Ülkemizin benzersiz güzelliklerinden birisi de çok yüksek “ahlaki değerlere” sahip olma özelliğidir. Muhafazakâr yapının temelinde olan “ahlak” en fazla hassasiyet gösterilen konudur.

Çok muhafazakâr ve çok ahlaklı!

İşte bu muhteşem bileşim, karşısında duran her şeyi yere serebilir. 2000’li yıllarda bu üstün niteliklere çok değerli katkılar yapıldığını da teslim etmeliyiz.

Muhafazakâr yapının saygıdeğer ulemaları verdikleri vaazlar, açıkladıkları görüşlerle, karşılarına aldıkları cemaatlere söyledikleriyle yeni ufuklar açtılar:

-Baldızınız, kayınvalideniz, üvey kızınız hatta öz kızınız da size helaldir!

İtiraz edenler de oluyordu. Ne yapıyorsunuz siz? Bu kadar aleni konuşursanız bizimkiler ipten kazıktan kurtulup, tuttuklarını öperler, diye uyarıyorlardı.

Ancak korkulan esas gelişme çalışma yaşamında ortaya çıktı.

Çok ahlaklı “Muhafaza-KÂR” yapı, Covid-19 salgını nedeniyle iktidarın getirdiği “işten atma yasağı” karşısında “üstün değerlerini” ortaya koymak için kolları sıvadı.

Önce iş yasalarını taradılar, sonra da “yüksek ahlaki standartlarını” ortaya koydular. Aşağıdaki satırlar bu işin nasıl geliştiğini anlatıyor:

“Patron işten çıkardığı işçiler için Sosyal Güvenlik Kurumuna 10 gün içinde işten ayrılış bildirgesi vermek zorunda. İşçiyi hangi gerekçe ile işten çıkardığını da kod numarasıyla işaretliyor. Kod 29; işçinin İş Kanunu’nun 25. maddesinin ikinci bendinde sayılan “Ahlak ve iyi niyet kurallarına uymayan haller (davranışlar)” sergilediği gerekçesiyle iş akdinin feshedildiğini gösteriyor.” (Sevda Karaca/Evrensel/ 11 Eylül 2020)

Covid-19 nedeniyle iş yerleri kapılarına kilit vurmak zorunda kaldılar. Açık alanlarda çalışanlar ise patronlarından her ay maaş talep etme cüretini gösterdiler. Birikmiş maaşlarını alamayınca sendikalarına gittiler. Sendikasız olanlar ise hızlı bir örgütlenmeyle sendikalı oldular.

İşçi çıkarmak da yasak!

Öyle zannediliyordu.

Fakirlerden aldığı oyla iktidara geldikten sonra zenginlere hizmette kusur etmeyen AKP’nin reformlarında yer alan İş Kanunu'nun 25. Maddesinin İkinci bendindeki üstün “ahlaki değer” hatırlandı:

-KOD-29!

Yüksek ahlaki değerlere sahip bir patron beğenmediği işçiyi/çalışanın karşısına geçip, “KOD-29” dedi mi, önünde hiçbir engel kalmadan yıllardır işyerinde çalışan kişiyi kapının önüne koyabiliyordu.

Yüksek ahlaki değerlere sahip patronlar işçilerini/çalışanlarını tazminatsız kovmakla kalmıyorlar, onlara bir de ömür boyu boyunlarında taşıyacakları bir yafta asıyorlardı:

“Namussuzluk, ahlaksızlık, cinsel suçlar, ailenin ve iş arkadaşlarının yüzüne bakamaz hale gelme!”

Patron “bu yüzden işten attım” dedi mi, artık o işçi/çalışan baş vurduğu hiçbir işyerinde çalışma şansına sahip olamıyor. Kadınlarda ise mağduriyet ikiye katlanıyor.

Patronlar için şimdiye kadar hiçbir iktidar bu kadar büyük bir hizmet üretmemişti. Bunların hepsi “yüksek ahlaki değerler” çerçevesinde hayata geçirildi, geçiriliyor.

İçlerinde bu satırların yazarının da bulunduğu eski kafalı münafıklar, yeni “üstün değerlere” bakarak şu tespiti yapıyorlar:

-Ahlaksızlığın Everest’i KOD-29!