Eski müsteşar Öztürk'ten 'kuraklıktan en çok Türkiye etkilenecek' uyarısı: 'Çim ekimi yasaklanmalı, yağmur suyu hasat edilmeli'

Eski müsteşar Öztürk'ten 'kuraklıktan en çok  Türkiye etkilenecek' uyarısı: 'Çim ekimi yasaklanmalı, yağmur suyu hasat edilmeli'
Yayınlanma:
A+ A-
Eski Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk, kuraklığa karşı alınması gereken önlemleri anlattı. Öztürk, "Önümüzdeki dönemlerde en fazla kuraklık çekecek ülkelerin başında da Türkiye geliyor" dedi.

Yağmur KAYA


Artı Gerçek- Hava sıcaklığı ülke genelinde mevsim normallerinin üzerinde seyrediyor. Ocak ayı sıcaklıkları kayıtlara, Türkiye'nin birçok şehrinde mevsim normallerinin üstünde geçti. Yaşanan kuraklıklar, sel baskınları, dondurucu ya da çok sıcak olan yaz ayları dünyanın geleceğinin pek de parlak olmayacağının sinyallerini veriyor.

Dünya Meteoroloji Örgütü (WMO) Genel Sekreteri Petteri Taalas, Akdeniz bölgesinin her geçen gün daha fazla sıcak ve kurak hale geldiğini belirtilirken, Ulusal Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) tarafından paylaşılan veriler de Türkiye 2021 yılında şiddetli bir kuraklık döneminin etkisi altına girdiğini gözler önüne seriyor.

NASA'nın 11 Ocak 2021 tarihindeki uydu verileri ise, Türkiye de yeraltı suyu depolanma miktarının önemli ölçüde azaldığını gösteriyor.

2002-2015 yılları arasında Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzasında yaşanan kuraklık dönemi, yağışların azalması ve sıcaklığın artması sonucu Doğu Karadeniz ve Doğu Anadolu da önemli su kıtlığına ve kuraklığa neden olduğu kaydedilmişti.

Bu durum pek tabii endişeleri beraberinde getirirken, Türkiye'nin kuraklık dönemine girmesindeki nedenleri, olası sonuçlarını ve atılması gereken adımları eski Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Prof. Dr. Mustafa Öztürk ile konuştuk.

Yeryüzünün giderek ısındığını ve bu ısınma sonucu dünyanın ortalama sıcaklığının 0.4 derece arttığını söyleyen Prof. Dr. Öztürk, doğal afetlerle karşı karşıya olduğumuzun da altını çizdi.

Prof. Dr. Öztürk çözüm önerilerini ise şöyle sıralıyor:

"Çözüm nedir? Türkiye'deki bütün atık sular ileri kademe artırılacak, sulama ve kullanma suyu olarak kullanılacak. Mevcut sular yerine atık sular kullanılacak. Tarımda suyu seven ekime son verilecek. Yağmur suyu hasadını acilen uygulamaya koymamız lazım. Denize kıyısı olan şehirlerimizde yavaş yavaş deniz suyunu içme suyu olarak kullanma ile ilgili fizibilite çalışmalarını yapmalılar. Su yoğun sanayii işletmeciliğinden vazgeçilmeli. Yeraltı suları beslenmeli."

Artı Gerçek'e konuşan Prof. Dr. Mustafa Öztürk'ün konuya dair değerlendirmeleri şöyle:

'TÜRKİYE KURAKLIĞIN EN FAZLA GÖRÜLECEĞİ ÜLKELERİN BAŞINDA GELİYOR'

Akdeniz kuşağında yer alan Türkiye'nin kuraklık, sıcak hava dalgaları gibi hava olaylarından en fazla etkilenen ülkelerden biri olduğunu belirten Prof. Dr. Öztürk, "Türkiye, İkinci Akdeniz kuşağı bölgesinde olduğu için iklim değişikliğinden ve küresel ısınmadan, sıcak hava dalgalarından ve kuraklıktan en fazla etkilenecek ülkelerin başında geliyor. Akdeniz kuşağının güneyi Afrika. Afrika zaten çok ciddi şekilde kuraklık ve sıcak hava dalgası etkisi altında. Bu sıcak hava dalgası etkisini daha fazla yukarıya doğru çıkıyor. Yani Akdeniz'de İtalya, Yunanistan, İspanya ve Türkiye. Afrika'nın kuzeyinde görülen sıcak ve kuru hava dalgaları iklim değişikliği ve sıcak hava dalgasının etkisiyle de Akdeniz ülkelerine doğru nüfus ediyor. Sıcak hava dalgası da kuraklığı tetikliyor. Yani önümüzdeki dönemlerde en fazla kuraklık çekecek ülkelerin başında da Türkiye geliyor" dedi.

ÜLKELER KONUŞUYOR AMA ÇÖZÜM ÜRETMİYORLAR

Isınmanın en büyük nedeninin insan faaliyetlerinden kaynaklanan sera gazı emisyonlarının oluşturulduğuna dikkati çeken Öztürk, "Ülkeler konuşuyor, konuşuyor, konuşuyor ama çözüm üretemiyorlar. Yılda 46 milyar tona yakın sera gazı salımı yapılıyor atmosfere" dedi. Havadaki karbondioksit oranının en yüksek düzeyde seyrettiği, yani yıllık bazda atmosfere en fazla sera gazı salımı yapan ülkenin Çin olduğunu belirten Öztürk, "Amerika, Avrupa Ülkeleri, Rusya, Suudi Arabistan, Kanada gibi ülkeler sera gazı salımında üst sıralarda yer alan ülkeler. Ve bu ülkelerde sera gazının azaltılmayla ilgili fiili uygulama yok. Sadece konuşuyorlar. Bu ülkelere Türkiye'de dahil" diye konuştu.

Sıcak hava dalgasının öncelikle toprağı kuruttuğunu, bu durumun yağmur yağmasına engel olduğunu ifade eden Öztürk, konuşmasını şöyle sürdürdü. "Bir yağışsızlık sağlıyor toprak kuruyunca. Nemli toprak atmosferden karbondioksit emmiyor. Ama kuruyan topraktan atmosfere karbondioksit salınıyor. Bu da toprağın daha çok kurumasına neden oluyor ve tarımsal üretimin ciddi şekilde azalmasına neden oluyor."

'TOPRAK KURU OLUNCA TOHUM YEŞERMİYOR'

Konya Ovası'nda her yıl nisan-mayıs aylarında sulama yapılırken, bu yıl ocak ayında sulama yapılmaya başlanmış. Niye? Çiftçi tohumu ekti ama tohum yeşermiyor. Çünkü toprak kuru olunca tohum yeşermiyor. Yeşermeyince bu sefer nereye yöneliyor? Yeraltı suyuna yöneliyorlar. Yeraltı suyunu kullanırsanız da e zaten kısıtlı yer altı suyu çok fazla yeraltı suyu Türkiye'de yok. Kısıtlı olunca bu sefer daha derinlere inmek zorunda kalıyorsunuz. Daha derinlere inince daha fazla enerji tüketiyorsunuz. Daha fazla enerji tüketimine daha fazla karbondioksit tanımlıyorsunuz. Bu nedenle Türkiye'nin kuraklık ve sıcak hava dalgasıyla ilgili eylem planlarını ortaya koyması lazım. Bu geç kalınacak bir durum değil. Birkaç ay sonra eğer meteorolojik şartlar böyle devam ederse, ülke tarımsal kıtlığa gidebilir. Tarımsal kıtlık demek pahalılık demektir. Tarımsal kıtlık demek, tarımsal ürünlere eşit erişememek demektir" diye konuştu.

Prof. Dr. Öztürk, sıcak hava dalgalarının, iklim krizinin önüne geçmek için Türkiye'nin daha fazla geç kalmadan eylem planı hazırlanması gerektiğini vurguladı.

'ÇİM EKİMİ YASAKLANMALI ÇÜNKÜ ÇİM SUYU ÇOK SEVİYOR'

Maliyetinin pahalı olmadığının altını çizen Prof. Dr. Öztürk, belediyelere de çağrıda bulunarak yapılması gerekenleri şu şekilde anlattı:

"Çözüm nedir? Türkiye'deki bütün atık sular ileri kademe artırılacak, sulama ve kullanma suyu olarak kullanılacak. Mevcut sular yerine atık sular kullanılacak. Bunu Singapur yapıyor, çoğu Avrupa ülkesi yapıyor, atık sular kullanma ve sulama suyu olarak değerlendiriliyor.

Tarımda suyu seven ekime son verilecek. Mısır suyu seven bir bitki türü. Bunun yerine suyu sevmeyen bitki türüne yönelmemiz gerekiyor. Çünkü Türkiye artık kurak iklim bölgesine doğru devam ediyor.

Tüm belediyeler şehirlerde çim ekimini yasaklamalılar. Türkiye'de çim ekimi yasaklanmalı. Çim aşırı su seven, suyu şurup gibi çeken bir bitki türüdür. Kuraklık şartlarında bu tür bitkileri ekmek çok zararlıdır. Çim yerine çalı türü bitkiler, çok yıllık sarmaşıklar dikilecek ve ağaçlandırmalar yapılacak. Ama çim kesinlikle ekimine, bakımına son verilmeli. Kışın ortasında İstanbul dahil olmak üzere çoğu şehirde çimler sulanıyor. Sanki yağmur suyu çok fazlada ya da su kaynağımız çok fazlada çimler sulanıyor.

Başka bir önemli olay; yağan yağmuru hasat etmemiz lazım. Ne demek bu? Yağmur suyu hasadını acilen uygulamaya koymamız lazım. Birincisi çatılarda. Antalya Kumluca'da bir sel felaketi oldu. O sel rahmet olabilir de. Yani iyiye dönüştürülebilirdi. Ama yanlış uygulamalar sonucunda sel felaketine dönüştü. Kumluca'daki seraların üzerine bakın bom boş. Yağan yağmur seralarda sele dönüştü. Bunun yerine sera ve benzeri yerlerdeki bütün sular hasat edilebilir. Ve bu hasat edilen sular seralarda sulama ve kullanma suyu olarak kullanılabilir.

Türkiye de ev çatıları dahil üzere tüm çatılar mevcut ve yeni yapılacak binalarda yağmur suyunu hasat edecek sistemler geliştirmemiz lazım. Ve bu sistemleri de devlet olarak teşvik etmemiz lazım. Çünkü kuraklık ciddi zarar verecek.

Şehirlerde yolların kenarına bio hendekler yapmamız lazım. Yağmur yağdığı zaman yeraltı suyuna karışsın diye bio hendekler yapılmalı. Mesela Amerika New York şehrinde 10 bin adet bio hendek var. Yağmur suyunu hasat eden yeraltı suyunu besleyen bio hendekler yapmamız lazım. Mesela Ankara ve İstanbul da yağmur suyu ile göllenen bölgelerde acilen fizibilite çalışmaları yapılmalı. Bunlar ekonomik uygulamalar ve öyle pahalı uygulamalar da değil. Tarım arazilerinde özellikle AB ülkelerinde tarım arazilerinde yağmur suyu hasadı yapılıyor. Yağmur suyunun akış yönüne göre göletler yapıyorlar ve suyu yaz aylarında sulama suyu olarak kullanılıyor. Türkiye de Güneydoğu Anadolu Bölgesi başta olmak üzere İç Anadolu, Ege, Akdeniz bölgelerinde çok pratik ve hızlı şekilde yapılabilecek uygulamalar.

Yine en büyük uygulamalardan biri yağmur suyu hasadında özellikle yolların şeritlerinde yani kenar oluklarda yağmur suyunu yeraltı suyu ile birleşiyor. Ne demek bu? O şeritler betondan su geçiren beton haline dönüşüyor. Su geçiren beton haline dönüşerek hasat edilebiliyor.

ORMAN ALANLARINDA YAĞMUR SUYUNU TOPLAYAN GÖLETLER YAPILMALI

En önemli hususlardan biri ormanlarda yağmur yağıyor değil mi? Özellikle Amerika, Japonya, Güney Kore gibi ülkelerde ormanlarda yağmur suyu hasadı yapılıyor. Yani ormanlarda yağmur suyunu toplayan hendekler yapıyorlar. Böylece yağmur suyunun hem göllenmesi bu sene yaz ayı eğer şimdiden önlemler almazsak ciddi kuraklık, kuruyan bitkiler yüzünden orman yangınları şiddetli olabilir. Bu nedenle ormanlarda su akış yönüne göre yağmur hendekleri yapılarak yağmur suyunu ki yağarsa şayet yağmasa dahi gelecekte lazım olacak.. Bunları yaparak yağmur suyu hasadı yapılmalı.

YATIRIM VE İŞLETME MALİYETİ UCUZLADI

En önemli hususlardan biri de denize kıyısı olan şehirlerimizde yavaş yavaş deniz suyunu içme suyu olarak kullanma ile ilgili fizibilite çalışmalarını yapmalılar. Birinden bir laf duyuyorlar, pahalı hocam diyorlar. Kardeşim İspanya, Amerika, AB ülkeleri kullanıyor. Bir zamanlar yatırım ve işletme maliyeti 2-3 dolardı şimdi maliyeti 0.5 dolar. Yani yatırım ve işletme maliyeti ucuzladı.

'SU YOĞUN SANAYİİ İŞLETMECİLİĞİNDEN VAZGEÇİLMELİ'

Bir diğer husus Türkiye artık şuna karar verecek; ülkemizde su yoğun sanayii işletmeciliği yapıyor. Tekstil, ağaç sanayii gibi bunlardan yavaş yavaş yavaş vazgeçecek. Bunun yerine az yoğun sanayii kollarına yönelecek. Çünkü su yoğun sanayiyi çalıştırmak için çok ciddi su kullanıyorsunuz. Bu tip uygulamalar yapılırsa önümüzdeki dönemlerde kuraklık, sıcak hava dalgaları ve su kıtlığı ile ilgili çareler uygulamaya konmuş olabilir.

Yeraltı suyu beslenmeli. Bugünlerde suyu azalan barajlarımızda dip çamuru taraması yapmamız lazım. Çamur var buralarda. Dipte erozyonla gelen çamur var. Onu tarım arazilerinde vesaire kullan. Dip suyunu, suyun derinliği artacak

Suyun derinliği arttıkça suyun sıcaklıkla, kuraklıkla, buharlaşmasını azaltıyorsunuz. Buna kafa yorulacak. Yönetimler olacak. Şimdi yüzde 30 İstanbul'da su var. Bu yüzde 20 demektir. Ne demek istiyorum? Çünkü suyun yüzde onu kirli bir sudur. Tabanda çökmüş olan su kirli bir sudur. Onu arıtmak için çok iyi İzleme Takip Sistemi kurmanız lazım. Hem barajlarda hem de arıtma tesislerinde aksi durumda kokar. Eve gelen kokulu sular da olmaya başlar. Kokuyu önlemek için aktif karbon kullanmak zorunda kalırsın o da öyle ilave bir maliyet.

Öte yandan yeraltı suyunu besleyelim. Elli metreden çıkan Trakya'daki yağmur suyu önleyen şey yeraltı suyu şimdi üç yüz metreden çıkıyor O kadar fazla enerji tüketiliyor. O suyu çıkartmak için. Bunun için acilen Türkiye'de yeraltı suyunu besleyici mekanizmalar devreye girmeli."

Öne Çıkanlar