Can DÜNDAR


ARTI GERÇEK - Türkiye’nin demokrasi tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçimi için farklı teamül dönemleri var. Bunları “Generaller Dönemi”, “Siyasetçiler Dönemi”, “Belediyeciler Dönemi” olarak adlandırabiliriz.

“Generaller dönemi”, 1961’de 27 Mayıs’ın komutanı Cemal Gürsel’in Cumhurbaşkanı yapılmasıyla başladı. O günden itibaren 30 yıl boyunca Çankaya’nın yolu, hep Genelkurmay’dan geçti.

Sırasıyla 27 Mayısçıların Genelkurmay Başkanı Cevdet Sunay, eski Deniz Kuvvetleri Komutanı Fahri Korutürk ve 12 Eylül darbesinin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, Cumhurbaşkanı oldu.

1960’da başlayıp yaklaşık 30 yıl süren bu gelenek, 1989’da Özal’ın seçimiyle son buldu. Peşinden siviller dönemi başladı:

Turgut Özal, Süleyman Demirel, Ahmet Necdet Sezer ve Abdullah Gül… Erdoğan’a kadar yaklaşık çeyrek asır da onlarla geçti.

Peşinden Erdoğan geldi. Ama Erdoğan’ı Çankaya’ya, ondan da önce siyasete sürükleyen, Belediye Başkanlığı oldu. Yerel siyaset, artık Türkiye politikasına damgasını vurmaya başlamıştı.

Son kamuoyu yoklamaları, 7 yıl sonra ilk kez iki ismin Erdoğan’ın önüne geçtiğini gösteriyor. Seçmenlere, “Erdoğan’la kim yarışa girse oy verirsiniz” diye sorulduğunda en çok oyu Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş alıyor. İstanbul ve Ankara Belediye Başkanları…

Bu, son dönemde yönettikleri kentlerde başarılı olan belediye başkanlarının, siyasete damga vurduğunu kanıtlıyor.

İstanbul Belediyesi’ndeki performansıyla siyasi kariyerini önce Ankara’ya, sonra Çankaya’ya taşıyan Erdoğan, şimdi aynı yoldan gelen iki başkanın soluğunu ensesinde hissediyor. Son seçimde Erdoğan’ı zorlayan Muharrem İnce’nin de yerel siyasetten geldiğini unutmayalım.

Son 60 yılın yarısında emekli askerlere, 25’inde emekli siyasetçilere teslim edilen cumhurbaşkanlığı koltuğuna, artık bir süre belediyeciler oturacak gibi görünüyor. Bu da yerele dayalı yeni bir siyaset anlayışının habercisi… Yeni siyasetin merkez üssü, kışlalar ya da parti merkezleri değil, belediye binaları olacak.