Akbelen’den Cudi’ye yaşamda ısrar: ‘Êdî bes e’

Akbelen’den Cudi’ye yaşamda ısrar: ‘Êdî bes e’
Akbelen güneş doğmadan güne başladı. Yok edilen ormandan yükselen toz bulutlarına, binlerce kişi bir araya gelerek yanıt vermiş, Cudi’yi de unutmamıştı. Ancak Akbelen’den Cudi’ye uzanan dayanışma, kolluğun en rahatsız olduğu slogan olmuştu.

Osman ÇAKLI


İSTANBUL – 780 dönüm ormanlık alandan geriye yalnızca çıplak toprağın kaldığı, Akbelen’de gün boyunca iş makinelerinin sesi duyuldu. Günden geriye İkizköylüler’in TBMM’yi Akbelen Ormanı için olağanüstü toplantıya çağırması kaldı.

Akbelen Ormanı’na bakıldığında kolluk kuvvetlerinin gözetiminde Orman Genel Müdürlüğü tarafından yere yatırılmış ağaçların yüklendiği kamyonlar peşi sıra bölgeyi terk ederken, Meclis’in toplanmasıyla Akbelen’e dair nasıl bir yol haritasının çıkacağı şu an için belirsiz. Ancak, köylüler yasalara uyulması durumunda kendileri lehine sonuç çıkacağından emin. Akbelen’e dayanışmaya gelenlerin de İkizköylülerin de ortak bir derdi daha var. Cudi’de devam eden yangınlara müdahale edilmemesini de dert edinen köylüler dayanışmanın sınırlarını Akbelen ile sınırlı tutmamakta ısrarcı.

AĞAÇLAR KESİLMESİN EYLEMLERİ İKİNCİ HAFTASINDA DA SERMAYE DOĞA ÇELİŞKİSİNE SAHNE OLDU

Ormanın ortasında küçükçe bir alanda yüzlerce insan, etrafı polis barikatlarıyla çevrelenmiş. Gün boyunca Akbelen’in yok edilmiş tepelerinde bir aşağı bir yukarı gezinen kamyonlar ile iş makinelerinin toz bulutu, nöbet alanında bulunan 80 ya da 90 kadar ağacın gölgesinden çok net izlenebiliyordu.

Ormansızlaştırmaya karşı çıkanları ne kolluk gücü ne de kavurucu güneş engelleyemedi. Akbelen binlerce insanın “Limak Akbelen’den defol” sloganlarına sahne oldu. Akbelen’de ağaçlar kesilmesin diye devam eden eylemlerin ikinci haftası da sermaye ile doğa arasındaki çelişkiye sahne oldu.

BULUŞMA BİTTİ NÖBETE DEVAM

8 Ağustos Salı günü Meclis, CHP’nin çağrısıyla Akbelen gündemine ilişkin toplanıyor. Olağanüstü toplanmanın öncesinde Akbelen’den güçlü bir ses vermek isteyenler çeşitli kentlerden akın akın İkizköy’e aktı. Milas girişinden itibaren beş farklı kontrol noktasını aşmak eylemciler için zaman zaman zorluklara sahne olsa da Akbelen Ormanı’ndaki buluşma, forumlarla, şarkılarla, insan zinciriyle tamamlandı. Kalabalığın ormanı terk etmesiyle geride yalnızca haftalardır nöbete devam eden köylüler ve ekolojistler ile jandarma kaldı.

AĞAÇLAR KESİLSİN DİYE NÖBET TUTAN ASKER GÖLGESİZ KALDI

Sabahın erken saatleriyle alana gelenleri saatler ilerledikçe coşku sarmaladı. Kalabalık arttıkça, sıcak da arttı. Ağaçların kesildiği alana konuşlandırılmış askerler geçtiğimiz hafta ağaç gölgesinde dururken bu hafta çadırların içinde nöbet tuttu. Sıcak o kadar dayanılmaz bir hal almıştı ki ağacın gölgesi nereye düşüyorsa insanlar da o yöne doğru sıkışıyordu.

ŞARKILARA CIRCIR BÖCEKLERİ DE EŞLİK ETTİ

Güneşin tepeye çıktığı öğle saatlerinde gölge alanlar da daralmaya başlıyordu. Ancak aynı zamanda kalabalık da artmaya devam ediyordu. Bir grup kendi arasında Akbelen’le ilgili ne yapacaklarını tartışırken, bir tarafta da Siya Siyabend’in solisti Bizon Murat elinde gitarıyla Akbelen için mırıldanmaya başlamıştı. Etrafına oturan gençler de müzik aletleriyle eşlik etmeye başlamıştı. Bu sahneyi ilk defa izlemeyenler de alandaydı. Benzer etkinlikler Gezi Parkı isyanında yaşanmıştı. Şarkı sözlerine yalnızca müzik aletleri değil, ormanların doğal parçalarından olan cırcır böceklerinin sesi de eşlik ediyordu.

AĞAÇLARIN KESİLDİĞİ ORMANDAN GERİYE TOZ BULUTU KALDI

Aynı anda nöbet alanından ormanın kesildiği tepeye doğru başınızı kaldırdığınızda, tepeyi tırmanan ve tepeden inen kamyonlar ve arkasındaki toz bulutunun belirdiğine tanıklık ediliyordu. İş makinelerinin, kamyonların rahat çalışması için ise yüzlerce jandarma tam teçhizat hazır bulundurulmuştu.

YİNE DAYAK YER MİYİZ?

Nihayet buluşma saati gelmiş, alan ağzına kadar dolmuştu. Herkesin aklında bir soru vardı. “Önceki günlerde olduğu gibi yine ormanı korumak istediğimiz için dayak mı yiyeceğiz?” Yer yer gerilimlere sahne olan arama ve GBT noktaları dışarıdan Akbelen ile dayanışmaya gelenleri bezdirmişti. Askerler tarafından yapılmak istenen beşinci GBT’nin ‘kötü niyetli’ olduğunu düşünenler kendilerinin güneşin altında cezalandırıldığını düşünmüş bu nedenle de GBT yapılmasına karşı çıkmıştı. Eylemcileri darp etmek için ilk ağızdan emir alan askerler ise kalkanları anında kitlenin karşısına dizerek gerilimi tırmandırmış, kısa süreli tartışmanın ardından eylemciler alanda kendilerini bekleyenler ile buluşmuştu.

AKBELEN’DEN CUDİ’YE UZANAN DAYANIŞMA RAHATSIZ ETTİ

Bu sırada “Akbelen'den Cudi'ye êdî beşe” sloganını işiten askerler kendi aralarında kitlenin arkasında bulunan gençlere uygulamak istedikleri şiddeti konuşmaya başlamıştı. İkizköylülerin yaptığı konuşmalar, kendilerinin kent ve köylüler olarak ayrılamayacağına işaret ederek, bütünlük mesajı veriliyordu. İkizköylüler, son iki haftadır ormanı korumak istedikleri için askerler tarafından dayak yediklerini, yerlerde sürüklendiklerini, biber gazına boğulduklarını anlatırken, barikatın arkasında birbirine bakıp, keyif alırcasına gülümseyen askerler dikkat çekiyordu. Üstelik bu Akbelen’deki buluşmada ilk ve son kez yaşanmadı. Gezi Parkı isyanına atıfla söylenen "sık bakalım sık bakalım biber gazı sık bakalım, kaskını çıkar, copunu çıkar, delikanlı kim görelim" şarkısı askerler tarafından duyulduğunda yüzlerinde beliren sırıtmayı, “gerekirse sıkarız” ifadeleri takip etmişti.

Konser ve konuşmaların ardından Ören-Milas karayolunun her iki yönünde 3 kilometrelik insan zinciri oluşturan insanlar Meclis’i işaret ederek, muhalefete de muhalefet yapmayı göstereceklerini söyledi. (ARTI GERÇEK)

Öne Çıkanlar