Dolar kurundaki dalgalanmanın nedeni likidite ve güven sorunu

Dolar kurundaki dalgalanmanın nedeni likidite ve güven sorunu
TL'deki sert dalgalanmaların sebebi olarak analistler düşük likidite ve güven sorununa dikkat çekerken ekonomi yönetiminin söylemlerini bir an önce eyleme dönüştürmesi gerektiğini vurguladı.

Son iki haftadır ekonomi yönetiminde ve para politikasındaki değişim TL varlıklarına ilgiyi artırmış, dolar kuru geri çekilme yaşamıştı. Türk Lirası dolara karşı en çok değer kazanan para birimi olarak öne çıkarken Borsa İstanbul bankacılık hisseleri öncülüğünde rekor üstüne rekor kırdı.

Borsa rekorlarına devam etse de dolar kurundaki gevşeme yeniden bir yükseliş sinyaline döndü. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’ndan (BDDK) uzun süredir beklenen aktif rasyosunun kaldırılması haberi gelmesine rağmen önceki gün dolar 8 liranın üzerine yeniden çıkarken dün 7,95 seviyelerinde 8 lira sınırına yakın bir seyir izledi.

Dolar endeksinin Nisan 2018’den bu yana en düşük seviyeye gerilediği bugünlerde kurdaki bu sert dalgalanmanın nedeni ne?

Dünya gazetesindeki habere göre, analistler öncelikle bu durumu likidite eksikliğine bağlıyor ki bunun da ana kaynağı pandemi döneminde getirilen swap kısıtlamalarıyla ilintili. Aynı zamanda ortada oldukça ciddi bir güven sorunu bulunduğunu belirten analistler yerli yatırımcının hareketlerine dikkat çekti. Yerli yatırımcılar halen döviz mevduat hesaplarını artırmaya devam ediyor.

Özellikle kurdaki geri çekilmeleri yerli yatırımcı alım fırsatı olarak görürken söylemlerde yer bulmuş olan bir türlü adıma dönüştürülmeyen reform beklentisi de yabancı yatırımcının tavırlarında etkili. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası’nın (TCMB) da rezerv sıkıntısının sürüyor olması da her ne kadar iflas risk primi 500 puanın altında olsa da endişelerin devam etmesine neden oluyor.

MERKEZ BANKASI HAMLELERDE GECİKMEMELİ

Merkez Bankası’nın ve BDDK’nın piyasada güveni pekiştirmesi için atması gereken adımlar olduğunu belirten analistler öncelikle swap kısıtlamalarının kaldırılması gerektiğini dile getirdi. Merkez Bankası’nın da zorunlu karşılık teşviklerini kredi büyümesi koşuluna göre vermesi uygulamasının bir an önce kaldırılması gerektiğini vurgulayan analistler, adımların gecikmesinin piyasadaki güveni zedelediği görüşünde. Analistler ayrıca Merkez Bankası’ndan sözlü müdahale de bekliyor. Bankanın şeffaflık ve gerektiğinde yeniden faiz artışı yapabileceğine ilişkin sözlü müdahalelerinin etkili olacağını kaydeden analistler hükümet kanadından da hukuk ve demokrasi alanında sözlerin eyleme dökülmesinin de güveni pekiştireceğine işaret etti.

200-300 MİLYON DOLAR CİVARINDA DÖVİZ TALEBİ OLDU

Garanti Yatırım’dan Koordinatör Tufan Cömert, kurda önceki gün yaşanan sert hareketin düşük likidite ile açıklanabileceğini belirterek, "Öncelikle kurdaki yükselişin Londra açılış saatinde olmasının bunun yabancı talebi olduğunu düşündürdü. Ancak bu saatler içeride yerli yatırımcının tamamen aktif olduğu, likiditenin de en yüksek olduğu zaman dilimlerinden. O zaman çok da ufak olmayan bir yabancı çıkışı ile karşı karşıya olmalıyız. Sebebini bilemiyoruz, ancak buradaki tahminler 200-300 milyon dolar civarında bir döviz talebi olduğu yönünde. Az bir rakam değil, ama kuru 10 kuruş zıplatmaya yetecek bir rakam mı?" dedi.

YERLİ YATIRIMCI YENİDEN ALIM YAPIYOR

Cömert, şöyle devam etti:

"İşte bu noktada TCMB kaynaklı verilere bakıyoruz. Döviz piyasamızdaki işlem hacmi, swap kısıtlamasının esnetilmesi ve kurda yaşanan düşüş sonrası spot piyasanın canlanması ile artmış olsa da, hala iki üç yıl öncesine göre çok düşük. Görece fena olmayan bir döviz alışı/satışı yaşandığı zaman kurda böyle ani hareketler görmemiz de normal. Piyasadaki likidite artmaya başladıkça fiyatlamalar da daha sağlıklı, daha temele dayalı olacak. Kaygı verici olan, bu zıplamalar sonrasında kurun başladığı yere düşmemesi. Bu kez hem zarar-kes emirleri başlıyor, hem de uzunca bir süredir her düşüşte döviz alan yerli yatırımcılarımız yeniden alıma geçiyorlar. Döviz piyasamızdaki likidite sorunu zaman içinde, doğru adımlar ile çözülecek ama yerli yatırımcıyı ikna etmemize daha vakit var gibi görünüyor."

BANKALARIN DÖVİZ LİKİDİTESİ ÇOK FAZLA MERKEZ BANKASI'NA BAĞLI

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch, Türk bankalarının döviz likiditesinin piyasa hareketlerine duyarlı kısa vadeli döviz borçlarını karşılamak için yeterli olduğunu ancak döviz likiditelerinin Merkez Bankası'na (TCMB) çok fazla bağlı hale geldiğini belirtti. Fitch, dün yaptığı açıklamada Türk bankacılık sektörünün mevcut döviz likit varlıklarının döviz cinsi kısa vadeli dış borcu karşılamak için yeterli olduğunu fakat bankaların döviz likiditesinin çok fazla TCMB'ye dayalı olduğunu ifade etti.

Fitch'in hesaplamalarına göre, Merkez Bankası'nın net döviz rezervleri 2020 üçüncü çeyreği sonunda bankaların döviz alacakları çıkartıldığında negatif. Fitch raporunda, "Bu da demek oluyor ki, bankaların merkez bankasındaki likiditelerini kullanarak ciddi miktardaki dış borçlarını geri ödemeleri halinde Türkiye'nin dış finansmanı daha fazla baskı altında kalabilir" denildi.

Raporda, döviz cinsi mevduatların 2020'nin ilk dokuz ayında yüzde 10 artışla 242 milyar dolara çıkmasının bankaların döviz cinsi likidite pozisyonlarının desteklendiği fakat mevduat çıkışı ya da istikrarsızlık durumunda bunun likidite riski yaratabileceği de vurgulandı. Fitch, sektörün 2020 üçüncü çeyrek sonundaki mevcut 82 milyar dolarlık döviz likiditesinin kısa süreli piyasa kapanmalarını ve orta seviyede döviz cinsi mevduat çıkışlarını karşılamaya yeterli olduğunu ifade etti.

HAZİNE EUROBOND İHRACINDA 2,25 MİLYAR DOLAR BORÇLANDI

Hazine dolar cinsi 2031 vadeli eurobond ihracını 2.25 milyar dolar borçlanma ile tamamlarken, nihai getirisi yüzde 6 olan ihraca iki kattan fazla talep geldi.

Hazine ve Maliye Bakanlığı'ndan yapılan açıklamada, "İhraç miktarı toplam 2,25 milyar dolar olarak gerçekleşmiştir. İhraç tutarı 2 Aralık 2020 tarihinde hesaplarımıza girecektir. Tahvilin kupon oranı yüzde 5,95, yatırımcıya getirisi yüzde 6 olmuştur" denildi.

Tahvile toplamda 200'e yakın yatırımcı, ihraç tutarının iki katından fazla talep gösterdi. Tahvilin yüzde 40'ı İngiltere, yüzde 19'u ABD, yüzde 17'si diğer Avrupa ülkeleri, yüzde 15'i Türkiye ve yüzde 9'u diğer ülkelerdeki yatırımcılara satıldı. Tahvil ihracını Goldman Sachs, HSBC ve Morgan Stanley yönetti. İhraçta vade 15 Ocak 2031 oldu. Hazine bu yıl için uluslararası sermaye piyasalarından tahvil ihraçları yoluyla 9 milyar dolar tutarı karşılığında finansman öngörüyordu. Bu ihraçla 2020 yılı borçlanması 8,75 milyar dolar ile 9 milyar dolara neredeyse ulaştı.

İlgili Haberler
Öne Çıkanlar