Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK- "Sezgin Baran Korkmaz olayı, Türkiye’de kurulan rant düzeninin geldiği boyutu bütün açıklığıyla gözler önüne serdi.

ABD’deki irtibatlar sayesinde elde edilen kara parayla Türkiye’de yaratılan servet, siyasetle ticaretin içiçe geçtiği bir kirli ilişkiler ağının kurulmasını sağlamış. Kâh rüşvetle, kâh tehditle, kâh şantajla iş yürüten çete, önüne çıkan herkesi satın alarak büyüdükçe büyümüş.

Etik değerlerin çürümesi, paranın ve gücün yegâne ortak hedef haline gelmesiyle, başdöndüren bir servet yaratılmış. O servet sayesinde, o serveti denetlemekle görevli yargı mensuplarından gazetecilere, polis şeflerinden savcılara kadar herkes satın alınmış. Şimdi bu süreçte herkesin birbiri aleyhine delil biriktirdiği, böylece kendince bir dokunulmazlık zırhına büründüğü anlaşılıyor. O zırhın delindiği küçücük bir yerden de içerdeki pisliğin kokusu geliyor.

İddianamelerden, televizyon tartışmalarından, telefon kayıtlarından buzdağının ucunu görüyoruz. Ve balçığın, devletin en tepesinden aşağı doğru nasıl herkese bulaşarak ve herkesi kirleterek yayıldığına tanık oluyoruz.

Bu batağa bulaşmamış, tersine bu bataklıkta yoksullaşmış milyonlarca insan, sergilenen rezaleti tiksintiyle, öfkeyle ve maalesef biraz da umutsuzlukla izliyor.  Ne yapılırsa yapılsın artık herkesin bir fiyatının olduğu bu bataklığın temizlenemeyeceğine inanan çok.

Hala safça temiz bir savcı arayan muhalefetin çaresizliği ve temiz savcıların tükenmişliği, bu inancı perçinliyor, ümidi hepten gömüyor.

Oysa bataklığın nedeni olan ilişkiler ağının ve para kaynaklarının kurutulmasıyla çamurun ortadan kaldırılması mümkün. Etkili bir denetim sistemiyle, rant düzeninin engellenmesi ve yerine kamu yararına işleyen bir sistem kurulması şart.  Muhalefetin, zihnimizin kıyılarına vuran bu siyasi müsilajın nasıl temizleneceğine dair kapsamlı bir planla ortaya çıkmasının tam vakti şimdi…

Olup biteni bizim gibi hayretle izleyip şiddetle kınayacaklarına, halka “Temizlenir bu pislik” güveni verecek bir yol haritası oluşturmak ve tartışmaya açmak bu kadar mı zor?"