Nalin ÖZTEKİN


ARTI GERÇEK - Yazar Hamide Yiğit, 'Tekmili Birden IŞİD, El Kaide'den IŞİD'e; Amerika için Cihat' adlı kitabı nedeniyle 301. Madde'den yargılandığı davada hakim karşısına çıktı. Mahkeme heyeti Yiğit'e verdiği 6 ay hapis cezasını, para cezasına çevirdi. Ancak dava dosyasında ortaya çıkanlar herkesi şaşırttı. Hamide Yiğit'in Türkiye'nin Suriye politikalarını da değerlendirdiği kitabında bilirkişi olarak inceleme yapan kişi bir trafik polisiydi. Yiğit ve avukatı daha yetkin bir kişinin inceleme yapmasını talep ettiyse de mahkeme heyeti bu talebi reddetti. Dün görülen duruşmaya uluslarası heyetin gözlemci olarak katılma talebi de reddedildi. Salonda bulunanların 'Madem adil yargılama var izlesinler, tanık olsunlar' demelerine rağmen heyet içeri alınmadı. Duruşma boyunca gergin bir ortam yaşandı. 

Hamide Yiğit hem emekli felsefe öğretmeni hem de araştırmacı yazar. Yiğit, IŞİD'i her yönüyle incelediği kitabını yazdıktan sonra şikayetler art arda gelmeye başladı. İddianamede, Yiğit hakkında 'İHH Yönetim Kurulu, Berat Albayrak ve Bilal Erdoğan'a hakaret ettiği' ve 'basın yayın yoluyla terör örgütü propagandası yaptığı' iddiasıyla ceza istendi. Bununla da yetinmeyen savcı, kitaptaki bazı bölümler nedeniyle Türk Ceza Yasası'nın 301. maddesinden dava açtı. İddianamede Yiğit'in 'devleti ve hükümetini alenen aşağıladığı' öne sürüldü.

'KİTABIMI BİLİRKİŞİ DİYE İNCELETTİKLERİ KİŞİ TRAFİK POLİSİ'

Yiğit yaşadıklarını şöyle özetliyor:

"Kitabımın Türkiye ile ilgili kısmının hemen hemen tamamını bilirkişi diye incelettirdikleri bir trafik polisi. Onun tarafından suç unsuru olarak kabul edilmiş. Ben araştırmacı yazar olduğum için IŞİD'i dünya literatürünü tarıyarak yazdım. Türkiye ile ilişkisini bütün dünyanın bildiği yönleriyle yazdım. Hepsinin belgeli kaynakları var. Görsel delilller de sundum mahkemeye. Ama bilirkişi diye atanan polis memurumuz devleti aşağıladığım kanısına varmış. Savcı da buradan 301'den dava açtı"

'HAKİMLER ÖZGÜRCE KARAR VEREMİYOR'

Yiğit bir trafik polisi yerine konuda uzman bir kişi tarafından inceleme yapılmasını defalarca talep etmiş ancak bu istek her seferinde reddedilmiş. "Her başlığa baktıklarında hakaret ettiğim kanaatine varıyor. Suriye savaşı boyunca siyasi iktidarın Suriye politikası bütün yönleriyle açık. Ne derseniz, hangi başlığı atarsanız atın zaten bir alınma, bir gocunma söz konusu oluyor" diyen Yiğit, hakimlerin bu süreçte özgürce karar veremediğini de sözlerine ekliyor.

'AKP'NİN DIŞ POLİTİKASINI ELEŞTİRDİĞİM İÇİN CEZA ALDIM'

Yazdığı hiçbir paragrafın suç unsuru teşkil etmediğini belirten Yiğit, "Ben siyasi iktidarın yanlış politikasını eleştiriyorum ama iktidarı elinde tutan parti ile devleti özdeşleştiriyorlar. Devlet demek AKP demek oluyor. Ahmet Davutoğlu'nun 'derin strateji' adını verdiği Suriye politikaları bugün iflas etmiş ve devleti alabildiğine büyük bir yükün altına sokmuş olsa da kendisinin bu politikasına dönük bir eleştiriyi devleti aşağılama olarak kabul ediyorlar. Ben bu cezayı AKP'nin dış politikasını teşhir ettiğim, eleştirdiğim için aldım" dedi.

'KİTAP IŞİD HARİÇ HERKESİ RAHATSIZ ETTİ'

Yazdığı kitaptan IŞİD hariç herkesin rahatsız olduğunu söyleyen Yiğit, "İHH kuruma yönelik hakaret ettiğim iddiasında bulundu ve kitabın toplatılmasını talep etti. Libya'daki kayıp silahların İskenderun Limanı'na gönderilmesiyle ilgili çok ciddi, bütün dünyanın bildiği bir konu vardı; O geminin alıcısı İHH. İHH yöneticileri yok ortada. Ama İHH adına açılan bir dava var. Bu hakaret sayılıyor. Bununla ilgili kanıtlarımız, delillerimiz var diye sunduk mahkemeye" dedi. 

'SAVCI İDDİALARI ARAŞTIRMAK YERİNE BENİ YARGILIYOR'

Yiğit kitabında yargılama konusu olan diğer iddialara ilişkin şunları anlattı:

"Bunun yanı sıra Berat Albayrak'ın, IŞİD petrollerini taşıyan şirketle ilşkisi olduğu iddiası var. Redhack mailleri benim bu iddiamı doğruladı. Buna rağmen Albayrak'a karşı 'kamu görevlisine hakaret etme' suçu var. Onun o şirketle ilikisini araştırmıyor savcı, 'sen bunu yazdın, seni yargılayacağız' diyor. Öte yandan bu IŞİD petrollerini taşıyan gemilerin deniz tankerlerinin hangi şirkete ait olduğu biliniyor; BMZ. 'Bilal, Mustafa ve Ziya' şirketidir bu. 'Bilal Erdoğan'ın ortağı olduğu iddia edilen' diye başlayan bu IŞİD petrollerinin transferiyle ilgili bölüm, hakaret suçu olarak değerlendiriliyor. Mustafa Erdoğan, Bilal erdoğan'ın amcası oluyor ve Ziya Ülgen, o da enişte. 3'ü de müdahillik talebinde bulunuyor ve davaya eklemleniyorlar. IŞİD petrollerini taşıyan şirketin Berat Albayrak ile ilşkisi var mı? BMZ gemilerinin ortağı mı Bilal Erdoğan? Savcıların bunu araştırması gerekiyor beni yargılamak yerine. Bu davam devam ediyor Kasım'a ertelendi.

'RAHATSIZ OLDULAR, ÇÜNKÜ TEKMİLİ BİRDEN IŞİD'

IŞİD'in, El Kaide'den bugüne nasıl örgütlendiği, hangi amaçla, hangi yöntemle, hangi dönemde ortaya çıkarıldığı ve kaybettirildiği bilinmez ise çok kan dökülecek dünya genelinde. Ortadoğu'yla beraber başka bölgeler de kana bulanacaktır. Bunun insanlık namına bilinmesi gerekiyor diye düşünüyorum. Bu yüzden bu araştırmayı yaptım. Ancak bu kitabın bilinmesini istemediler çünkü bütün suç ortakları ortaya çıkıyor. IŞİD kendiliğinden büyümedi, bu gövdeyi büyütenler oldu. Bütün bu şebeke ağında suç ortakları gayet açıktır. Kitabın okunmasını istemezler tabi. Çünkü çok şey teşhir ediyor. Sonuçta dönüp yargılanacakları konu bu IŞİD'le ilşikiler alanıdır..Belki de kimse bilmiyorken bu şikayetler üzerine dünyanın kitaptan haberi oldu. Yine tekrarlıyorum IŞİD hariç hepsi rahatsız oldu. Çünkü tekmili birden IŞİD."