Memleketin hemen her yanı yıllardır rant, talan ve gasp projelerinin saldırısı altında. Bu saldırıdan son dönemlerde nasibi alan bölgelerden biri de Çanakkale’deki Assos Antik Kenti oldu. Çevre ve yaşam alanları mücadelesi verenler günlerdir seslerini duyurmak için ellerinden geleni yapmaya çalışıyor.

Assos Antik Limanı’nda “kaya ıslahı” adı altında iş makinaları ile hem doğal peyzaj hem de tarih yok ediliyor.

Bu doğal, tarihi ve kültürel insanlık mirası alanına yönelik saldırının geçmişine şöyle bir bakalım.

UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan ve I. derecede arkeolojik ve doğal SİT alanı olan Assos Antik Kenti Limanı’nda geçtiğimiz yıllarda birkaç kez yamaçtan kaya düşmesi üzerine, Kasım 2020’de Çanakkale Valiliği’nin talimatıyla Çanakkale İl Afet Müdürlüğü yamaçtan taş düşmesini engellemek için bir proje hazırlatmaya karar verdi.

İl Afet Müdürlüğü, rapor ve proje ihale dosyasını hazırlamak üzere Dynamica Mühendislik isimli şirkete ihaleyi verdi. Bu rapor ve şartname doğrultusunda Ayvacık Kaymakamlığı Köylere Hizmet Götürme Birliği de 26 Mart 2021’de “Ayvacık İlçesi Assos Kaya İslahı İnşaatı” işini ihale etti. İnşaat ihalesini alan Niday İnşaat Ltd. adlı bir şirket nisan ayında işe başladı. Şu anda hafriyat çalışmalarını bu şirket götürüyor.

Bölge, Çanakkale Valiliği tarafından afet bölgesi ilan edilerek 500 gün süreyle ziyarete ve turistik faaliyetlere kapatıldı. Böylelikle binlerce yıllık tarihin üzerinde iş makinelerinin, kepçelerin gezinmesinin de önü açılmış oldu.

Maalesef, biz bu vandallığa varan görüntüleri daha önce Hasankeyf’te, Salda Gölü’nde ve ülkenin pek çok başka yerinde gördük. Gelecekte neler olabileceğini de rahatlıkla öngörebiliyoruz.

İhaleyi alan Dynamica Mühendislik’in adresi Trabzon Ortahisar ilçesinde görünüyor. Şirket internet sayfası üzerinden, “Referanslarımız” başlığı altında “Çanakkale İli, Ayvacık İlçesi, Behramkale Köyü (Assos Antik Liman Mevkii) Kaya Islahı Projelendirme İşi”ne de yer verdi.

Trabzon, Konya, Artvin, Bitlis, Sivas, Urfa ve Mersin gibi birçok ilde çalışmaları bulunan şirketin toplam 27 “Kaya Islahı Projesi” ile 7 tane “Tarihi ve Ahşap Yapıların Projelendirmeleri” işini de referansları arasında saymış.

Yine şirketin internet sitesinde yer alan bilgilerde (http://dynamicaeng.com/referanslarimiz/), Dynamica Mühendislik’in Trabzon’da Sümela Manastırı I. Bölüm Üstündeki Yamaçların Detaylı Kaya Islahı Projelendirme işini de aldığı görünüyor. Ancak, şirketin daha önce adının buradaki restorasyon sürecinde hiç bilinmediği söyleniyor.

Şirket, Yavuz Sultan Selim Köprüsü’nün Asya Ayağındaki Riskli Yamacın Kaya Islahı Projelendirmesi’ni de iki etap halinde yapmış.

Yine geçmiş yıllarda Ankara-İstanbul Yüksek Hızlı Tren projesi kapsamında da yamaçlarda bulunan riskli kayaların detaylı ıslah işlerini de bu şirket almış.

Son dönemin bu kadar büyük işlerine imza atan bir şirketin ve sahiplerinin kamuoyunda bilinmemesi ilginç…

Şirketin ortakları ise iki inşaat mühendisi Mohammad Manzoor Nasery ve Mohammad Noman Nasery olarak gösterilmiş. Haklarında hemen hiç bilgi yok. Konuya yakın kaynaklar, bu şirketin ve bu isimlerin büyük ihtimalle göstermelik olduğunu, arka planda farklı isimlerin yer alabileceğini düşünüyor.

Geçtiğimiz günlerde “ıslah çalışması" adı altında yürütülen faaliyetlerle ilgili Ayvacık Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunuldu.

Hakkında suç duyurusunda bulunulanlar arasında Dynamica Mühendislik de var.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği ile Assos Dostları tarafından yapılan açıklamada, I. derece arkeolojik SİT alanlarının korumaya yönelik bilimsel çalışmalar dışında aynen korunacak SİT alanları olduğu hatırlatıldı.

Açıklamada, “Bilimsel amaçlı kazıların dışında hiçbir kazı yapılamaz. Oysa fotoğraflar, videolar ve basına yansıyan haber ve görüntüler, Assos’ta iş makinaları ve kepçelerle kazı yapıldığını, toprak alındığı ve taşındığını, bu işlerin hiçbir denetim yapılmadan gerçekleştirildiğini göstermektedir” ifadelerine yer verildi.

Buralar tüm insanlığın ortak mirası. Yapılan işler ger dönülmez zararlara yol açarken, kamu görevlileri de almaları gereken sorumluluğu almıyor.

Bölgedeki tahribata sessiz kalmayan çevreciler ise, Assos’un daha fazla katledilmemesi ve hasarın giderilmesi için Çanakkale Valiliği’ni, Ayvacık Kaymakamlığı’nı ve Koruma Kurulunu bir an önce inşaatı durdurmaya çağırıyor.

Öte yandan, Assos Antik Limanı’nda “kaya ıslahı” adı altında yapılan tahribatın ihale öncesi hazırlanan teknik raporunun da bazı detayları ortaya çıktı. Raporda çalışma sırasında bazı patlayıcıların kullanılabileceği belirtiliyor.

Yine daha önce Hasankeyf’te tarihi yapılarını bulunduğu alanlarda da patlatmak yapılması kamuoyunda tepkilere neden olmuştu.

Çanakkale 18 Mart Üniversitesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Prof. Dr. Doğan Perinçek, Türkiye’de benzer bir kaya ıslahı projesinin bulunmadığını belirterek, bölgede yapılan tahribat öncesinde alanda yaptığı tespitlere göre antik dönem duvarlarının olduğunu ancak şu anda kazılan yerde bu duvarların yok edilmiş olduğunu tespit ettiğine dikkat çekti.

Perinçek, Assos’un bazı bölgelerinde çok sayıda Helenistik döneme ait arkeolojik malzeme/buluntunun mevcut olduğunu ifade ederek, “Assos sandığımızdan çok daha büyük bir alan ve tahribatı, yıkımı değil keşfedilmeyi bekliyor” dedi.

Haftasonu son durumla ilgili yapılan açıklamada, “İğneyle kuyu kazılması gereken, gözümüz gibi bakmamız gereken bir yere görgüsüzce, saygısızca, hoyratça ya da kim bilir hangi gözü doymaz, rantçı, talancı bir zihniyetle dozerler soktunuz, patlayıcılarla tahrip ediyorsunuz.

Can güvenliği gerekçesi ile yapılmak zorunda olan “kaya ıslahı” bilimsel yollarla, işin uzmanlarına danışılarak, hem doğal ve arkeolojik dokuya zarar vermeden, hem de bölge köylüleri ve turizm emekçileri mağdur edilmeden, kış sezonları kullanılarak yapılabilirdi. Yamaçtaki riskli kayalar çelik perdelerle engellenebilirdi. Oysa şimdi antik limanda adeta taş ocağı görünümü var. Yapılan geniş teraslamaların amacının, güvenlik tedbirinden çok, otopark ve yeni ticari alan yaratmak olduğu anlaşılıyor. Bu durumdan kimlerin yarar sağlayacağını çok merak ediyoruz” denildi.

Türkiye’nin en önemli doğal, kültürel ve tarihi alanlarından biri daha ranta ve talana kurban gitmek üzere. Bunun olmaması için çok daha geniş bir kamuoyu desteğine ihtiyaç var. Hemen çalışmaların durdurulması, bölgenin rehabilite edilmesi ve iş makinelerinin derhal bölgeden çıkarılması gerekiyor. Yoksa, gelecek nesiller böyle bir insanlık mirasına daha kartpostallardan bakmak zorunda kalabilir…