Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK - Kurulan, bildiğimiz, beklediğimiz tuzaktı:

Millet İttifakı’nı bölmek için HDP’yi kullanmak…

Nasılsa HDP deyince CHP de İYİ Parti de iktidarın yanında saf tutacak, “HDP’lilerin dokunulmazlıklarının kaldırılmasına” oy vereceklerdi.

Gerçi Gare operasyonunda muhalefet bu tuzağa düşmemişti, ama orada aleni bir başarısızlık vardı. Oysa konu HDP olunca Akşener’in mecburen “HDP’yi kapatalım” diyen iktidar koalisyonuna katılacağını düşünüyorlardı.

Üstelik İyi Parti içindeki milliyetçi kanat, Akşener’den önce açıklama yapmış ve “Genel Başkan da bizim gibi düşünüyor” diyerek rol çalmıştı. Bu açıklamalar da iktidar yanlısı medyada köpürtülerek Akşener ablukaya alınmıştı. Hesap tutarsa bir taşla birkaç kuş birden vurulacaktı: Hem muhalefet ittifakı bölünecek, hem İYİ Parti iktidar safına çekilecek, hem HDP bertaraf edilecekti.

Ancak Akşener, en kritik aşamada lider olarak ağırlığını koydu. Partisini, MHP’ye yamayacak olan bu tuzağa düşmedi. Grup toplantısında “Gözü kapalı el kaldırmayacağız. Bu utanmazlığa geçit vermeyeceğiz. Milletin hür iradesine saygı duyacağız. Siyasi şovun değil, hakkın ve hakikatin yanında duracağız” dedi.

Türkiye’nin sağ siyasal geleneği için önemli bir çıkış bu… Akşener, -bir dönem Erdoğan’ın yaptığı gibi-, kendi milliyetçi tabanını ve partisi içindeki çatlak sesleri “millet iradesine”, yani seçilmişlerin dokunulmazlığına saygı duymaya ikna edebilirse, sadece iktidarın oyununu bozmuş olmaz, Meclis’e yeniden itibar kazandırır, Kürt sorununda demokratik çözümün de önünü açar. Bu hamlenin, 90’ların şahin politikacısından gelmesi, ayrıca önem taşır.

Akşener’in oyunu bozmasıyla AKP’yi yerel seçimde gerileten “İstanbul ruhu”nun yok olmadığı anlaşıldı. Erdoğan, HDP’yi kapatıp bir baskın seçim planladıysa muhtemelen zihninde ertelemiştir. Her bayrak kaldırdığında yanına çekebildiği muhalefet gözünü açtı. Artık işi bir kat daha zor.