Giresun’un Şebinkarahisar ilçesinde 2003 yılında faaliyete başlayan ve 2008 yılında Yıldızlar Holding tarafından satın alınan Nesko Madencilik’in işlettiği ve 2011’de kapasite artışları için ‘ÇED gerekli değildir’ kararı verilen ve bölgeyi zehirli havuzlarla kuşatan kurşun-çinko madeninin atık havuzu, 18 Kasım’da patlamıştı. En az Nesko şirketi kadar yaşanan felaketten Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı da sorumludur ve hesabını vermesi gerekirken, aldıkları numunelerin sonuçları üzerinden 15 gün geçmesine karşın herhangi bir açıklama yapılmaması yaşanan katliamın üstünün örtülmek istendiğine işaret etmektedir.

Yeni Yaşam gazetesinin haberine göre, Giresun-Şebinkarahisar’da 18 Kasım’da patlayan atık havuzu çevresinde ve Yedikardeş köyünde yaşayan köylüler, “Çevre felaketi burası. Bütün havuz boşaldı. Su gece sabaha kadar aktı, hâlâ sızıntı diyorlar” diye tepki gösterdi. Bölgede yaşayanlar yetkililerin patlamaya dair ‘sızıntı’ denmesine öfke duyuyorlar. 4 bin 500 ton zehirli atıkların çevreye yayıldığı ve Kılıçkaya Barajı’na kadar ulaştığı görülürken, atığın yayıldığı dere çevresinde ağaçların kuruması göze çarpıyor.

‘YILDIZLAR HOLDİNG’İN İLK VUKUATI DEĞİL’

Şirketin Çanakkale’nin Yenice, Balıkesir’in İvrindi, Ordu’nun Kabadüz, Giresun’un Şebinkarahisar, Yozgat’ın Akdağ ilçeleri coğrafyasında işlettiği madenlerde yılda toplam 100.000 ton/yıl kurşun, çinko ve bakır konsantresi üretimi yaparken, 1 milyon ton/yıl cevher üretimi bölgelerdeki yer altı işletmelerinden karşılanıyor. Yıldızlar Holding’in AKP ile yakın ve girift ilişkilerle 2002 yılı sonrası devasa büyüyerek kamuya ait olan Eti Gümüş bu holdinge devredilmişti. Eti Gümüş’ün Kütahya’daki tesisinde Şebinkarahisar’da olduğu gibi atık havuzları patlamış ve adeta bölge yaşanmaz yer haline gelmişti

‘KÜTAHYA’DA BİR ARAŞTIRMA YOK’

Kütahya’da patlayan atık havuzlarının yarattığı kirlilikten halkın nasıl etkilendiği, patlama sonrası bölgede sürdürülen tarımsal faaliyetlerle elde edilen ürünlerin piyasalaşmasıyla halkın bu zehirden nasıl etkilenmiş olabileceği yönünde hiçbir çalışma yapılmaması büyük bir sorun. Kütahya’da patlayan atık havuzu sonrası bölgede kanser vakalarında bir artış olup olmadığı raporlanmadı ve Şebinkarahisar’da da benzer bir sürecin yaşanacağı şimdiden belli. Atıkların yayıldığı bölgeden numune alınmasına karşın bir açıklama gelmemesi bu duruma işaret etmektedir.

TTB: NUMUNE SONUÇLARI AÇIKLANMALI

Tabipler Birliği yaptığı açıklamada, “Bu çevre felaketinde, flotasyon tesislerindeki havuzların patlaması tüm flora ve faunaya zarar vermiş ve toprak, bitki örtüsü ve sular bu tür ağır metallerle kontamine olmuş ve zehirlenmiştir. Flotasyon tesisleri etrafında gerekli önlemlerin ilgili bakanlıklar tarafından alınması yanında Kelkit Çayı’nın suladığı alanlarda bulunan tüm yerleşim yerlerindeki vatandaşların ağır metallerle ilgili uyarılması ve bilgilendirilmesi gerekmektedir. Kelkit Çayı, Kılıçkaya Barajı, Suat Uğurlu Barajı ve Çamlıca Barajı’ndan her gün su numuneleri alınarak ağır metal ölçümleri yapılıp, kamuoyu ile paylaşılmalıdır” uyarılarına karşın ilk alınan numunelerle ilgili henüz açıklama yapılmamış olması dikkat çekicidir.

‘ETKİLER HALKLA PAYLAŞILMALI’

Toraks Derneği de atık barajının çökmesinin ardından bir açıklama yayınladı. Açıklamada, “Maden tesisi ‘Kurşun-Çinko-Bakır Cevheri Zenginleştirme (Flotasyon) tesisi, atık depolama alanı ve su depolama barajı’ olarak yapılandırılmıştır. Çıkarılan cevherin açık havada kimyasal işlemlerle (siyanürle, sülfürik asitle ve başka kimyasallarla) yıkanmasıyla ilk aşamada çevreye yüksek miktarlarda toz, katı atık, gaz, ağır metal ve kirli sıvılar yayılır ve ayrıca kurşun ağır metaldir ve çocuklarda - erişkinlerde bilişsel fonksiyon bozukluğundan beyin hasarlarına kadar ciddi etkileri vardır. Kirli atıkların içerisindeki maddeler acil olarak tespit edilmeli, olası etkileri kamuoyu ve orada yaşayan halkla paylaşılmalıdır” denildi.

‘YIKILAN GELECEĞİMİZ’

TMMOB’ye bağlı Jeoloji Mühendisleri Odası’nın bölgede gerçekleştirdiği incelemeden sonra yaptığı açıklamaya göre; 4 bin 500 tondan fazla atık malzemenin temizlendiği bilgisi paylaşıldı. Jeoloji mühendisleri, atık havuzunda oluşan deformasyonla, gövde dolgusunda oluşan kırık ve çatlaktan dolayı yıkılma yaşandığını tahmin ediyor. Tehlikeli atıkların atık barajından taşarak Darabul Deresi’ne döküldüğünü söyleyen jeoloji mühendisleri, atıkların beş kilometre sürüklenerek Kılıçkaya Barajı’na ulaştığını ifade etti. Jeoloji Mühendisleri Odası, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nı eleştirerek, “Yıkılanın sadece atık barajı olmadığı, gelecek on yıllarımızı da etkileyecek ve yeni çevre felaketlerine neden olacak bir yıkımı da beraberinde getirdiği unutulmamalıdır” diye belirtti.