CHP, MHP ve DEM Partili isimler Diyarbakır'da 'barış forumu'nda buluştu
Diyarbakır’da başlayan 'Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu' CHP, MHP ve DEM Partili isimleri yan yana getirirken, yapılan konuşma ve gönderilen mesajlarda demokratik çözüm, eşit yurttaşlık ve toplumsal uzlaşı vurgusu öne çıktı
Artı Gerçek - Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi tarafından 12-16 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirilecek 'Toplumsal Barış ve Özgürlük' başlıklı forumun açılışı bugün yapıldı.
Belediyenin Ali Emiri Toplantı Salonu’nda gerçekleştirilen forumun açılışına Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan'ın yanı sıra çok sayıda siyasetçi ve akademisyen katılırken, CHP Genel Başkanı Özgür Özel, MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız ve tutuklu siyasetçiler Figen Yüksekdağ, Selahattin Demirtaş ile Selçuk Mızraklı birer mesaj gönderdi.
DUHOK VALİSİ TATAR: 'BARIŞA DESTEĞİMİZİ SÜRDÜRECEĞİZ'
Forumda katılan isimlerden Duhok Valisi Ali Tatar, 'Bu topraklar üzerinde barış ve diyalog gereklidir' diyerek barışa desteklerinin süreceğini vurguladı:
"Barış süreci şu an gündemdedir. Kürdistan bölgesi, barış ve toplumun savunucusu olmaya her zaman devam edecektir. Siyasi ve kültürel alanda bir barış inşa etmeliyiz. Tekrar ediyorum; Kürdistan Bölgesi olarak barışa olan desteğimizi her zaman sürdüreceğiz."
Tatar'ın ardından Halepçe Valisi Nuxşe Nasih’in görüntülü gönderdiği mesajı dinletildi.
AKTAŞ: 'ATILMASI GEREKEN ADIMLARIN BAŞINDA ÖCALAN'IN STATÜSÜ GELİYOR'
İmralı'da Abdullah Öcalan ile birlikte tutuklu bulunan ve bir süre önce tahliye edilen Veysi Aktaş ise konuşmasında artık Kürt meselesinin dar güvenlik anlayışından çıkarılması gerektiğini, 'eşit-özgür-yurttaşlık, hukukta varlık-kimlik- kabulü, yerel demokrasi, yerel katılım ve demokratik anayasa temelinde' ele alınması gerektiğini söyledi.
Aktaş konuşmasında Öcalan'ın statüsüne de değinerek, "Bu süreçte gücün değil aklın hâkim olması için, bazı önemli, gerekli ve ciddi adımların atılması gerekmektedir. Bu adımların başında da Sayın Öcalan'ın statüsünün belirlenmesi gelmektedir. Çünkü müzakere masasında eşit ve demokratik şartlar oluşturulmadan, sorunun ‘barış içinde birlikte yaşama’ temelinde bir mutabakatla çözümü mümkün olamaz. Umarız Sayın Abdullah Öcalan'ın statüsü, Sayın Devlet Bahçeli'nin de belirttiği çözüme kavuşur” şeklinde konuştu.
BARIŞIN İNŞASI
Programa online katılan Dr. Özgur Sevgi Göral, barışın inşasına vurgu yaptı:
“Barış inşası diye bir şeyden bahsediyorsak, siyaseti sadece meclisin koridoruyla sınırlı gören durumdan çıkarıp, onun toplumun en geniş kesimleriyle, farklı kesimleriyle konuşan, aynı zamanda geçmişe yüzleşmeyi hedef alan perspektifle yaklaşmamız gerekiyor.”
BAKIRHAN'DAN 'KADEŞ ANLAŞMASI' HATIRLATMASI
DEM Parti Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan ise, barışın emek, akıl, cesaret isteyen büyük bir inşa süreci olduğuna dikkat çekti.
Bakırhan sözlerine şöyle devam etti:
“Pek çok siyasi bilmecenin anahtarı, Amed’in (Diyarbakır) iradesindedir. Bu Ankara’nın çözüm perspektifiyle buluştuğu an, bölgedeki en karmaşık sorunlarını çözecek perspektife ulaşır. Bu şehir acıyı, sabrı, direnmeyi fazlasıyla biliyor. Ama bugün bunu birlikte tartışmamız gerekiyor. Acı, sabır ve direnişi çok biriktirdik. Artık bunları taşınmakla yetinmeyeceğiz, dönüştüreceğiz. Kadeş Antlaşması çok önemli. Çünkü neden barış olmalıdır sorusunun cevabı oradadır. Kadeş savaşın hiçbir şeyi çözmediğin, iki halkın geleceğinin bir birini tanıması üzerine kurulacağını kanıtlamıştır. Kadeş’i çiviyle yazdılar. Bizler de bu yüzyılda aynı barışı hukukla, akılla, sağduyuyla yazabiliriz. Yeter ki savaşın çözmediğini barışın çözebildiğine inanalım. Cumhuriyetin en güçlü sözlerinden biri, ‘Yurtta sulh, cihanda sulhtur.’ Bu söz bize içeride de huzuru, adaleti, ve eşitliği kurma sorumluluğu yükler. Yurtta sulh ancak yurtta hukuk ve eşitlikle mümkündür. Bugün Türkiye’nin gerçek siyasi pergele ihtiyacı var. Bu pergel yerel demokrasiyi, adaleti, özgürlüğü birlikte çizmelidir."
ÖZGÜR ÖZEL: 'SORUMLULUK ALMAYA DEVAM EDECEĞİZ'
CHP Genel Başkanı Özgür Özel ise açılışa gönderdiği mesajda partisinin üzerindeki baskılara rağmen 'tarihin doğru tarafında durmaya devam edeceklerini' vurguladı.
CHP Genel Başkanı Özel’in mesajı şu şekilde:
“Hepinizin gözlemlediği üzere, partimiz ağır siyasi saldırılarla sınanıyor. Biz bu sınavı, sizlerin de çok iyi bildiği bir yöntemle, demokratik direnişle veriyoruz, vereceğiz. Kendi hakkımızı savunurken de başkasının gadre uğramasına göz yummayacağız. ‘Önce üzerimizdeki baskı bitsin, sonra Kürt meselesini düşünürüz’ diye bir kolaycılığa, ‘hele iktidara gelelim, her şeyi çözeriz’ ertelemeciliğine girmeden tarihin doğru tarafında durmaya, kalıcı barış için sorumluluk almaya devam edeceğiz. Bugün Kürt meselesinin bu kadar derinleşmesinin de; demokraside, adalette ve ekonomide yaşadığımız çoklu krizlerin de sorumlusu şüphesiz bu baskıcı ve otoriter iktidardır. Biz, kendi çevresinden başka Türkiye'de kimseye nefes aldırmayan bu iktidarı değiştirmeye kararlıyız. Bunun için Kürt'ün Türk'e, Türk'ün Kürt'e ihtiyacı var. Daha iyi bir geleceği mümkün kılmak için, birbirimizin yarasını kendi yaramız bilmeye ihtiyacımız var. Bunun için elimizi taşın altına koymaktan geri durmayacağız. Çünkü bu ülkenin bütün çocukları, gençleri, kadınları, Kürdü, Türkü, tüm yurttaşları, korkmadan yaşayacağı, umutla büyüyeceği bir Türkiye'yi hak ediyor. Bu duygularla, Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu'nun ülkemizin demokratik geleceğine güçlü katkılar sunmasını diliyor; organizasyonda emeği geçen herkese teşekkür ediyor, sizleri sevgiyle, dayanışma duygularımla selamlıyorum.”
MHP'Lİ YILDIZ: 'KARDEŞLİK TÜRKÜLERİ SÖYLEYECEĞİZ'
MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız da forumun açılışına mesaj gönderdi.
Yıldız’ın mesajı ise şu şekilde:
“Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nın ev sahipliğinde 12-16 Mayıs tarihleri arasında düzenlenen Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’na Eşbaşkanlar olarak yapmış olduğunuz kıymetli davet ve şahsımla ilgili değerli görüşleriniz için her birinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum. Beş gün sürecek etkinliklerde toplumsal uzlaşmayı tahkim edecek, kardeşlik ve barışı güçlendirilecek, demokratik standardımızı yükseltecek önerilerin akademi, sivil toplum, farklı inanç, kimlik, meslek ve siyasi gruplar tarafından gerçekleştirilmiş olmasını değerli buluyoruz. Hukuk devleti bir kere inşa edilen ve tamamlanan statik bir olgu değildir. Değişen toplum yapısı, ekonomik gelişmeler ve ortaya çıkan riskler, fırsatlar hukuk devletinin yeniden düzenlenmesini gerekli kılmaktadır. Şiddet ve tedhiş yalnızca doğrudan hedef aldığı kurbanlar üzerinde değil daha geniş kitleler üzerinde yıldırma ve korku iklimi yaratan bir insanlık suçudur. Ekonomik, demografik, sosyolojik ve psikolojik boyutlarıyla da bir milli güvenlik sorunudur. Her Türkiye Cumhuriyeti vatandaşının kendisini bu ülkenin eşit, özgür ve makbul bir vatandaşı ve bu milletin ayrılmaz muhterem bir parçası olduğunu hissetmesini sağlamak demokrasimiz için bir tercih değil bir zorunluluktur. Bir devlette adalet yoksa hangi sistemle yönetildiğinin, kim tarafından idare edildiğinin, vatandaşlarının hangi inanca ve milliyete sahip olduğunun bir önemi yoktur. Ülkemiz için milletimiz için her şeyi birlikte yapacağız. Tarihi ve kültürel değerlerimiz Hevsel Bahçelerinde, Meram Bağlarında kalıcı huzur için kardeşlik türkülerini birlikte söyleyeceğiz. 'TARİHİ FIRSAT YAKALANMIŞTIR' 1 Ekim 2024’te Gazi Meclisin 28. Döneminin 3. Yasama Yılı Açılışında Milliyetçi Hareket Partisi Lideri Sayın Devlet Bahçeli’nin DEM Parti sıralarına giderek, Sayın Tuncay Bakırhan ve Milletvekilleriyle tokalaşması ile başlayan süreç ve 22 Ekim 2024 tarihinde TBMM’de Parti Grubumuzda yaptığı tarihi konuşma yüzyılın en cesur siyasi hamlesidir. Yarım asırdan beri ülkenin beşeri, sosyal ve ekonomik kaynaklarına ağır maliyetler yükleyen tedhiş ve şiddet sorununa nihai çözüm yolunda tarihi bir fırsat yakalanmıştır. Liderimizin işaret ettiği gibi; Yıllar boyunca şiddetle mücadeleye ayrılmak zorunda kalınan devasa kaynakları artık çocuklarımıza okul; yaşlılarımıza hastane ve bakım hizmeti; Çiftçimize sulama kanalı, tarımsal destek, kırsal kalkınma; Gençlerimize teknoloji merkezi, üniversite yatırımı, gençlik projesi; kadınlarımıza istihdam ve sosyal refah; Esnafımıza kredi, sanayicimize yatırım; şehirlerimiz altyapı, köylerimize yol; tarlalarımıza bereket olarak döndürmeliyiz. Aynı zamanda kültürde, sanatta, sporda farklılıkları ortak akıl ve vicdanla birlikte yönetmeliyiz. 22 Ekim 2024 tarihinden bugüne süreç uyum içinde ilerlemiş o günden bugüne evlere, yüreklere çok şükür yeni ateşler düşmemiştir. Farklılıkların çatışma unsuru değil, toplumsal çeşitliliğin doğal bir parçası olarak görüldüğü bir iklimin yaratılması ve şiddetin tümüyle reddedilmesi gerekir. ‘Türkiye Yüzyılı’ ideali, hukukun üstünlüğü, ekonomik ferahı, demokratik katılım ve toplumsal dayanışma ilkeleriyle temellendirilmiş bir vizyonu ifade etmektedir. Bu vizyonun başarısı, yalnızca iç güvenliğin sağlanmasında değil, Türkiye’nin bölgesel barış mimarisi içindeki konumuna da doğrudan katkı sunacaktır. Bölgemizde, uzun süredir devletleşme ve merkezileşme taleplerinin olduğu görülmektedir. Birçok ülke kendi egemenlik kapasitesini yeniden inşa etme sürecine girmiştir. Bu süreç, devlet dışı aktörleri ya uyum sağlamaya veya tasfiye olmaya zorlamaktadır. Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu; Meclis'in temsil gücünü, siyasetin çözüm üretme kapasitesini ve milli iradenin denetim imkânlarını aynı zeminde buluşturan bir örnek ortaya koymuştur. Güçlü bir fikir birliği ile meclis yapımızın kahir ekseriyetiyle çözüm odaklı bir birliktelik inşa edilmiştir. Toplantılar boyunca oluşan müşterek kanaat, şiddet ve tedhişle mücadele yönteminin sadece güvenlik tedbirleriyle sınırlı kalmaması yönündedir. Komisyon tarafından milletimizin tamamını kucaklayan, şiddet ve tedhişin sebep ve sonuçlarını ortaya koyarak mücadele kararlılığından taviz verilmeden, hukukun üstünlüğü ilkesinden sapılmadan ve milli güvenlik kaygıları göz ardı edilmeden barış ve huzur için çerçeve bir metin hazırlanmıştır. Tam demokrasiye dayanan, yurttaşlık bilincinin, eşitlik temelli kardeşliğin ve kurumsal şeffaflığın kalıcı huzur ve barışı mümkün kılınacağı rapor edilmiştir. Bu çerçeve metin, bundan sonraki süreçte atılacak adımlara ortak hedefler doğrultusunda yol gösterecek kıymetli bir başvuru belgesidir. Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu’nun başarıyla tamamlanmasını diliyor, bu vesileyle; forumun düzenlenmesine katkı sunan, emek veren herkesi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.”
FİGEN YÜKSEKDAĞ: 'ÇAĞIN KADERİNİ BELİRLEYECEK'
Tutuklu siyasetçi ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın cezaevinden gönderdiği mesaj ise şu şekilde:
“Şüphesiz varlığımızı tanımlayan politik coğrafyada, etkileşim içinde olduğumuz bölge ve dünyada yaşanan değişim sancısı, bizleri her yönüyle sorumluluk üstlenmeye, çözüm ve seçenek üretmeye yönlendiriyor. Türkiye, Kürdistan ve bölge gerçekliğini savaş, sömürü, kadın kırımı, doğa tahribatı, kışkırtılmış gerici şovenist düşmanlıklar ve güçlünün zayıfı ezdiği, hakkını gasp ettiği bir zemin üzerine kuranlar karşısında seçenek üretecek olan, şüphesiz ki halklarımız ve onun demokratik bilinç kuşanmış örgütlülüğüdür. ‘Herkes için, hep birlikte toplumsal barış ve özgürlük’ derken, canavarlar kuşatması altındaki yerel ve bölgesel habitat için eksen değiştirme, eksen belirleme amacına da işaret ediyoruz. Böyle bir amaca, iradeye ve sergilenecek her tür çabaya ne kadar ihtiyaç duyulduğu ortada. Türkiye’den, Amed’den, Rojava’ya, Filistin’e, İran’a kadar halkların, kadınların, bütün kurtuluş özlemi taşıyanların barış ve özgürlük adına birleştiği bir hakikat, çağın kaderini belirleyecektir. Bu asla uzak bir hayal değildir; hepimize oturduğumuz mahalle, gittiğimiz okul, çalıştığımız tarla, fabrika, işyeri; katıldığımız miting-eylem, yattığımız zindan kadar yakındır. Bütün toplumsal yaşam, üretim ve etkileşim alanlarında barış ve özgürlük kavramlarının yükselen değerine dönüşmesi, yeni bir toplumsal örgütlenmeye ve sözleşmeye pratik zemin sunması mümkündür, gereklidir. Gerçekleştirdiğiniz forumun, Türkiye halkları açısından hayati önem taşıyan bir süreçte, barışın toplumsallaşması çabalarına büyük katkı yapacağına inanıyorum. Toplumsallığın yerellikle eş anlamlı olduğunu düşünürsek, bu katkının anlamı daha öne çıkacaktır. Barış, özgürlük, demokrasi farkındalığının toplumun ana yaşam damarlarından kılcal damarlarına kadar yayılma iradesi temelden, yani yerelden büyüyecektir. Etkinliğinizin, Sayın Başkan Öcalan tarafından başlatılan Barış ve Demokratik Toplum Süreci ve iradesini sahiplenen, güçlendiren bir verim ortaya çıkaracağına inanıyorum. Zira böylesi bir verim yükseltme etkinliğine çok ihtiyaç var. Umudu, yeni başlangıçları ve kurucu misyonu örgütlemek elbette kolay değildir. Ama her tür zorluk karşısındaki başarı deneyimlerimiz, rehberimiz ve güvencemizdir. Hepinize saygılarımı, sevgilerimi sunuyor; özlemle dayanışmayla selamlıyorum.”
DEMİRTAŞ VE MIZRAKLI'DAN ORTAK MESAJ
HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş ile Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi esi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’nın ortak mesajı ise şu şekilde:
“Toplumsal Barış ve Özgürlük Forumu adıyla düzenlediğiniz anlamlı ve değerli buluşmanın başarılı geçmesini temenni ediyor, emeği gelen herkesi kutluyor, teşekkürlerimizi sunuyoruz. Yaşanan derin siyasal ve toplumsal çöküşten çıkışa ışık tutacak, yol gösterecek kıymetli tartışmalarla onurlu barış arayışına da büyük katkılar sunacağınıza olan inançla hepinize içten selam, sevgilerimizi gönderiyor, özgür yarınlarda bir arada olabilmeyi diliyoruz.”
(Kaynak: MA)