AYM: HAGB uygulaması anayasal hakların kullanımında caydırıcı rol oynuyor

AYM: HAGB uygulaması anayasal hakların kullanımında caydırıcı rol oynuyor
Yayınlanma:
A+ A-
Anayasa Mahkemesi, hükmün açıklanmasının geri bırakılması uygulamasının kanunilik ölçütünü taşımadığına ve yeniden düzenlenmesinin ihtiyaç olduğuna karar verdi.

Anayasa Mahkemesi (AYM) hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) uygulamasına dair kritik bir karar verdi. Toplu olarak incelediği bir grup başvuru sonucu karar veren AYM, "HAGB itiraz incelemesinin ihlalleri önlemede yetersiz kalması karşısında temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması için birtakım yasal düzenlemeler yapılmalıdır" dedi.

'HAKİM SIKIŞTIĞINDA TAKDİRİNİ MAHKUMİYETTEN YANA KULLANIYOR'

Bir uygulamanın soyut bir denetimde Anayasa’ya uygun bulunsa bile bu kuralın yorum ve uygulamasının bireylerin temel hak ve özgürlükleri üzerinde yarattığı etki ile Anayasa’ya aykırılık oluşturabileceğine dikkat çeken AYM, "HAGB teklifinin yargılamanın henüz başında sorulmasının ve özellikle hükmün esas yönünden herhangi bir şekilde denetlenmiyor olmasının ciddi bir iş yükü baskısı altında bulunan hakimlerin yargılamada usul güvencelerini istismar etmelerine ve mahkûmiyet ve beraat kararı arasında sıkıştığında takdirini mahkûmiyet hükmünden yana kullanmasına yol açtığı kanaatine ulaşılmıştır. HAGB kurumunun getirilmesiyle beraat karar oranlarının düştüğünü açıkça gösteren adli istatistikler ve çok sayıda ihlal kararı da bu kanaati destekler niteliktedir" dedi.

'İFADE VE GÖSTERİ HAKLARI ÜZERİNDE AĞIR MÜDAHALE BASKISI'

HAGB kurumunun mahkumiyet kararı ile ilgili bir müessese olması nedeniyle kural olarak beraat etme oranlarını etkilememesi gerektiğini belirten AYM, "Usul güvencelerinin bu şekilde istismar edildiği yargılamalar sonucunda başvurucular hakkında HAGB kararı verilmesi, isnatların toplantılara katılma veya düşünce açıklamaları yapma gibi anayasal koruma altında bulunan eylemleri de kapsaması nedeniyle başvurucuların ifade özgürlükleri ile toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakları üzerinde ağır ve tümüyle keyfi bir müdahale baskısı oluşturmuştur" tespiti yaptı.

HAGB kurumunun mahkemelerce istismar edilmesinin kişileri anayasal haklarını kullanmaktan caydırdığını vurgulayan AYM, "Bu toplumun diğer mensupları üzerinde de caydırıcı etki yaratır, çoğulcu toplumun sürdürülmesine engel olur" diyerek bu kurumun Anayasa’ya aykırılık yaratmayacak şekilde yeniden düzenlenmesi gerektiğini ifade etti.

ADİL YARGILAMA HAKKININ GÜVENCELERİ ASKIYA ALINIYOR

AYM'nin bazı tespitleri özetle şöyle:

* HAGB uygulanmasını yargılamanın henüz başında kabul eden sanıklar hakkında derece mahkemelerinin yargılamanın sonraki aşamalarında adil yargılanma hakkının neredeyse bütün güvencelerini askıya almalarına yol açtığını açıkça göstermektedir.

* Bu bakımdan mevcut sistemde haklarında HAGB kararı verilmesini duruşmanın başında kabul eden sanıkların bu irade beyanları istismar edilmektedir. HAGB için öncelikle sanığın suçlu olduğu mahkemece kabul edilmeli ve daha sonra hüküm devresine geçilmelidir.

* HAGB’ye itiraz incelemelerinde sadece şeklî koşullar bakımından değil maddi yönden de inceleme yapması hususunda uygulama birliği olmadığı tespit edilmiştir. HAGB itiraz incelemesinin ihlalleri önlemede yetersiz kalması karşısında temel hak ve özgürlüklerin ihlal edildiği iddialarının öncelikle olağan yasa yolları ile çözüme kavuşturulması için birtakım yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

HÜKMÜN AÇIKLANMASININ GERİ BIRAKILMASI NEDİR?

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sanığa verilen ceza, 2 yıl veya daha az süreli hapis veya adli para cezası ise, gerekli olan koşulların varlığı halinde verilecek hükmün açıklanmasının 5 yıl süreyle geriye bırakılmasıdır.

5 yıllık denetim süresi içerisinde kasten yeni bir suç işlenirse ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklerine aykırı davranılırsa, Mahkeme hükmü açıklar. Açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilen hükümde, mahkum olunan hapis cezası ertelenemez ve kısa süreli olması halinde seçenek yaptırımlara çevrilemez.

Denetim süresi içinde kasten yeni bir suç işlenmez ve denetimli serbestlik tedbirine ilişkin yükümlülüklere uyulursa hiç suç işlememiş gibi olur, dava ve verilmiş ceza düşer. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı beraat niteliğinde değildir. Nitekim ilgili yükümlülükler yerine getirildiğinde verilecek davanın düşmesi kararı da beraat hükmünü doğurmaz. (HABER MERKEZİ)