Öğretmenlik Meslek Kanunu, öğretmenlerin beklentilerini karşılamaktan çok uzak

Öğretmenlik Meslek Kanunu, öğretmenlerin beklentilerini karşılamaktan çok uzak
Yayınlanma:
Güncelleme: 31 Ocak 2022 18:25
A+ A-
Eğitim-Sen MYK Üyesi Sinan Muşlu, 'TBMM’ye sunulan kanun tasarısı gerek biçimi gerekse sınırlı içeriği açısından bir meslek kanunu olmaktan çok uzaktır' dedi.

Esra ÇİFTÇİ


+GERÇEK - AKP’nin uzun zamandır üzerinde çalıştığı Öğretmenlik Meslek Kanunu Yasa Tasarısı 31 Aralık 2021 yılında meclise getirildi. 10 Ocak 2022 yılında TBMM Milli Eğitim, Kültür ve Gençlik ve Spor Komisyonunda görüşülerek aynı gün gece yarısı komisyondan geçti. 1 Şubat 2022 Salı günü TBMM Genel kurulunda görüşülmeye başlanacak. Henüz meclis süreci tamamlanarak kanunlaşmış değil. Öğretmenlik Meslek Kanunu’na ilişkin memur sendikalarının itirazı var. Yasanın öğretmenlerin beklentilerini karşılamaktan uzak olduğu, yetersiz ve eksiklikler içerdiği yönünde tartışmalar devam ediyor. 

Eğitim-Sen MYK Üyesi Sinan Muşlu’ya Öğretmenlik Meslek Kanunu ile ilgili merak edilenleri sorduk. 

'KAPALI KAPILAR ARDINDA HAZIRLANAN BİR TASARI'

Öğretmenlik Meslek Kanunu nedir? 

Öğretmenlik Meslek Kanunu adı verilen çalışma AKP’nin uzunca bir zamandır eğitim camiasına dönük vaatlerinden biri olarak dillendirdiği bir çalışma. Ancak meclise getirilinceye dek kimsenin içeriğinden haberi olmadığı, eğitim emekçilerinin ve sendikalarının görüşlerinin alınmadığı kapalı kapılar ardında hazırlanan bir tasarı

ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUN TASARISI TOPLAM 13 MADDEDEN OLUŞUYOR"

Öğretmenlik Meslek Kanun tasarısı ne tür maddeleri kapsıyor? 

Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı, üç bölüm altında sıralanmış toplam 13 maddeden oluşmaktadır.
Birinci bölüm, Amaç ve Kapsam başlığını taşımaktadır ve iki maddeden oluşmaktadır. Birinci maddede kanunun amacını, ikinci madde kapsamını düzenlemektedir.

İkinci Bölüm, Öğretmenlik Mesleği başlıklı dört maddeden oluşmaktadır. Üçüncü maddede öğretmenliğin tanımı ve kariyer basamakları açıklanmıştır. Dördüncü maddede öğretmenlerin nitelikleri ve seçimi; beşinci maddede aday öğretmenlik, altıncı maddede ise öğretmenlik kariyer basamakları düzenlenmiştir.

Üçüncü Bölüm, biri geçici olmak üzere toplam yedi maddeden oluşmaktadır. Yedinci madde, hüküm bulunmayan hallerde başvurulacak mevzuatı sıralamaktadır. Sekizinci maddede uzman ve başöğretmenlerin tazminat tutarları yükseltilmekte ve sadece 1. derecede görev yapan öğretmenlere 15 Ocak 2023 tarihinden itibaren 3600 ek gösterge getirilmektedir. 24 Haziran 2018 seçimlerinden önce vaat edilen 3600 ek gösterge yine bir seçim vaadi olarak gündeme getirilmiştir.

Dokuzuncu maddede sözleşmeli öğretmenlere "can güvenliği ve sağlık mazeretleri" durumunda tayin hakkı getirilmektedir. Bu madde sözleşmeli öğretmenlerin kadrolu öğretmenlerle aynı haklara sahip olacakları iddiasının doğru olmadığının kanıtıdır.

Onuncu maddede Milli Eğitim Temel Kanunu’nun 43 (Öğretmenlik mesleği) ve 45’inci (öğretmenlerin nitelikleri ve seçimi) maddeleri yürürlükten kaldırılmaktadır. Geçici birinci madde, daha önce uzman (83 bin 350 kişi) ve başöğretmen (100 kişi) unvanını alanların Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı’nda (ÖMKT)  getirilen haklardan yararlanmasını düzenlemektedir. 11 ve 12. Maddeler yürürlük maddeleridir.

'ÖĞRETMENLİK MESLEK KANUN TASARISI TAM BİR HAYAL KIRIKLIĞI YARATMIŞTIR'

Eğitim-Sen olarak Öğretmenlik Meslek Kanunu Yasa Tasarısını nasıl değerlendiriyorsunuz? 

TBMM’ye sunulan kanun tasarısı gerek biçimi gerekse sınırlı içeriği açısından bir meslek kanunu olmaktan çok uzaktır. Öğretmenlik mesleği gibi 18 milyon öğrencinin eğitim hakkını ve bir milyona yakın öğretmenin mesleğini ve çalışma koşullarını 13 maddelik bir kanun metni ile düzenlemek mümkün değildir.

Öğretmenlik Meslek Kanun Tasarısı, mesleğe yeni başlayan meslektaşlarımız açısından da kadrolu öğretmenler açısından da tam bir hayal kırıklığı yaratmıştır. Öğretmen, Uzman Öğretmen ve Başöğretmen olarak öğretmenlik mesleğini kariyer basamaklarına ayırmaktadır. Böylece aynı işi yapan öğretmenler arasında eşitsizlik, hiyerarşi ve statü ayrımları yaratılarak ‘eşit işe eşit ücret’ ilkesi ihlal edilmekte, okullarda çalışma barışını bozması kaçınılmaz olan adımlar atılmaktadır. Kariyer basamakları uygulaması ile öğretmenlik mesleğinin ve öğretmenin saygınlığı öğrenci ve velilerin farklı değerlendirmeleri ile tartışmaya açılacak, öğretmenlik mesleği daha da itibarsız hale getirilecektir. Çocuğunun sınıfına uzman ya da başöğretmenin girmesini isteyen velilerle okul idaresi ve öğretmenler arasında sorunlar yaşanması kaçınılmazdır.

'EĞİTİM EMEKÇİLERİNİ SENDİKAL FAALİYETLERDEN UZAK TUTMAYA ÇALIŞAN TEHLİKELİ BİR ADIMDIR'

Bir eğitimci olarak kaygılarınız neler? 

Adaylık sınavının kaldırılması bir müjde olarak sunulurken, sınavın işlevinin bir değerlendirme komisyonuna devredilmesi, öğretmenlerin adaylığının kaldırılmasında bugünlerde yoğun olarak tartışılan mülakat-torpil uygulamasının benzerinin uygulanacağı izlenimi vermektedir. Adaylığın kaldırılması, uzman öğretmenlik ve başöğretmenlik gibi kabul edilemez kariyer basamaklarını kademe ilerleme cezası almamış olmaya bağlamak, eğitim emekçilerini sendikal örgütlenmeden uzak tutmaya, yanlış uygulama ve tutumlara itiraz etmemeye yönelik tehlikeli bir adımdır. İktidara her koşulda biat eden, eleştirmeyen, sorgulamayan ve bunun karşılığında adaylığı kalkan, kariyer basamaklarını birer birer tırmanan tipik bir ‘memur öğretmen’ tipi yaratılmak istenmektedir. Aday Öğretmenleri Değerlendirme Komisyonu, Uzman Öğretmen Sertifika Programı, Başöğretmen Sertifika Programı, bunların işleyiş ve kurullarının yasa ile düzenlenmesi gerekirken bu yapılmamış, sürekli olarak detayların yönetmeliklerle belirleneceği ifade edilerek büyük bir belirsizlik ortamı yaratılmıştır.

'ÖĞRETMENLERİN STATÜSÜNE İLİŞKİN TAVSİYE KARARI’NA PARALEL BİR DÜZENLEME YAPILMALI'

Bu kanun uygulanmakla ne amaçlanıyor? 

Siyasi iktidar eğer bir meslek kanunu yapmakta samimi ise yapması gereken tek şey öğretmenlik mesleği açısından uluslararası düzeyde kabul gören en önemli belge olan "Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı"na paralel bir düzenleme yapmalıdır. ILO ve UNESCO ortak belgesi olarak 5 Ekim 1966 yılında kabul edilen ve Türkiye tarafından da onaylanan tavsiye kararı öğretmenlerin toplumsal statüsüne yönelik olarak bugüne kadar atılmış en önemli ve kapsamlı adımdır. Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı, öğretmenlerin sadece okul içinde değil, toplum içinde de yerine getirdikleri görevin taşıdığı önemi uluslararası düzeyde belgeleyen, öğretmenlerin tüm sorunlarını ele alan ve durumlarını tüm ayrıntıları ile düzenleyen bir metindir. Bu metin dikkate alınmadan hazırlanan bir Meslek Kanununu kabul etmemiz mümkün değildir.

'MECLİSE SUNULAN KANUN TASARISI SON DERECE YETERSİZ VE EKSİKTİR'

Öneriniz nedir?

Öğretmenlik Meslek Kanunu hazırlanma biçimi ve içeriği eğitim emekçilerinin temel haklarını, ekonomik talepler ve iş güvencesi başta olmak üzere sosyal, demokratik, mesleki ve özlük haklarını güvenceye almak durumundadır. Kanun tasarısında özel okul ve kurslarda öğretmenlik yapan meslektaşlarımızın ekonomik ve sosyal hakları, ücret ve çalışma koşulları ile ilgili hiçbir düzenleme olmaması bu tasarının bir meslek kanunu niteliği taşımadığının da ispatı gibidir. Meclise sunulan kanun tasarısı son derece yetersiz ve eksiktir. 

Eğitim emekçileriyle, sendikalar ve alandaki meslek örgütlerinin eleştiri, öneri ve taleplerini dikkate alınmadan hazırlanan Öğretmenlik Meslek Kanunu Tasarısı derhal geri çekilmeli, ekonomik, sosyal, mesleki, özlük haklarımızla ilgili taleplerimiz eleştiri ve önerilerimiz doğrultusunda, "Öğretmenlerin Statüsüne İlişkin Tavsiye Kararı"na uygun yeni bir Meslek Kanunu hazırlanmalıdır.

İlgili Haberler