Ülkede yaşanan ekolojik felaketlerin yanı sıra ırkçı saldırılar hakkında da açıklamalarda bulunan Günay, “Irkçılık gittikçe tehlikeli bir hal alıyor. Günlerdir fitili ateşlenen yabancı düşmanlığı, Ankara’nın Altındağ ilçesinde can aldı. Emirhan Yalçın isimli yurttaş tam da bu fitne ateşinin kurbanı oldu” ifadelerini kullandı.

Ebru Günay’ın açıklamaları şöyle:

‘İKTİDAR YENİDEN YABANCI DÜŞMANLIĞI VE IRKÇILIĞI KÖRÜKLEMEYE BAŞLADI’

“Bir yandan kendi sorumluluklarının üstünü örtmek, diğer yandan ise halkın öfkesini yönlendirme stratejisini hayata geçirmek istediler. Bunun sonucunda da Diyarbakır'dan ya da Kars’tan Manavgat’a tatile gidenler bu yangınların olduğu günlerde linç edilme tehdidiyle karşılaştılar. İşte ırkçılık tam da budur.

Ama yaratmak istedikleri bu düşmanlık tutmadı, bu manipülasyon politikası işe yaramadı. Halkın öfkesi ve tepkisi sorumluluk üstlenmeyerek yangınları izleyen iktidara yönelmeye başladı. Kendisine yönelen bu tepkinin yönünü değiştirmek isteyen iktidar yeniden yabancı düşmanlığı ve ırkçılığı körüklemeye başladı.

Körükledikleri bu ırkçılık öylesine palazlandı, öylesine şirazesinden çıktı ki, sadece Kürtlere yönelmekle sınırlı kalmadı. Muhalif kesimlere, mültecilere, farklı düşünenlere de yöneliyor.

Bu ırkçılık gittikçe tehlikeli bir hal alıyor. Günlerdir fitili ateşlenen yabancı düşmanlığı, Ankara’nın Altındağ ilçesinde can aldı. Emirhan Yalçın isimli yurttaş tam da bu fitne ateşinin kurbanı oldu.

Dünden beri bazı çevrelerin kışkırtmasıyla bu cinayet ve ölüm üzerinden yabancı düşmanlığı körükleniyor, insanların evleri ve araçları ateşe veriliyor. İnsan yaşamına kast ediliyor.

‘ALTINDAĞ’DA YAŞANANLAR YARATILMAK İSTENEN KAOS PLANLARININ BİR PARÇASI’

Altındağ’da ne yaşanıyor, yaşanan cinayetin asıl sebebi nedir, bu fitne ateşini kim körüklüyor, yabancı düşmanlığı yaratan çevreler yarattıkları tablodan memnun mudur? Bu sorulara yanıt bekliyoruz.

Altındağ’da yaşananlar yaratılmak istenen kaos planlarının bir parçasıdır ve yurttaşlarımızı bu planın bir parçası olmamaya, sağduyulu ve aklı selim davranmaya çağırıyoruz.

Bütün demokrasi güçlerini de olası bir çatışmanın önüne geçmeye, başta mülteciler olmak üzere yabancı düşmanlığı ile etkili mücadele etmeye davet ediyoruz.

‘MUHALEFET PARTİLERİ MECLİS'İ TOPLANTIYA ÇAĞIRMALI’

İktidarın ne yapmak istediği ortada. Bütün bu olup bitenin iktidarın bilinçli politikaları sonucu olduğunu hepimiz biliyoruz. Ama muhalefet bu toplumsal felaketlere de doğal felaketlere de, yönetim felaketine de seyirci kalamaz. Türkiye yangın yeriyken hiçbir şey olmamış gibi davranamaz.

Muhalefet partilerini acilen harekete geçmeye ve ortak bir tutum belirlemeye çağırıyoruz. Meclis bu dönem çalışmayacaksa yaşanan bütün bu yangınlara çözüm olmayacaksa ne zaman çalışacak? Muhalefet partileri acilen Meclis'i toplantıya çağırmalıdır. Biz bu konuda üzerimize düşen her türlü sorumluluğu yerine getirmeye hazırız.”

‘DOĞA DÜŞMANI POLİTİKALARIN BU ÖLÜMLERDE VE FELAKETLERDE PAYI VAR’

Ülkenin kuzey bölgesinde yaşanan sel felaketi ve güney bölgesinden yaşanan orman yangınları hakkında da konuşan Günay açıklamasında, “Bu can kayıplarının sadece doğal afetlerden kaynaklanmadığını, doğa düşmanı politikaların bu ölümlerde ve felaketlerde payının olduğunu hepimiz biliyoruz” ifadelerini de kullandı.

Günay’ın konu hakkındaki açıklamalarının satır başları şöyle:

 “İnsanlık bir yandan pandemi bir yandan ekolojik felaketlerle boğuşuyor. Bir tarafta sel felaketleri, diğer tarafta hepimizin yüreğini yakan orman yangınları ne yazık ki devam ediyor.

Başta Samsun olmak üzere Karadeniz’in birçok ilinde etkili olan sel felaketinden etkilenen yurttaşlara geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor ve herkesi Karadeniz halkıyla dayanışmaya çağırıyoruz. Gelen bilgilere göre 5 yurttaşımız hayatını kaybetti.

Bu can kayıplarının sadece doğal afetlerden kaynaklanmadığını, doğa düşmanı politikaların bu ölümlerde ve felaketlerde payının olduğunu hepimiz biliyoruz.

“BÜYÜK BİR EKOLOJİK YIKIM VE FELAKETLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

“Sel felaketiyle birlikte Türkiye aynı zamanda büyük bir yangın felaketi de yaşıyor. Yangınlar büyük bir yıkım, büyük bir tahribat yaşandıktan sonra kontrol altına alınmış veya söndürülmüştür. Bu yangınlarda hayatını kaybeden 7 vatandaşımıza da Allah’tan rahmet, yakınlarına başsağlığı diliyoruz.

Can kayıplarının yanında, on binlerce hektar ormanın, tarım arazisinin, yüzlerce dekar seranın, binlerce arı kovanının, ahırın zarar gördüğü, yüzlerce büyükbaş ve küçükbaş hayvanın ve binlerce kanatlı hayvanın hayatını kaybettiği açıklandı.

Bunlar sadece tespit edilenler, bunların dışında ormanda yaşayan hayvanların ve ağaçların, canlıların istatistiği ise henüz açıklanmadı ya da bilinmiyor. Ama hepimizin bildiği bir gerçek var ki o da büyük bir ekolojik yıkım ve felaketle karşı karşıya olduğumuz gerçeği.

Bu felaketler, yangınları izleyen, söndürmeyen, doğayı ranta açarak sellerin can kayıplarına yol açmasına neden olan yönetim felaketiyle birleşince ne yazık ki Türkiye yangın yerine dönüyor. Doğaya karşı rantçı, talancı, yok edici her adım ekolojik yıkım olarak döndü, dönüyor ve dönecek.

Tahribat bu kadar büyükken ilk görevimiz yaşanan zararlarının karşılanması ve doğanın yeniden canlandırılma çalışmalarına bir an önce başlamak olmalıdır. Her baktığı yerde TOKİ görenlere karşı doğa ile uyumlu bir planlamanın gerçekleştirilmesi en acil ihtiyaçtır.”