Kalın'dan Kaşıkçı davası açıklaması: Bazen hukukun verdiği bazı kararlar kamu vicdanını rahatlatmayabilir

Kalın'dan Kaşıkçı davası açıklaması: Bazen hukukun verdiği bazı kararlar kamu vicdanını rahatlatmayabilir
Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cemal Kaşıkçı cinayeti davasının düşürülmesine ilişkin konuştu.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın, Cemal Kaşıkçı cinayeti davasının düşürülmesine ilişkin Habertürk TV'de açıklamalarda bulundu. Kalın davaya ilişkin, "Bazen hukukun verdiği bazı kararlar kamu vicdanını rahatlatmayabilir. Neticede mahkemenin verdiği karara hukuken saygı duymak zorundayız. Siyaseten ve vicdanen yeterli bulmayabilirsiniz" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı Sözcüsü İbrahim Kalın Habertürk TV'de Kübra Par'ın Açık ve Net programında gazeteciler Aslı Aydıntaşbaş ve Gürkan Zengin ile birlikte başta dış politika olmak üzere gündemdeki soruları yanıtladı.

Kalın, Cemal Kaşıkçı cinayeti davasının düşürülmesine ilişkin şu ifadelere yer verdi:

"İki düzeyde cevaplamak isterim. Bir teknik olarak Kaşıkçı davası ikincisi genel çerçeve. Uluslararası ilişkilerde daralmalar ve genişlemeler olur. Bizim Mısır, Ermenistan, Suudi Arabistan'la normalleşme döneminden geçiyoruz. Uluslararası ilişkilerde ezeli ve ebedi düşmanlık husumet olmaz. Barış yaparsınız yolunuza devam edersiniz. Suudi Arabistan'la Kaşıkçı cinayetine kadar çok ciddi sorunlarımız yoktu. Bir iki yerde görüş ayrılıklarımız vardı. Kaşıkçı cinayeti büyük bir travma yarattı. Ülkemizde bu şekilde yapılmış olması. Türkiye o dönemde üzerine düşeni fazlası ile yaptığını düşünüyorum. Duyurulması ve dünyada gündem olması. Daha sonra hukuki bir süreç başladı.

Bu hadiseden dolayı Suudi Arabistan'la ilişkilerimiz ciddi yara aldı. Türkiye Cumhuriyeti topraklarında böyle bir cinayete kurban gitmesi es geçilecek, üzeri örtülecek bir şey değildi. Trump açıktan çıkıp 'Bu konu bizim için bir sorun değildir' mealinde konuştu. Avrupa'da benzer çıkışlar oldu. Bir zaman sonra geriye çekildiler. Hukuki süreçle ilgili birkaç aşamalı süreç yaşandı.

Adli süreçlerde ilgili makamların birbiriyle konuşması gerekiyordu. Sonuçta bir başka ülkenin vatandaşıyla ilgili bir iddianame ortaya koyuyorsunuz. Burada bir sürü hukuki olarak teknik var. 6706 sayılı Uluslararası Adli İşbirliği Kanunu işletildi. Bizim bir vatandaşımız falanca ülkede uyuşturucu suçundan idama mahkûm ediliyor mesela. Bununla ilgili girişimde bulunuyoruz. 'Mümkünse imkân olmasın, gelsin Türkiye'de cezasını çeksin' gibi. Bazen hukukun verdiği bazı kararlar kamu vicdanını rahatlatmayabilir. Neticede mahkemenin verdiği karara hukuken saygı duymak zorundayız. Siyaseten ve vicdanen yeterli bulmayabilirsiniz."

"SİYASİ OLARAK BU MESELE ASLA KABUL EDİLEBİLİR BİR ŞEY DEĞİL"

Bir başka ülkenin vatandaşlarının yargılanması söz konusu burada. O kişilerle ilgili Suudi Arabistan'da bir hukuki süreç oldu. Dediğim gibi bizim vicdanımızı rahatlatmayabilir. Hukuki açıdan baktığımızda 6076 uygulandı. Başka ülkeler de başka türlü girişimler de yapabilirdi. Bir iki yerde bireysel davalar açıldı. ABD'de başka yerlerde. Bizim bu davalara dahlimiz söz konusu olmaz. Ailesinin bir dava süreci olmadı Cemal Kaşıkçı'nın. Katılalım, katılmayalım bir hukuki süreç işletildi. Bir başka ülkenin vatandaşların yargılanması söz konusuydu. Bununla ilgili adli işlem yapıldı, orada 16 kişiyle ilgili mahkeme yapıldı ve cezalar verildi. Dolayısıyla hukuki olarak baktığımızda bu tarafı ihmal etmek lazım. Siyasi olarak bu mesele asla kabul edilebilir bir şey değil.

Türkiye sert tepki verdi, üzerine düşeni yaptı. Kemal Bey'in 'üç beş kuruş yapıldı' ifadesi gerçekten sakil ifade. Son tahlilde Suudi Arabistan bölgenin önemli aktöre. Bu olaya kadar bizim belli konularda görüş ihtilaflarımız olsa bile, böyle bir çatışma dönemine girmedik. Zaman zaman görüş ayrılıkları elbette olabilir ama ülkemizin çıkarlarını da düşünmek zorundayız. Türkiye'nin konumu, bölge ile ilişkileri, Suudi Arabistan ilişkilerini büyük fotoğrafı görmek zorundayız. Husumetle yönetemezsiniz dış politikayı.

"SON TAHLİLDE BİZ DE BU DAVANIN MAĞDURU OLDUK"

Onlar diyorlar ki, 'biz hukuki süreç işlettik, mahkemeye çıkarttık, şu cezalara çarptırdık'. Bir başka ülke Türkiye'deki bir grup Türk vatandaşı için böyle bir mahkeme kursa, yargılamaya kalksa Türkiye Cumhuriyeti haklı, haksız o vatandaşlarını mahkeme vermez. 'Beğen beğenme ben burada yargıladım' der. ABD, İngiltere hangi vatandaşını başka ülkede yargılanmasına müsaade eder. Çok istisnalar dışında. Olağanüstü savaş suçları vs. vardır. Dolayısıyla burada böyle bir şey oldu. Keşke bu olay hiç yaşanmasaydı. Sadece bizim topraklarımızda değil herhangi yerde yaşanmasaydı. Son tahlilde biz de bu davanın mağduru olduk."

Öne Çıkanlar