ARTI GERÇEK- Gazeteci Erk Acarer, uğradığı saldırıdan dolayı ARTI TV için hazırladığı "Haber Peşinde" programına evinden konuk oldu. Ayşe Yıldırım'ın sunduğu programın ilk bölümüne Artı Gerçek Genel Yayın Yönetmeni Celal Başlangıç, hukukçu İlhan Cihaner, Almanya Sol Parti Milletvekili Hakan Taş ve Birgün gazetesinden Uğur Koç konuk oldu. 

Ayşe Yıldırım, "Öğlen saatlerinde seninle konuştuğumuzda çok yoğun tehditler aldığını söyledin, hatta ben sana 'Evi değiştir' dedim. Ne yazık ki aynı akşam bu saldırı oldu" dedi. 

'ELALEMİN KARISINI, KIZINI NİYE YAZIYORSUN LAN?'

Saldırı anını yeniden anlatan Erk Acarer, olaya ilişkin bazı detaylar verdi. Acarer, ilk başta kapıdan giren 3 karaltıyı fark ettiklerini ama hareketli bir bölgede yaşadıkları için dikkat etmediklerini anlattı. Acarer, "Böyle durumlarda bir şey yapamazsınız ya, yanıma geldiklerinde oturmaya devam ediyordum. Bana 'Elalemin karısını, kızını niye yazıyorsun lan? Yazmayacaksın' dediler. Bunu dedikten sonra da beni darp etmeye başladılar" dedi. 

'BİR DE AKP'NİN AVRUPA'DAKİ BELASIYLA MI UĞRAŞACAĞIZ?'

Ayşe Yıldırım, sana söyledikleri şeyle ne demek istediler diye sorduğunda Acarer, "Bu bence çok kritik bir nokta. Çünkü hepinizi bildiği gibi üzerinde çalıştığım bir dosya var: AKP'nin sırları. Sedat Peker'in ifşalarıyla ortaya çıkan bu dosyada en son ismi geçen Cihan Ekşioğlu oldu. Bu benim açımdan çok kritik bir şey. Ekşioğlu'nun 'suçlarında' başka şeyler de görüyoruz. Bir, silah meselesi. İki, İsrail'de bir silah firması tespit ettim, oradan alınan silahlar Ekşioğlu'nun taşeronluğunda savunma sanayine satılıyor. Ekşioğlu'nun 'FETÖ Borsası'na ilave suçlarından biri de bu. Fakat, ilginç bir 'suç' daha var" diyerek, Ekşioğlu'nun eşi Katerina Ekşiolu'yla birlikte fuhuş-şantaj organizasyonu kurduğunu ve şatafatlı bir yaşam sürdüklerini, bununla da ilgili Katerina Ekşioğlu hakkında iddia edilen "Bodrum'dan İstanbul'a maniküre geliyor" olayıyla ilgili fotoğrafları ARTI TV'deki programında paylaştığını ve son olarak da "altın kaplama biftek yedikleri" için eleştirdiğini anlattı. 

Acarer, "Bu ilişkileri yazdıktan sonra biri gelip evimin önünde saldırıda bulunup 'bunları yazmayacaksın' deme cesaretini nereden buluyor. Bu tetikçiler zavallı, bunların uzandıkları yer esas meselemizdir" diyerek Alman polisine politik bir arka plan anlattığını söyledi. Acarer, Türkiye-Almanya ilişkileri dahilinde "Ben Türkiye'de yaşama imkanları kalmadığı için sürgüne gelmiş bir gazeteciyim. Neden bu saldırı önlemedi?" sorusunun da akılda olması gerektiğini belirtti ve "AKP iktidarının Türkiye'de yaptıklarını engellemeye çalışırken bir de Avrupa'daki belasıyla mı uğraşacağız?" dedi.

Acarer, koruma polislerinin henüz evinin önüne gelmemişken saldırganlara benzer birisi bugün de zillerini çaldığını söyledi. Acarer, an itibariyle evinin önünde polislerin olduğunu da belirtti.

'ALMAN HÜKÜMETİ, ÜLKÜCÜLERİ VE İSLAMCILARI YETERİNCE CİDDİYE ALMIYOR'

Sol Parti (Die Linke) Milletvekili Hakan Taş, "Türkiye'deki baskılardan kurtulup daha özgür bir şekilde gazeteciliğini yapmak için Berlin'e, hatta Avrupa'nın başkenti sayılan bir kente gelen Acarer'in böyle bir saldırıya uğraması kabul edilemez" dedi. "İki milletvekili arkadaşımla Almanya'daki ülkücüler ve özellikle Türk hükümetine yakın İslamcıların ne yaptığıyla ilgili soru önergeleri vermiştik. Bunlara verilen yanıtlarda Alman hükümetinin bu meseleyi yeterince ciddiye almadığını gördük" diyen Taş, "Mesela geçtiğimiz günlerde eşşcinsellerle ilgili Macaristan'a çok sert bir tepki verildi ama Taksim'de eşcinsellere yönelik şiddetin uygulandığı Türkiye'ye böyle bir tepki gösterilmedi" dedi.

Yaklaşık iki yıl önce kendisinin de saldırıya uğradığını hatırlatan Taş, "Artık Avrupa'da, Almanya'da böyle saldırıların yaşanmasını istemiyoruz" diyerek "Bu saldırının yapılmasına neden izin verildi ya da önlenmedi, acaba büyükelçiliğe yakın isimler tarafından desteklendi mi bu saldırı?" sorularını sordu. 

'TÜRKİYE'DE BUNLARIN ÜZERİNE GİDİLSEYDİ AVRUPA'YA MAŞALARINI UZATMA CESARETİ GÖSTEREMEZLERDİ'

İlhan Cihaner, birkaç gün önce Hollanda'da öldürülen Peter R de Vries'ın da mafya ilişkileri üzerine çalışmalar yaptığını hatırlatarak "Eğer bu iddiaların üzerine Türkiye'de ciddi biçimde gidilseydi o isimler maşalarını Avrupa'ya uzatma cesaretini gösteremezlerdi" dedi. Cihaner bu olayın birkaç boyutu var diyerek şunları söyledi:

"Türkiye'de olan olaylar artık Almanya'ya çok güçlü bir şekilde yansıyor. Örneğin, bir AKP milletvekilinin ismin oradaki adı geçen bu grubu para ve silah yönünden tesis ettiğine dair iddialar var. Bu iddiaların üzerine de Alman hükümeti yeterince gitmiş değil. Biz ilk bakışta Türkiye'nin Almanya veya Avrupa devletlerini göçmen baskısıyla esir aldığını düşünüyoruz ama burada bunu aşan bir şey var."

'İÇERİDE VE DIŞARIDA SALDIRGANLAŞACAK BİR İKTİDAR GÖRECEĞİZ'

Celal Başlangıç ise "Gazetecilere saldırmanın serbest olduğu, gazetecilere Erdoğan'ı eleştirmenin yasaklandığı bir düzene geçtik" diyerek "Tabii bu iktidarın içinde bulunduğu durumdan kaynaklanıyor. Yani ekonomisi bitmiş, işsizliği, yoksulluğu tavan yapmış, bir yandan da mafya-siyaset-devlet üçgeninde artık ülkeyi yönetemez durumdalar. Bütün bunların sonucudur Erk'e yapılan saldırı. Ben bunların devam edeceğini de düşünüyorum. İçerde ve dışarıda saldırganlaşacak bir iktidar göreceğiz" diye konuştu. 

Başlangıç, erken seçim lafı geçince "şeytan çarpmış" gibi olan diye nitelediği AKP'nin bir yandan da erken seçime hazırlık için örgütlerine talimat verdiğini ancak halkın karşısına çıkacak yüzlerinin kalmadığını belirtti. Başlangıç, "Ekonomik çöküntü, enflasyon, zamlar halkın belini iyice büktü. Diğer yandan, iktidarın çevresine kümelenmiş bir grup insan da büyük bir saltanat içerisinde, devletin parasına, malına çökmüş şekilde yaşıyorlar. Bunu ortaya çıkartan gazeteciler artık en tehlikeli unsurlardır ve ilk görüldükleri yerde susturulmalıdırlar. Medya susturmak için her yolu denediler, yüzde 90'ını ele geçirdiler ama bu yetmiyor onlara. Çünkü sayıca az olan bağımsız medya organları ciddi bir muhalefetle iktidara ağır darbe veriyorlar" diye konuştu.

Birgün gazetesinden Uğur Koç ise "Bu olay içinde yaşadığımız siyasal atmosferin bir yansıması" dedi.