Nobel Ödüllü Shirin Ebadi: 'Türkiye'deki iyileşme İran'daki Kürtlerin durumunu da olumlu etkiler'
Nobel Barış Ödülü sahibi Ebadi Türkiye ve İran’daki Kürtlerin durumunu değerlendirerek, 'Türkiye'deki iyileşme İran'daki Kürtleri de olumlu etkiler' dedi. Konferansa Meksika’dan katılan Marksist filozof Holloway ise Öcalan’ın “kapitalizmin karanlığında parlayan bir ışık” olduğunu belirtti.
Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi’nin (DEM Parti) sürdürdüğü “Uluslararası Barış ve Demokratik Toplum Konferansı”na Nobel Barış Ödülü sahibi İranlı hukukçu ve insan hakları savunucusu Shirin Ebadi videolu mesaj gönderildi.
Konferansa katılamadığı için üzgün olduğunu ifade eden Ebadi, mesajında hem Türkiye’deki hem de İran’daki Kürtlerin durumuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Ebadi, mesajına “Silahlarını bırakıp kalemleri seçen herkese sevgilerimi gönderiyorum” diyerek başladı.
Türkiye’nin ve İran'ın son 30 yıllık deneyiminin savaşın çözüm olmadığını gösterdiğini belirten Ebadi, “Savaş yalnızca can kayıpları bırakır ve bedelini halk öder; kimseye hiçbir fayda sağlamadan” dedi.
Silahlı mücadele yerine örgütlü siyasi mücadele ve ifade özgürlüğüne dayalı yolların sonuç vereceğini dile getiren Ebadi, Abdullah Öcalan’ın bu yönde başlattığı değişimi işaret ederek, “Umarım en kısa zamanda destekçilerinin arasına döner ve diplomatik müzakereler yürüterek demokrasiye giden yol daha kolay erişilir hale gelir” ifadelerini kullandı.
‘TÜRKİYE'DEKİ İYİLEŞME İRAN'DAKİ KÜRTLERİ DE OLUMLU ETKİLER'
Türkiye’nin kültürel çeşitliliğiyle zengin bir ülke olduğunu belirten Ebadi, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ve daha yüksek bir demokrasi düzeyi seçmelidir. Ve içinde İran’ında dahil olduğu bölgedeki diğer ülkelere örnek olmalıdır. Maalesef ki İran İslam Cumhuriyeti’nin İran Kürtlerine nasıl kötü davrandığını görebiliyoruz. Öyle ki; İran İslam Cumhuriyeti’nde Kürt olmak hükümet tarafından büyük bir günah olarak görülmektedir. Hükümet onlara her zaman şüpheyle bakmaktadır. Ve bu anlamda, Türkiye’deki Kürtler olarak, durumunuzdaki iyileşme, İran’daki Kürtlerin koşullarını da olumlu anlamda etkiler. Diliyorum ki; İran hükümeti de İran’da yaşayan tüm bireylere saygı göstermesi gerektiğini öğrenir. Türkiye’nin Kürtleri için demokrasinin gelişmesi ve siyasi partilerin oluşum süreci için başarılar diliyorum.
ÖCALAN'IN ÖZGÜRLÜĞÜ İÇİN ÇAĞRI
Ve ben Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü içinde tekrar çağrıda bulunuyorum. Hedeflere ulaşmak için silahların bir kenara bırakılıp, başka bir yolun seçilmesinden söz edildiğine göre, Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve iki taraf arasındaki doğrudan müzakerelerin başarısı, bu sürecin temel koşullarıdır. Ve biliyorum ki siz bunu başaracaksınız. Yıllar süren mücadelenin ardından şimdi müzakere masasında oturup barış ve uzlaşı konularını tartışıyorsunuz. Elbette zafere ulaşacaksınız. Türkiye’nin Kürtleri için özgürlük ve zafer, İran’daki Kürtler için daha iyi koşullara sahip olmalarını diliyorum.”

MARKSİST FİLOZOF HOLLOWAY: KAPİTALİZMİN KARANLIĞINDA PARLAYAN BİR IŞIK BENİ CEZBETTİ
Meksikalı Marksist filozof John Holloway de katılımcılara seslendi. Holloway, 11 bin kilometre yol katederek konferansa geldiğini belirterek, Öcalan’ın yaktığı ışığın dünyanın karanlığı içinde bile görülebildiğini söyledi.
Kapitalizmin yarattığı yıkım ve savaş politikalarının tüm dünyada karanlığı derinleştirdiğini ifade eden Holloway, “Neden bu kadar uzağa geldim diye sordum kendime. Çünkü kapitalizmin karanlığında parlayan bir ışık beni cezbetti. Öcalan’ın ışığı ve Kürt Özgürlük Hareketi, dünyanın karanlığında parlayan bir ışıktır” dedi.
Türk devletinin, özgürlük mücadelesine adadığı hayatı nedeniyle Öcalan’ı 25 yıldan uzun süredir ağır tecrit altında tutmasını “karanlığın bir göstergesi” olarak nitelendiren Holloway, bu tutumun uluslararası alanda Türkiye’yi utandırdığını söyledi.
Dünyanın büyük bir yıkım çağından geçtiğini belirten Holloway, “İsrail devletinin çocukları, kadınları öldürmesine karşı seyirci kalan, paranın hüküm sürdüğü, insanlığın kendi yok oluşuna koştuğu bugünün dünyası çok karanlık bir yer. Bu nedenle bu ışık çok önemli” diye konuştu.
‘DEVLET SAVAŞA YOL AÇAR, KOMÜN BARIŞA’
Konuşmasında, 'Kürt Özgürlük Hareketi' ile Zapatista Hareketi arasındaki benzerliklere de değinen Holloway, her iki hareketin de kendileri için umut kaynağı olduğunu söyledi. Hareketlerin kusursuz olmadığını ancak insanlık onuruna dayalı bir mücadelenin merkezinde bulunduklarını belirten Holloway, bu ışığı oluşturan beş temel niteliği şöyle sıraladı:
"Anti-kapitalist, anti-devletçi, anti-ataerkil, anti-ekosid ve anti-milliyetçi."
Devlet biçiminin özünde dışlayıcı ve şiddet üreten bir örgütlenme olduğunu ifade eden Holloway, “Devlet şiddet içeren bir biçimdir; komün ise tartışır, müzakere eder ve ortak bir karara varır. Bir örgütlenme biçimi olarak devlet savaşa yol açar, komün ise barışa. Anlamlı barış, toplumsal dönüşüm üzerine kurulmalıdır” dedi.
ÖCALAN’IN ÖZGÜRLÜK SOSYOLOJİSİ’NE GÖNDERME
Holloway, Öcalan’ın kadın özgürlüğüne dair tespitlerinin belirleyici olduğunu söyleyerek, ataerkilliğin en eski sömürü biçimi olduğunu vurguladı. Hem Kürt Hareketi’nin hem Zapatistaların kadınların toplumsal rolünü dönüşümün merkezine koyduğunu belirten Holloway, bunun olmadan özgürlüğün mümkün olmayacağını söyledi.
Ekolojik yıkıma karşı duruşun ve milliyetçiliğin reddinin bu mücadelenin temel unsurları olduğunu dile getiren Holloway, Öcalan’ın Özgürlük Sosyolojisi’ne atıf yaparak, “Gerçek özgürlük, biz ve diğerleri arasındaki ayrımın ötesine geçmektir” sözünü hatırlattı.
‘KARANLIĞA KARŞI ONURUN IŞIĞI’
Konferans katılımcılarına hitaben, uluslararası dayanışmanın önemini unutmamaları çağrısında bulunan Holloway, Kürt hareketinin dünya halkları açısından taşıdığı önemi şu sözlerle ifade etti:
“Türk devletiyle yürütülen tüm zorlu ve önemli müzakereleri destekliyorum. Fakat şunu bilin: Meksika’da, Latin Amerika’da ve dünyanın her yerinde yaşayan bizler için Kürt Hareketi, karanlığa karşı onurun ışığıdır; ‘onurun karanlık dünyaya karşı öfke ışığı’dır. Dünya halkları sizden umut bekliyor. Lütfen bunu unutmayın.”
GİRRA: ÖCALAN DEVRİM NİTELİĞİNDE MESAJ VERDİ
Konferans İtalya parlamentosu milletvekili Francesca Girra ve İtalya Volt Parti Eşbaşkanı Daniela Patti’nin konuşmasıyla sona erdi.
Francesca Girra, “Şu anda Türkiye'de ve dünyanın diğer tüm ülkelerinde barış ve demokrasi için gerçek taahhüdümüzü vurgulamalıyız” diyerek, “Ortadoğu savaş halindeyken, Gazze'de soykırım devam ederken, bence Öcalan, barış, demokrasi, ekoloji, feminizm ve sosyalizm konusunda devrim niteliğinde bir mesaj verdi. Buna rağmen, 26 yıldır cezaevinde kalmasına rağmen, bence bu gerçekten harika ve aydınlatıcı bir şey. Sanırım, her yerde barış ve demokrasi elde etmek için siyasi tutuklu olan Sayın Öcalan’ın özgürlüğünü yüksek sesle talep etmeye devam etmeliyiz” ifadelerini kullandı.
İtalya Volt Parti Eşbaşkanı Daniela Patti ise “Avrupa'nın Türkiye ile olan üç korkunç ve çok pahalıya mal olan bağından bahsedeceğim: askeri destek için NATO, göçü durdurmak için Balkan rotası ve enerji tedariki için Türk Akımı. Bunlar korkunç şeyler ve her yıl bu anlaşmalar için çok para harcanıyor. Öyleyse, umduğumuz şey, Türkiye'nin de ihtiyaç duyduğu, istediği; Kürtlerle de barışın gelmesidir. Çünkü başka birçok savaş cephesi açık."
Konferansta alınan notların birleştirilerek bir sonuç bildirgesinin hazırlanacağı ve iki gün sonra kamuoyu ile paylaşılacağı bilgisi verildi. (HABER MERKEZİ)
Norman Paech, Öcalan ile görüşmesini anlattı: “Ulus devlet çözmüyor, kolektif haklar şart”Politika
Demokratik Toplum Konferansı ikinci gününde: 'Ortadoğu'da bir Kürt istisnası var ve bölge siyasetinin kurucu dinamiği'Politika
Demirtaş ve Yüsekdağ'dan mesaj: 'Yeni bir dönemin kapıları açıldı'Politika