Hasan Cemal, Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan gazeteci yazar Ahmet Altan dosyasının neden 4 yıldır Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) görülmediğini sordu. Cemal, "AİHM'nin koridorlarında Ahmet Altan'a karşı dönen güçlü bir kulis mi var?.. Strasbourg'da, kapalı kapılar arkasında  hukuk dışı pazarlıklar mı var yoksa?.. İhtimal vermek istemiyorum." diye yazdı.

Hasan Cemal'in T24'te yayımlanan bugünkü yazısı şöyle:

John Roberts, 65 yaşında, on dört yıldır 
Amerikan Yüksek Mahkemesi'nin başında.
Liberal değil muhafazakâr.
Cumhuriyetçi bir başkan tarafından 
Yüksek Mahkeme'ye üye seçilmiş.
Ama ille de muhafazakâr gibi 
davranmıyor, arada bir sürpriz yapmayı da seviyor(*).
Bu yakınlarda kürtaj, göçmen ve LBGTİ+ 
konularında, Yüksek Mahkeme'nin 
muhafazakâr değil liberal kanadıyla birlikte oy kullanmış...
Başyargıç Roberts'ın hiç ödün vermediği bir ilkesi var:            

Yüksek Mahkeme'nin 
bağımsızlığı,
ya da bağımsız yargı...

Başkan Trump 2018'de kendisine 
ters düşen bir karar nedeniyle Yüksek Mahkeme'ye 
sert çıkınca, Başyargıç Roberts'tan 
"yargı bağımsızlığı"nı vurgulayan tepki gecikmemiş:

Yüksek Mahkeme'nin üyeleri olarak 
aramızda Trump yargıçları ya da 
Obama yargıçları veya Bush yargıçları 
ya da Clinton yargıçları yok! 

Bu satırları okuyunca, böyle yargıçlara 
ne kadar hasret kaldığımızı bir kez daha düşündüm.
Yargı bağımsızlığı...
Bağımsız yargıç ve savcılar... 
Hukukun üstünlüğünü temel ilke edinmiş 
bir yargı düzeni...
Demokrasinin omurgası olan güçler ayrılığı...
Bu açılardan Türkiye'nin durumu malum, içler acısı...
Bizi geçiyorum.
Bugünkü yazımın konusu, 
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi.
Kısa adı AİHM olan yüksek mahkeme 
tam dört yıldır "Ahmet Altan dosyası"nı görüşmedi.
Neden?..


Yoksa Türk yargı sisteminin uğramış 
olduğu hücre bozulması, Avrupa İnsan 
Hakları Mahkemesi'ne de mi sirayet etti?
Soruyorum:
Yüksek Mahkeme bugüne kadar Kavala 
dosyasını, Demirtaş dosyasını ele aldı ama 
tam dört yıldır Ahmet Altan dosyasının 
kapağını açmadı.
Soruyorum AİHM Başkanı'na:
Bu gecikme neden?..
Bir tuhaflık yok mu bu gecikmede?
Böyle bir gecikme acaba AİHM'nin 
saygınlığını olumsuz etkilemiyor mu?
Ahmet Altan 10 Eylül 2016'da gözaltına alındı.
Dört yıldır Silivri'de.
Bugün 70 yaşında.
Ve unutmayın:
Koronavirüs dönemindeyiz.
Korona'yla baş başa bırakılan Ahmet 
Altan'ın tek suçu var:
Yazı yazmak...
Ahmet Altan, dava dosyasındaki üç yazı 
nedeniyle İstanbul 26. Ağır Ceza Mahkemesi 
tarafından geçen kasım ayında 10.5 yıl hapis 
cezasına mahkûm edilirken, 
tahliye kararı da çıkmıştı.
Sonra bir hukuk skandalı yaşandı:
Başkanı bir gün önce atanan İstanbul 27. Ağır 
Ceza Mahkemesi Ahmet Altan'ı 
yeniden tutukladı ve Silivri'ye gönderdi.
Oysa, Altan'ın dava dosyası 
yargıtay aşamasındaydı.
Dosya şimdi Yargıtay'da.
Ama dosyaya bakmıyor Yargıtay.
Yargıtay'ı geçiyorum.
Tuhaf olan şu:
AİHM de dosyanın kapağını tam 
dört yıldır kaldırmıyor.


Silivri'de yazdığı son kitabı dünyada 23 dile 
çevrilen Ahmet Altan'a Türkiye'de yapılan 
haksızlığı, hukuksuzluğu anlıyorum ama 
Strasbourg'da ne oluyor?
AİHM'nin koridorlarında Ahmet Altan'a 
karşı dönen güçlü bir kulis mi var?..
Strasbourg'da, kapalı kapılar arkasında 
hukuk dışı pazarlıklar mı var yoksa?.. 
İhtimal vermek istemiyorum.
Bu soruların çengeline takılan kuşkuları 
düşünmek istemiyorum.
AİHM'nin Sayın Başkanı'na hak hukuk 
ve adalet adına bir kez daha sesleniyorum:
Ahmet Altan dosyasını tozlu raflarda 
unutmadınız değil mi?