Türkiye Barolar Birliği (TBB) Avukat Özdemir Özok Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirilen 36. Genel Kurulu ile 9'uncu başkanını seçti.

348 delegenin oy kullandığı seçimlerde, kesin olmayan sonuçlara göre TBB'nin yeni başkanı, baro başkanlarının ‘çoklu baro’ yasasına karşı yaptığı eylemde aktif rol alan Ankara Barosu Başkanı Erinç Sağkan oldu.

Metin Feyzioğlu'na karşı yarışan Sağkan’ın listesinde şu isimler yer alıyordu:

- Aydın Barosu Başkanı Gökhan Bozkurt,

- Trabzon Barosu Başkanı Sibel Suiçmez,

- Bursa Barosu Başkanı Gürkan Altun,

-Eski Adana Barosu Başkanı Veli Küçük,

- Kırklareli Barosu Başkanı Turgay Hınız,

- Aksaray Barosu Başkanı Ramazan Erhan Toprak,

- Eski Muş Barosu Başkanı Abdulbaki Çelebi,

- Şırnak Barosu delegesi Ali Bayram,

- Ankara Barosu delegesi İsmail Cumhur Bozkurt

Erinç Sağkan delegelerin 181’inin oyunu alırken, Feyzioğlu 159 oy alabildi. Sandıkların açılması ardından Feyzioğlu dönemi de kapandı.

Türkiye Barolar Birliği Genel Kurulu'nun başkanlık seçiminde sandıktan çıkan sonuçlar şöyle:

1 Nolu Sandık: 59 oy Erinç  Sağkan - 54 oy Metin Feyzioğlu

2 Nolu Sandık: 64 oy Erinç Sağkan - 56 oy Metin Feyzioğlu

3 Nolu Sandık: 58 oy Erinç Sağkan - 49 oy Metin Feyzioğlu

Her üç sandıktan da Erinç Sağkan yarışı önde tamamlarken salonda "Erinç başkan" sloganları atıldı:

FEYZİOĞLU 8,5 YILDIR BAŞKANDI 

TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, 26 Mayıs 2013 tarihinde TBB'nin 32. Olağan Genel Kurulunda 447 delegenin 209'unun oyunu alarak TBB 8. Başkanı seçilmişti. Feyzioğlu, yaklaşık 8,5 yıldır Barolar Birliği Başkanlığı'nı yapıyordu.

ERİNÇ SAĞKAN KİMDİR?

Erinç Sağkan, 1995 yılında eğitime başladığı Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden 1999 yılında mezun oldu. 24 Nisan 1978 doğumlu olan Sağkan, Ankara Barosu’nun çeşitli kurul ve merkezlerinde çalıştıktan sonra; 2010-2012 yılları arasında Ankara Barosu Yönetim Kurulu üyeliği ,2014-2016 yılları arasında Ankara Barosu Genel Sekreterliği, 2016 yılında Ankara Barosu Başkan Yardımcısı oldu. Sağkan, 2018 yılında seçildiği Ankara Baro Başkanlığı görevini iki dönemdir yürütüyordu.

Evrensel'den Damla Kırmızıtaş , TBB 36. Genel Kurulu'nda konuşulanları şöyle aktardı:

'GÖVDEMİZİ TAŞIN ALTINA KOYDUK'

TBB Av. Özdemir ÖZOK Kongre ve Kültür Merkezinde gerçekleştirilen Genel Kurul, 325 delegenin imzası ile açıldı. Delegelerin turnikelerden geçerek salona girmesi genel kurulda tartışma konusu oldu. Turnikelerin kaldırılması önerildi. Turnikelerin kaldırılması için oylama yapıldı. Oy çokluğu ile turnikelerin kaldırılması reddedildi. Başkanlık döneminde yaptığı faaliyetlere ilişkin konuşan TBB Başkanı Metin Feyzioğlu, avukatlık mesleği ve hukuk devleti açısından zor süreçlerden geçildiğini ve sürecin devam ettiğini söyleyerek sözlerine başladı. TBB başkanlığına ilişkin payına düşen özeleştirileri yapmakla yükümlü olduğunu ifade eden Feyzioğlu, “Sizlerden ricam beni önyargısız, zannetmeden dinlemeniz” dedi.

Meslektaşlarının derdini dert edindiğini söyleyen Feyzioğlu “Bizim anlayışımızda biliniz ki küçük baro diye bir sınıflandırma yoktur ve hiçbir zaman da olmamıştır. Göreve geldiğimiz ilk günden itibaren istinasız büyük küçük demeden her bir baromuz bizim için aynı değerde ve yakınlıkta olduk. Kuvvetler ayrılığını durmadan savunan bir avukatım. Hizmet dönemimizde zor süreçlerini TBB görevine geldiğimizin ertesi günü gezi olayları başladı. En zor şartlarda görev yaptık. Ülkenin kaosa sürüklenmemesi için gövdemizi taşın altına koyduk. Nerede bir acı varsa oradaydık. 15 Temmuz darbe girişiminde oradaydık. Sonucu ne olur diye beklemedik. Darbecilerin karşısının demokrasiyi savunduk. Hükümet sistemine ilişkin avukatlık kanununun bize verdiği yetki çerçevesiyle il ilçe kasaba ve köyde kuvvetler ayrılığı ve yargı güvenliği açısından sakıncasını halkımıza anlattık.  Bu koşullar hüküm sürerken TBB tamamen kapatılacaktı, barolar lağvedilecekti. Çoklu barolar düzenlemesiyle barolarda kendi üst birliklerini kuracaklardı. Yıkım projesine karşı TBB başkanı olarak sonuna kadar örgütledik ve yürüttük” dedi.

24 Şubat 2018 tarihinde Ankara’da planladıkları miting öncesinde yaşananları aktaran Feyzioğlu, “Her ilde istedikleri kadar baro kurulacak, bu barolar da kendi üst birliklerini oluşturacaktı. Bu yıkımı projesine karşı demokratik mücadele sürecini baştan sona örgütledik ve yürüttük. Sadece baro başkanlarımızla değil on binlerce meslektaşımızla, milyonlarca vatandaşımızla tek yürek olduk. Türkiye Barolar Birliği, Türkiye’dir dedik. Sadece eyleme hazırlanmadık, tüm iletişim kanallarını zorladık. Mitingi planladık. Mitingi yapmamızdan birkaç saat önce sayın başbakan beni çağırdı, itirazlarımızın duyulduğunu, kanunu değişikliğin söz konusu olmayacağını ifade etti. Bunu 24 Şubat mitinginden birkaç saat önce bu binaya davet ettiğim baro başkanlarımıza ifade ettim. Nasılsa son birlik başkanı oluyorum diye hazırladığım konuşmayı bir kenara bıraktım, makul ve uzlaşmaya açık bir konuşma yaptım. Baro başkanlarımızın bilgisiyle. Hayatımızın belki de en zor anıydı. Etkili planlama, demokratik eylem ve iletişimi kullanarak aştık” dedi.

HAYATININ "EN BÜYÜK" HATASI

Konuya ilişkin özeleştiri yapan Feyzioğlu “çoklu baro yasasına” ilişkin CHP’nin Anayasa Mahkemesi’ne verdiği iptal dilekçesini okudu. Feyzioğlu, “çoklu baro yasasının” Anayasa’ya uygun olmadığını,80 baro başkanıyla yaptığı toplantıda diyalog yollarını tüketmeden adım atmama kararını aktardı. Feyzioğlu, “Bazı baro başkanları Ankara girişinde yürüyüş ve Anıtkabir’e ziyaret planladı. Bu planlamaya bizleri dahil etmediler. Yürüyüş bana Ankara Barosu mensubu olmam dolayısıyla SMS ile bildirildi. Sabah yürüyüşe katılan ve katılmayan baro başkanlarımızla Anıtkabir’de tek vücut görüntü verelim görüşü hakim oldu. Tam bu sırada Eskişehir Yolu’nda haksız ve hukuksuz engelleme haberi geldi. Koştuk. Ben hayatımın en büyük hatasını yaparak, bu süreçte. Önce oraya gitmek yerine araçları durdurdum. Yönetim kurulu üyelerimiz, tamamı ve Anıtkabir’de yürüyüşe katılan baro başkanlarımızı beklemekte olan baro başkanlarımız ile birlikte Eskişehir Yolu üzerine hareket ettiler: Ben yarım saat içinde çözememe ihtimalini düşünmeden yetkili makamlarla görüşmeye gittim. Oraya intikal eden yetkili makamlara çok ağır sözler söylendi. Ben önce oraya gitmeliydim. Özeleştiri bu. Haklısınız. Bir insanı hayatında yaptığı tek bir hata ile yargılıyorsanız, ilk taşı en günahsızınız atsın. Basit bir hata değil. 

Ağır bir hata söylüyorum size. Ben önce çözmek için oraya gelmeli, sonra yetkili makamlarla görüşmeleri bitirmeli, sonra tekrar oraya gelmeliydim. Sabah 04.00’e kadar görüşmelerim sürdü ve 10.00 gibi oraya geldim. Bazı başkanlar beni protesto ettiler. Ne diyorsunuz diye. Dedim ki tabi kimi protesto edecekler, birlik başkanını protesto edecekler. Yalnız bırakıldılar haklıdır dedim. Keşke mevcut sayısı yüksek olan baro başkanlarımız Meclis’e gitseydi… Çoklu baronun çözüm değil vahim hata olduğunu keşke Meclis’te onlar da ifade etseydi. Neticede hepimizin yanlış bulduğu çoklu baro düzenlemesi yaşam buldu. Ama yaşama şansı önümüzdeki dönemde düşük” diye konuştu.

'ÖZRÜNÜZÜ KABUL EDİYOR, BAŞKANLIKTAN AFFINIZI DİLİYORUM'

Kocaeli Baro Başkanı Bahar Candemir, “Biz çoklu baro döneminde verdiğimiz mücadelede üçüncü derece yanık sırtımızdaki ceket kurumadan evimize gittik. Fırsatınız vardı. Ertesi gün baro başkanımız yanında korumalarıyla yanımıza gelmeyip orada özür dileseydi. ‘Çoklu baro için mücadele ettim’ dediniz ya siz ana iktidar partisinin grup başkanlarından randevu aldınız ama bizimle gelmediniz. Meslek için biz gerçekten büyük mücadeleler verdik, gözaltına da alındık. Biz avukatlar, hukuksuzluğa uğrayan tüm vatandaşlar barikat arkasında kaldılar gözaltına alındılar. Ben özrünüzü kabul ediyorum ve başkanlıktan affınızı diliyorum” dedi.

'BU YENİ DÜZENDE YAPILAN SON KURUL OLACAK'

İstanbul Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu, genel kurulun ilk kez adaletsiz temsil ile yapıldığına dikkat çekerek "İlk kez 2. baro var. Bu yeni düzende yapılan son genel kurul olacaktır. 3 yıl sonraya taşınmayacaktır. Kendime değil size güveniyorum. 12 bir araya geldik olağanüstü kongre için. Biz genel kurulu yapabilseydik seçim yapacaktık. Birlik başkanını değiştirebilme sayımız vardı. Yasa çıktı. Delege çoğunluğu 300 avukata 1 delege olmaz 5 bin avukat olur denildi. Siz kimin bu yasaları çıkarttığını biliyor musunuz? Soruyor musunuz kendinize. Yasa çıkmış, teklif hazırlanmış birlik başkanı böyle bir şey söz konusu değil diyor. Buradan çıkıp adliyelere gideceğiz. Bir çift laf edeceğiz yurttaşa buradan çıkarken. Ne düşündüğünüzü biliyorsunuz değil mi? Yarın bu salondan bir değişim yaratmadan çıkarsak avukatlığı itibarsızlaştırıldığını biz bir kez daha tescil etmiş olacağız. Biz majestelerin barosu olamayız, kapıkulu olmayız. Özgür bireyler olmalıyız” dedi. 

'YARIN BU KORKU İKLİMİNİ YOK EDECEĞİZ'

İzmir Barosu Başkanı Özkan Yücel, "Sayın Feyzioğlu’nu dinlerken acaba başka bir ülkede mi yaşıyorum, dedim. AYM ve AİHM kararları tanımayan bir iktidar var. TBB ne söyledi bu duruma hatırlayabilen var mı sahi? Boğaziçi eylemlerinde gençlerin saat 5’te kapıları kırıldı. Bir ceza profesörü olmakla övünen TBB Başkanı ne söyledi duyan var mı? Kadınları yerlerde sürüklediler, TBB ne söyledi hatırlayan var mı? Çoklu barolara ilişkin TBB Başkanı öyle şeyler söyledi ki o kadar inanarak anlatıyor ki bir an kendimden şüphe ettim. Çoklu baro sürecinde her türlü diyalog yolunu kullanmak istedik. Yanıt alamadık. TBMM’de komisyon görüşmelerinde TBB’nin söz hakkı var. Aramızdan temsilci seçelim komisyonda konuşsunlar TBB adına diye yazı yazdık TBB’ye. Yanıt alamadık. Bizler demokratik hakkımızı kullanıp yasaya karşı yürürken TBB Başkanı yandaş bir medyaya çıktı ve neden yürüyorlar ben de bilmiyorum dedi. Yarınki seçim yalnızca iki insan arasında değil. İki anlayış arasında bir seçim. İzmir’de deprem yaşadık. Ofisi ya da evi yıkılan her avukata 15 bin TL ödeneceğine ilişkin söz verdi bize TBB Başkanı. Ofisi yıkılana 7500 TL verdiler. Evi yıkılan avukatlara ise hiç para vermediler. Bir siyasi parti lideri 'AYM kapatılsın' dedi, İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı bir gece, TBB Başkanı neredeydi? Ankara’da istirahatteydi sanırım. Korku insani bir duygudur. İnsanlar korkabilir, anlarım. Ama bir insanın kendi korkusunu bir kurumun başına musallat etmesini anlamam, kabul etmem. Yarın bu korku iklimini yok edeceğimize yürekten inanıyorum” diye konuştu.

'ÇOKLU BARO SİSTEMİ ÖLÜ DOĞDU, GÖMECEĞİZ'

Çoklu baro düzenlemesinin kaldırılması için düzenleme yapılmasına ilişkin söz alan İstanbul Delegesi Ümit Kocasakal, “Bir Birlik Başkanı, İstanbul Barosu ile diğer baroları karşı karşıya getirmeye çalışmamalı. Geçmişte bizler hukuksuzlukların karşısında olurken bizi bakanlığa, savcılığa şikayet edenlerin şu anda kaç numaralı baroda olduklarını tahmin edersiniz. Çoklu baro sistemi ölü doğdu, şu an musallada, onu gömeceğiz. Bunlar baro değil, baro başka bir şeydir. Bunlar siyasi iktidarın bürosu.Baro yönetimlerinde nisbi temsil diyorlar. Bütün siyasi partiler aldıkları oy oranında kabinede temsil edilsin o zaman.Kamu avukatları zorla, tehditle üye yapılarak kurulan bu barolar ölü doğmuştur. Sayısal anlamda, çoklu baro uygulaması, İstanbul, Ankara ve İzmir hedef alınmıştır.54 bin avukatın olduğu İstanbul Barosu’nun delegesi sayısı 13’tür. Bu adil değildir. Feyzioğlu’nun mutlaka iyi yaptığı şeyler de vardır, ancak hiçbir meslek sorunu, avukatın onurundan, saygınlığından daha önemli olamaz. Bu değerler feda edilerek bir meslek sorunu çözüm şekli olamaz. Takındığı tavırla Feyzioğlu’nun kendisi bir meslek sorunu haline gelmiştir. Sayın Başkan moda bir deyim olarak; ben avukat Ümit Kocasakal, en küçük hakkım varsa hakkımı size helal etmiyorum” dedi.