tek taraflı irade beyanı olarak sergilemek zorunda kaldım” dedi.

BBC Türkçe’nin sorularını yanıtlayan Bilgen partisinin kapatılmayacağını fakat seçime girme ve mali yardım almasını engelleyecek yeni yasal düzenlemenin zemininin oluşturulduğunu savundu.

Sincan Cezaevi’nde tutuklu olan Bilgen, son operasyonu, “6-8 Ekim Kobani eylemleri ile ilgili etkin bir soruşturmanın yapılması, özellikle kaybedilenlerle ilgili, balistik incelemeyle suçluların cezalandırılması, hem adaletin gereği, hem de bir dönemin aydınlatılması açısından önemli ve gereklidir. Ancak bu sürecin hukuki boyutundan çok siyasi boyutunun öne çıktığı çok açıktır. HDP'ye yönelik kapatma değil, ama muhtemelen seçime girme ve mali yardım almayı engelleyecek yeni yasal düzenlemeler için zemin oluşturulduğu kanaatindeyim. Bu dosyadan yargılanan eş başkanlar Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ ile ilgili karara gitme, usul eksikliklerini azaltmak için de MYK üyelerini sürece dahil ederek "odak olma" pozisyonunu öne çıkarma eğilimi gözükmektedir. Ben süreci "derenin taşı ile derenin kuşunu vurma" olarak değerlendiriyorum. Demokratik mücadele zeminlerine olan inanca darbe vuruluyor” şeklinde değerlendirdiğini ifade etti.

‘OPERASYON KAYYIM ATAMANIN GEREKÇESİ YAPILDI’

Bilgen aynı suçlamayla ikinci kez tutuklanmasına ilişkin ise, “Aynı fiilden dolayı iki kez ve ayrı mahkemelerde yargılanmak elbette hukukun en temel ilkelerine aykırıdır. Yeni ek deliller diye dosyaya konulan benimle ilgisi olmayan bir itirafçı beyanı ile basın ve sosyal medya haberleri. Karartılabilecek yeni bir delil olmadığı gibi görevimin başındayken kaçma ihtimali yokken, Anayasa Mahkemesi'nin tahliye kararına rağmen yeniden tutuklanmam Kars Belediyesi'ne kayyım atamanın bir gerekçesi yapılmıştır. Sosyal medya mesajları ve bağlamından koparılan haberler dışında parti sözcüsü olarak yaptığım basın açıklamaları, ifade özgürlüğü bağlamında ele alınması gereken eleştirel düşüncelerimdir. Suriye'de IŞİD'in verdiği ve o dönemin Suriye politikalarındaki yanlışların Türkiye'nin güvenliğini de tehdit edeceğine yönelik uyarılarımdır. Hiçbiri kimsenin talimatlarıyla yapılmamış, partinin ya da kişisel görüşlerimin paylaşımıdır” dedi.

‘MUHALEFET PARTİLERİ DEMOKRATİK DUYARLILIKLA HAREKET ETTİ’

Muhalefet partilerinin operasyona ilişkin yaklaşımını olumlu bulan Bilgen, “HDP'yi kriminalize etmeye yönelik her algı operasyonu, aynı zamanda tüm muhalefete yönelik mesaj içermektedir. Muhalefet partileri, hem gözaltı uygulaması, hem Kars belediyesine kayyım atanması karşısında demokratik duyarlılıkla hareket etmiştir. Bu beni, arkadaşlarımı ya da HDP'yi savunmaktan önce, hukuk ve demokrasiyi savunmaktır. Demokratik değişim savunmaktır” 

Bilgen gözaltında istifa etme kararının ise yeni olmadığını belirterek daha öncesinde HDP yöneticileri ile konuyu görüştüğünü fakat tek taraflı karar almak zorunda kaldığını, “Milletvekilliğimin bitişinden sonra hakkımda açılan çok sayıda dava dolayısıyla benden dolayı Kars'ın cezalandırılmasını önlemek için istifa ederek Meclis'te uzlaşan partilerle yeni başkan seçilmesi talebimi, daha önce de defalarca genel merkez yöneticilerine ilettim. Ne yazık ki bu konuda bir irade ve karar gelişmediği için bunu geç de olsa tek taraflı irade beyanı olarak sergilemek zorunda kaldım. Kayyım atanmamış tek il belediyesi olan Kars'ta, 1.5 yıl boyunca yakaladığımız uzlaşma tavrı, yeni bir formülle meclisten başkan seçilmesini sağlayabilirdi, ama başaramadık” şeklinde anlattı.

Kars’ta belediye meclisi üzerinden kazanılan uzlaşma ortamınını Türkiye’de örnek olduğunu kaydeden Bilgen, “Kars halkı, kazanımlarına sahip çıkmalı, şeffaf katılımcı yönetim modelinden geri adım atılmaması için duyarlı davranmalıdır. Aksi taktirde kaybeden biz yöneticiler ya da HDP değil, tüm şehir olur. Kars'ta oluşan siyasi uzlaşma kültürü ve fanatizmi kıran toplumsal barış atmosferi tüm Türkiye için örnek olabilecek niteliktedir. Meclisi 5 partiden oluştuğu halde, kararlarının çoğunu oybirliği ile almayı başarmış başka bir şehir yoktur. Yerel demokrasinin inşası, bireyler ya da partilerden bağımsız olarak şehrin ortak çıkarları etrafından kenetlenmeyi gerektirir. Kimse inanç ve umudunu kaybetmemelidir” dedi.

‘BIRAKMAYI BİLMENİN EN BÜYÜK GÜÇ OLDUĞUNA İNANIRIM’

İstifasına ilişkin genel geçer tepki yerine makamının bırakmayı tercih ettiğini açıklayan Bilgen, “Ben siyasette bırakmayı bilmenin en büyük güç olduğuna inanırım. Özgürlük, eşitlik onur, barış ve kardeşlik mücadelesinde pes etme olmaz. Ancak kişisel hesapların toplumsal çabaların önüne geçmesine de kimsenin sebebiyet verme hakkı yoktur. Demokrasi ya vardır, ya yoktur. Varmış gibi davranmak, toplumu yanıltacak tutumlara girmeye hiçbirimizin hakkı yoktur. Siyasetin öznesi siyasetçiler değil, halktır. Siyasetçiler sorunları çözecek riski alamıyor, inisiyatif ortaya koyamıyorsa, çekilmeyi ve halkın önünü açmayı bilmelidir. Koltuklarımıza yapıştığımız havası veren her tutum, içeride de olsak dışarıda da olsak bizi pratikte siyasi rehine pozisyonuna düşürür. Rutin uygulamalara, rutin tepkiler sadece siyasette çözümsüzlük halinin devamına hizmet ediyor. Siyasette sebat, kararlılık ve inat ilkelere bağlılık ve değerleri savunma açısından önemlidir” şeklinde konuştu.

‘SİYASETTE GÜVEN BUNALIMI YAŞANIYOR’

Muhalefeti de kapsayacak şekilde halkın siyasi partilere yönelik güven sorunu yaşadığını kaydeden Bilgen, yeni bir siyaset anlayışının ortaya çıkmasını, “Siyaset benim için bir meslek değil, doğru bildiklerimi, her koşul ve ortamda savunurum. Siyaset parti ya da şahsi kazanımlar için yapılmaz. Aksine partiler toplumun siyasal mücadeleye katılımını kolaylaştırması için vardır. Türkiye'de partilerin yeni bir anlayış ve siyaset yapma tarzına ihtiyacı var. Bu eksiğin giderilmesi için çaba göstermeye devam edeceğim. İktidarı, muhalefeti ile topyekûn siyasete güven bunalımı yaşanıyor. Bunu aşabilmek için herkesin partili ya da partisiz siyasetin yapısal sorunlarını tartışmaya açması gerekiyor. Siyaseti yeniden inşa edemezsek, hukuku ve demokrasiyi savunamayız. Pata (yenen ve yenilenin olmaması) durumunu bozacak olan ezberleri aşacak açılımlardır, hamlelerdir” şeklinde savundu.