Her defasında heyecanla beklenen Galatasaray – Fenerbahçe derbilerine en yakışmayan skor çoğu kez 0-0 oluyor, bunlara bir yenisi daha eklendi, ne şiş yandı, ne kebap…
Bu derbinin kaybedene çoğu kez olumsuz etki yaptığını düşünürsek, sezonun daha 3. haftasında bu karşılaşmanın oynanması farklı şekilde yorumlanabilir. 
Ve Fenerbahçe’nin, henüz transfer dönemi bitmeden 3. maçına ideale yakın kadroyla çıkması, yıllardır gözlemlenemeyen bir görüntüydü.
Bazıları Erol Bulut’tan Samatta’yı bekliyordu ama onbirde oynatılmaması, futbolun ciddi bir iş olduğunun göstergesiydi. ‘Bugün sünnet, yarın deniz’ futbol için pek de geçerli bir görüş olamaz. Keza oynadığı süre içinde de takıma ısınma modunda gözüktü…
İlk 2 hafta itibarıyla futbolu daha çok beğenilen taraf Galatasaray’dı. Ama karşılaşmaya daha iyi başlayan taraf Fenerbahçe olarak gözüktü. 
Tisserand’ın takıma katılmasıyla, önde Gustavo –Sosa ikilisini de değerlendirirsek Sarı Lacivertliler hedefledikleri savunmaya ulaşmış gözüktüler. Bir kez geçit verdiler ilk 45 dakikada, onda da 25’de Linnes’in vuruşunda devleşen Altay vardı. 
Günlerdir beklenen bir karşılaşma olarak tempo derseniz, çok da düşük değildi. 
Bu derbi seyircisiz olunca daha da zor havaya girilen bir maç. Ancak yine de mücadele vardı, ilk yarıda pozisyona bağlı 3 sarı kart da bu isteğin bir göstergesi olarak değerlendirilebilirdi.
İkinci bölümde de çok fazla değişen bir şey yoktu. Galatasaray yorgun ve sezonun başında aldığı sonuçlara gölge düşürecek riske girmeden galibiyet kovalarken Fenerbahçe iyi takım olma sinyalini verdi.
Gol olmadı ama olabilecek net pozisyonlar vardı. Bunlarda en etkili isim yine Altay oldu. 2. yarıda da 65’de Arda, 73’de de Emre’nin vuruşlarında tek başına takımının kader adamı oldu. 
Maç istatistiklerine baktığımızda Fenerbahçe’nin toplam şutta 14’e 9, kornerde 9’a 5, tehlikeli atakta ise 44’e 31 üstünlüğü var. Ama net pozisyonlar yakalayan Galatasaray oldu. Bunu da şimdilik Sarı Lacivertlilerin hücum yapısının yeni yeni oluşmasına bağlayalım…
Bir de ‘profesyonel sarı kart taktiği’ izledik derbide. Bir takım atağa kalkar kalkmaz sert hamleler ve uçuşan sarı kartlar vardı. 11 sarı kartın (7’si Galatasaray’a) çıktığı bir maçta kırmızı kart olmaması profesyonellikten başka neye bağlanabilir, bilemem…
Bu kadar pozisyon öldüren kartlar karşısında Ali Palabıyık’ın yönetiminin yorumu ise hakem hocalarına ait olsun…
Bir de… Pek üslubum olmasa da… Galatasaraylı Taylan hakkında 1-2 cümle belirtmek isterim. Kuşkusuz iyi bir futbolcu ve Fatih Terim ondan çok şey bekliyor gözüküyor. Haklı – haksız çok pozisyon yaşadı ama bir çoğunda, hani klasik deyimle, ‘tribünlere oynamak’ pek yakışıklı olmadı. Tekrar ediyorum, haklı gözüken kararları da vardı ama itiraz şekli, yerde yatışları derken… Bunlar pek sahalarda görmek istemediğimiz hareketler…