İsias Otel davası: Otelin sahibi 72 kişinin ölümüne ilişkin tüm suçlamaları reddetti

İsias Otel davası: Otelin sahibi 72 kişinin ölümüne ilişkin tüm suçlamaları reddetti
Maraş depremlerinde 72 kişinin öldüğü İsias Otel'in sahibi Ahmet Bozkurt, ilk duruşmada suçlamaları reddetti. Bozkurt, "Suçlu değilim, bu yüzden pişman değilim" derken; otelin ortağı olan kızı Bilge Açık da "Ekstra kat yapıldığından da haberim yok" dedi.

Artı Gerçek - Aralarında, voleybol turnuvası için Adıyaman'da bulunan Kuzey Kıbrıslı öğrenciler ve öğretmenlerin yer aldığı, 72 kişinin öldüğü İsias Otel davasında ilk duruşma bugün görüldü. Dava kapsamında hazırlanan iddianamede şüpheliler, "bilinçli taksirle birden fazla insanın ölümüne ve yaralanmasına neden olmakla" suçlanıyor.

'BENİ ÇEKEMEYENLER BU İDDİALARI ORTAYA ATIYOR'

Yenidüzen'den Serap Şahin'in haberine göre, İsias Otel'in sahibi Ahmet Bozkurt, iddianamedeki suçlamaların tümünü reddetti. Bozkurt'un savunmasından öne çıkanlar şöyle:

"Bu binayla ilgili ticari konut olarak 1992 yılında belediyeden izin aldım. Buna müsaade edildi. 4’üncü derece deprem bölgesi kapsamında olduğu belirtildi, projeyi ona göre hazırladık. Bana atılan iftiraların hiçbirini kabul etmiyorum. Bu iftiralar kulaktan dolma sokak ağzıyla atılıyor. Ben bu bölgede tanınan bir insanım, bunlar yalan beyanlar. Bu iddialar Adıyaman’da tanınır bir insan olduğum için ortaya atılıyor.

İnşaatın nasıl yapıldığını bilmiyorum orası ev olarak asla kullanılmadı. İddialar asılsız. Beni çekemeyenler bu iddiaları ortaya atıyor, basın da bu işin içine girdi. Yan binayı otele dâhil ettiğimizi iddia ediyorlar. Bu yalan. Kaçak kat çıkılmadı, su sızıntısını engellemek için bir alan yarattım. Aileme de iftira atıyorlar. Hiçbiri gerçek değil. Otelimde usulsüz yapılan hiçbir şey yok.

'DEPREMİN ŞİDDETİNİN YÜKSEK OLUŞU YAŞANANLARA NEDEN OLDU'

Deprem şiddetinin yüksek oluşu yaşananlara neden oldu. Bu deprem 10 şiddetindeydi. Japon bilim adamı bunu söyledi. Diğer binalar gibi benim binam da yıkıldı. İftiraların bir tanesi bile doğru olsa enkazın başına gidip hayatımı sonlandırırdım.

Polisten kaçmıyordum, kendime kalacak yer arıyordum. Hakkımda tutuklama kararı olduğunu duyunca kendim teslim oldum. Bazen ne dediğimi bilmiyorum. Suçlu değilim, bu yüzden pişman değilim. Enkaz yerinde bulunan 38 santimetrelik molozlar benim binama ait değil. Yan binalara ait."

KTÜ RAPORU OKUNDU

Duruşmada daha sonra sanığa Karadeniz Teknik Üniversitesi raporu okundu. Bozkurt, kendisinin, mühendis ve mimarlarının hiçbir kusuru olmadığını savundu. Bozkurt, hemen otelin enkazının kaldırılmaya çalışarak, delillerin ortadan kaldırılmaya çalışıldığını ileri sürdü.

Sanık avukatı da, savcılık makamının depremden 6 gün sonra alınan örnekleri olduğunu; bu konuda iki farklı rapor hazırlandığını söyleyerek, iddianamenin neden 8 ay sonra elde kalan numunelerden alınan örneklerle hazırlanan Karadeniz Teknik Üniversitesi raporuna göre hazırlandığını sordu.

Duruşmada daha sonra Kıbrıslı müştekilerin avukatları tarafından sorular soruldu. Sanığın hiçbir pişmanlığı olmadığını söyleyen müşteki avukatlarından Çetin Arslan, burada bir iftiranın söz konusu olmadığını kaydetti. Arslan sanığa, müteahhitlik konusunda uzman birinden yardım alıp almadığını sordu.

'PİŞMAN DEĞİL ÜZÜNTÜLÜYÜM'

Bozkurt da, kendisinin suçlu olmadığını, dolayısıyla bir pişmanlığı olmadığını, sadece üzüntülü olduğunu kaydetti. Avukat Aslan, 1995’te meydana gelen iş kazasından yargılanıp yargılanmadığını sorduğu Bozkurt, yargılandığını ancak suçsuz bulunduğunu kaydetti.

Mantolamanın binaya yük getirdiğini, bunun bile olası kasta götüren bir durum olduğunu ifade eden Aslan, Bozkurt’a mantolama ile ilgili bir çalışma yaptırıp yaptırmadığını sordu.Bozkurt, bunların çalışmasını yaptırdığını, zaten kendisinin statik hesaplamalarının 14 kata göre yapıldığını kaydetti.

Bozkurt başka bir soru üzerine ise otel enkazına oğlu Mehmet Fatih Bozkurt’la gittiğini, enkazdan 3 gün ses geldiğini ancak gerekli teçhizat olmadığı için kendisinin bir şey yapamadığını söyleyerek, binada ölenlerin depremden değil soğuktan donarak öldüklerini ileri sürdü. Bozkurt’un söylemlerine aileler tepki gösterdi.

ÖNCE 'MÜTEAHHİDİM'; SONRA 'SÖYLEDİKLERİMİN FARKINDA DEĞİLİM' DEDİ

Müşteki avukatlarından Yiğit Gökçehan Koçoğlu, otel sahibi Ahmet Bozkurt’a sorular yöneltti. Koçoğlu, inşaat yapılırken binayı gösterdiği kişilerin işin ehli olup olmadığını sordu. Bu soruya karşılık Ahmet Bozkurt, işin ehli insanlarla iş yaptığını belirterek, binada kendisinin müteahhitlik yapmadığını, “müteahhidim” dediyse bile enkazdan yeni çıktığında söylediklerinin farkında olmadığını belirtti.

Kıbrıslı Türk müştekilerin diğer avukatlarının sorduğu soruları da cevaplayan Ahmet Bozkurt, 35 cm tespit edilen molozların kendisine ait olmadığını, 4 binanın kendi oteli üzerine yıkıldığını, molozların onlara ait olduğunu savundu.

Ahmet Bozkurt, söylediklerinin çarpıtıldığını ileri sürerek, binasının iki ruhsatlı bir yapı olduğunu, imar barışından bir kere yararlandığını, imar barışının şahsına münhasır bir durum olmadığını kaydetti.

'HER YER AYAKTA OLSA, SADECE İSİAS YIKILSAYDI BÜTÜN SUÇLAMALARI KABUL EDERDİM'

Tutuklanmadan önce otel yıkıntılarını gördüğünü söyleyen Bozkurt, “Adıyaman’ın yüzde 90’ının yerle bir olduğunu ifade ederek, “Her yer ayakta olsa ve sadece İsias yıkılsaydı bütün suçlamaları kabul ederdim” dedi. “Kendisinin veya ailesinden herhangi birinin belediyeye yapılmış bir bağışa katkısı olup, olmadığının” sorulması üzerine Ahmet Bozkurt, belediyeye herhangi bir katkı, bağış yapmadığını, ticari ilişkisinin olmadığını kaydetti.

Binanın beklemede olduğu 6 yıl boyunca korozyona uğramaması için kolonlarını sıvattığını belirten Bozkurt, binada, Göksu nehrinden alınmış ve yıkanmış temiz kum kullanıldığını söyledi. Bozkurt, bir soru üzerine binanın müteahhidi olmadığını belirterek, asma katın, 1993 yılında bina inşa edilirken yapıldığını, yeni tarihli asma kat yer almıyorsa bunun belediyeye sorulması gerektiğini kaydetti.

'BİNANIN YIKILMASI, DEPREMİN ŞEKLİ VE ŞİDDETİYLE ALAKALI'

Binanın projeye göre yapıldığını, üst katların kolonlarının inceltildiği konusunda bir bilgisi olmadığını belirten Ahmet Bozkurt, binanın yıkılmasının, binanın sağlamlığıyla ilgisi olmadığını, depremin şekli ve şiddetiyle alakalı olduğunu savundu. Müşteki avukatlarının sorularının ardından sanık avukatlarının sorularına geçildi. Sanık avukatları bilirkişi raporunda yer alan bazı isimleri netleştirmek amacıyla Ahmet Bozkurt’a sorular yönetti.

KIZI ÖLEN İPEKÇİOĞLU'NDAN SORU

İsias Otel’de kızını kaybeden DAÜ Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Pervin Aksoy İpekçioğlu, müşteki sıfatıyla sanık Ahmet Bozkurt’a soru sordu. İpekçioğlu, mahkemeden, tüm sorumluların mahkeme huzuruna gelmesini ve gözünün içine baka baka cevap vermesini talep etti.

İpekçioğlu, Bozkurt’a, otel enkazına ne zaman ve saat kaçta geldiğini sordu. Ahmet Bozkurt ise, enkaza depremin olduğu gün saat 13.30’da geldiğini söyledi.

En üst katı neyle kapattığını soran İpekçioğlu’nu yanıtlayan Bozkurt, tavan kısmının, pervole ve ısı geçirmeyen saçla kapatıldığını kaydetti. Enkazın üzerinde bulunan kocaman betonun ne olduğunu sorusuna karşılık ise Bozkurt, bunun beyaz beton değil, ısı yalıtımı olduğunu kaydetti.

“3 saniyede çöken binada yumuşak kat düzensizliği var” diyen İpekçioğlu, Bozkurt’un nehir ile derenin farkını açıklayıp açıklayamayacağını sordu. Bozkurt, nehrin suyu ve akıntısının çok olduğunu, derede ise yazda su olmadığını söyledi. İlk sanığın sorgulanmasının ardından duruşmaya 15.10’a kadar ara verildi.

Aranın ardından sanıkların sorgulanmasına devam edildi.

Bozkurt'un ardından kızı Bilge Açık savunma yaptı. Açık da suçlamaları reddetti. "Tespitlere ilişkin söylemek istediğim herhangi bir şey yok" diyen Açık, otele yüzde 5 ortak olduğunu ancak haklarını 2021 yılında devrettiğini ifade etti. "Otelin işleyişinden bilgim yok" diyerek kendini savundu.

Açık, "Bütün işleyiş ve yönetimden babam sorumlu. İmza yetkim de yok. Ben otelin kat katlı olduğunu dahi bilmiyorum" diyerek, "Ekstra kat yapıldığından da haberim yok. Suçlamaları kabul etmiyorum. Otelden herhangi bir kâr payı da almıyordum" ifadelerini kullandı.

İDDİANAMEDEN

İddianamede, otelin önce konut olarak ruhsatlandırıldığı ve ilerleyen tarihlerde fazladan kat çıkıldığı belirtildi.

İddianamede, ayrıca, "Dosyada bulunan bilgi ve belgelerden yapıya 2016 yılında ruhsatsız bir kat eklendiği ve toplam kat sayısının 9'dan 10'a çıktığının görüldüğü, eklenen bu katın 410 metrekare olduğu belirlenmiştir" denildi.

Otelin faaliyete geçmesinin ardından farklı tarihlerde tadilat yapıldığı belirtilen iddianamede, "2014-2015 yıllarında yapılan değişikliklerle otelde kapasite artışı olduğu ve bunun yanı sıra 2016'da deprem güvenliğini göz ardı ederek proje dışı ruhsatsız kat yaptırıp yapının taşıyıcı sistemine ek yük yüklendiği anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi incelemesinde yapının beton kalitesinin her iki yönetmelik kapsamında da gerekli şartları sağlamadığı belirlenmiştir. Bu yetersizlik ve eksikliklerin binanın yıkılmasında etkili olduğu anlaşılmıştır" ifadeleri kullanıldı. (HABER MERKEZİ)

Öne Çıkanlar