Seda TAŞKIN


ARTI GERÇEK –Son dört günde Türkiye, siyasette yaşanan sıcak gelişmelere sahne oldu. Hafta içi, hakkında kesinleşen yargı kararının Meclis Genel Kurul’da okunmasıyla HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun vekilliği düşürüldü. Ayın gün Yargıtay, HDP’ye yönelik kapatma davası için iddianame hazırladı. Yaşanan bu iki gelişme üzerine HDP, Meclis’te “Adalet Nöbeti” eylemi başlattı. Ancak direnişi sürdüren Ömer Faruk Gergerlioğlu, bu sabah Meclis’te gözaltına alınarak TBMM’den zorla çıkarılıp emniyete götürüldü.


Tüm bu gelişmelerin yanı sıra, uzun süredir iktidarın hedefinde olan İstanbul Sözleşmesi’nden Türkiye gece yarısı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile çekildi. Yaşanan bu gelişmeleri Meclis’te HDP’ye ziyaret gerçekleştiren Cumhuriyet Kadınları Derneği (CKD) Kurucu Genel Başkanı ve 26’ıncı dönem CHP Ankara Milletvekili Şenal Sarıhan gündeme ve güncel gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

‘KURALLAR YOK SAYILIYOR’

Sarıhan uzun zamandan bu yana devam eden, parlamenter üzerinde yoğunlaşan baskıyı geçmiş yıllarda yaşanan dokunulmazlıkların kaldırılma süreciyle anımsamak gerektiğini söyledi. Vekillerin görev yapamaz haline geldiğini söyleyen Sarıhan, “Her ne kadar ve siyasi partilerin koruyucu kuralları, uluslararası sözleşmelerden kaynaklanmış olan kurallar varsa da ne yazık ki bu kurallar yok sayılıyor” dedi.

‘PARLEMENTER ÜZERİNDE DEMİR KAFES VAR’

Türkiye’de toplumunun düşüncelerini ifade etme noktasında önünde demir bir kafes olduğunu söyleyen Sarıhan, bu kafesin aynı zamanda parlamenterler üzerinde de yoğunlaştığını belirtti. Sarıhan, “Gergerlioğlu arkadaşımızın karşılaştığı durum düşüncesini açıklamaktan ibaret. Hatta düşünce açıklama bile değil, bir düşünce ile ilgili bir tutum almaktan ibaret. Şimdi böyle bir nedenle bir insanın milletvekilliğinin düşürülüyor olması demokratik bir toplumda kabul edilemez bir durum olarak değerlendirmek gerekiyor” dedi.

‘İKİNCİ BİR HUKUKSUZLUK YAŞANDI’

Düşüncesini ifade ettiği için ceza verilmesinin hukuksuzluk olarak değerlendiren Sarıhan, “İkinci bir hukuksuzlukta Anayasa Mahkemesi’ne başvurma olanağı olan ve Anayasa Mahkemesi’nin büyük oranla olumlu karar vereceği ya da hangi karar verilirse verilsin bunu beklemeksizin Meclis Başkanlığı tarafından bu kararın okunmuş olması ikinci bir hukuksuzluk olarak ifade ediyorum” diye konuştu.

‘HUKUKÇU OLARAK YAŞANANLARI KABUL EDEMEM’

Enis Berberlioğlu kararını hatırlatan Sarıhan, “Berberoğlu ile ilgili yaşanan süreç örneği varken, yüzlerce insanı temsilen Meclis’e gelmiş olan, mecliste ağzının, gözünün, kulağının kapatılmaması gereken özgürce düşüncelerini ifade etmesi gereken, halk adına görev yapacak bir vekilin görevinden alınmış olması bence açık bir hukuksuzluktur. Bir hukukçu olarak bunu kabul etmem mümkün değildir” dedi.

‘BU FELAKET, İTTİFAKIN GEREĞİ OLARAK UYGULANIYOR’

Gergerlioğlu’nun vekilliğinin düşürülmesinin ardından HDP’ye yönelik kapatma iddianamesi hazırlanmasına ilişkin de değerlendirmede bulunan Sarıhan, yaşananları ‘felaket’ olarak yorumladı. Sarıhan, “Bir vekile değil bütün bir partinin vekillerine yönelik olarak bir cendere ile karşı karşıya kalıyoruz. Kaldı ki parti kapatma konusunda teşviki yapanın da yine parlamentodaki bir partiden kaynaklandığını biliyoruz. Yani açıkça söylemek gerekirse MHP’nin defalarca kez dile getirdiği HDP’nin kapatılması yönündeki beyanlarının herhâlde bu ittifakın bir gereği olarak hemen uygulandığını görüyoruz” diye konuştu.

‘HER VEKİL KENDİ VEKİL HAKLARINA, ESASEN DE YURTTAŞLARIN HAKLARINA SAHİP ÇIKMALI’

Yasama, yürütme ve yargının birbirinden bağımsız kurumlar olduğunu ve birbirlerinin talimatıyla hareket etmemesi gerektiğine dikkat çeken Sarıhan, sözlerini şöyle sürdürdü;

“Ayrıca dava açılmışken, davanın açılmasından sonra da aynı parti başkanının aleyhte konuşmalarıyla karşı karşıya kalıyoruz. Bu parlamenterlerin kendi haklarına sahip çıkma noktasında hak temelli, insan hakları temelli bir bakış açısı yerine siyasi çıkar, siyasi gruplaşma ve kamplaşma tavrına hizmet eden bir durumdur. Bu nedenle parlamentoda her milletvekilinin hangi partiden olursa olsun kendi vekil hakkına sahip çıkması aynı zamanda yurttaşların haklarına sahip çıkması anlamına gelecektir. Bu sebeple bütün partilerin bu uygulamalara, haksız hukuksuz bir şekilde milletvekillerin dokunulmazlıkların kaldırılmasa hem de partilerin kapatılması konusunda farklı bir tutum gözetmeleri gerekiyor.”

‘BÜYÜK TÖRENLERLE DUYURULDU, AYNI KİŞİLER TARAFINDAN FESHEDİLDİ’

Türkiye’de hukukun tepe taklak olduğunu söyleyen Sarıhan, İstanbul Sözleşmesine ilişkin de değerlendirmede bulundu. Büyük törenlerle duyurulan İstanbul Sözleşmesi’nin aynı kişiler tarafından feshedildiğini söyleyen Sarıhan, “Bu durumda son derece hukuksuzdur. Anayasa bu konuda son derece açık. Anayasanın 90’ncı ve 104’ncü maddesi var. Ancak yasa yoluyla nasıl TBMM bunu yasalaştırmışsa, aynı yöntemlerin uygulanması lazım. Yani bir fonksiyon gaspıyla karşı karşıyayız” dedi.

‘PARTİ KAPATILMAMALI DİYORDU, ŞİMDİ NE OLDU?

Cumhurbaşkanı’nın 2015 yılında parti kapatmalara ilişkin konuşmalarını hatırlatan Sarıhan, “Sayın Cumhurbaşkanı 2015’li yıllarda ‘parti kapatma gibi bir durum kabul edilmemeli, anayasaya parti kapatmasının teklif edilmesi bile olanaksızdır’ diyordu şimdi ne oldu? ‘Bizim dışımızda başka bir düşünce olmasın’ tavrını bizim yurttaşlar olarak kabul etmemiz mümkün değil. Hukukçular olarak da kabul etmemiz mümkün değil. Ama ben daha çok parlamentoya ve parlamenterlere çağrı yapmak isterim. Haklarına ve haklarımıza sahip çıkmak öncelikle onların görevi. Bu hukuksuzluğa karşı da hak arama, dava açma yolu onların olanakları içinde” diye konuştu.