Koruköy’de 19 günlük yasağı anlatan Osman Gökhan, kafasına silah dayayan bir askerin “Ben Azrail’im, Allah beni sizi öldürmem için gönderdi” dediğini aktardı.

GÜNCEL – 19 günlük sokağa çıkma yasağı, abluka ve işkence fotoğrafıyla gündeme oturan Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Koruköy köyü sakinleri yaşananları Dihaber’e anlattı. Askerler köye baskın yaptığı sırada evde olduğunu söyleyen 19 yaşındaki Osman Gökhan, defalarca işkenceye maruz kaldığını belirterek, yasak boyunca evlerinin 20-30 kez asker tarafından basıldığını söyledi.

KUYUYA ATMAKLA TEHDİT ETTİLER’

Gökhan, “Asker ilk evimize geldiğinde beni dövmeye başladı. Köylülerin benim adımı verdiğini söylediler. Beni evin dışına çıkartan askerler, kafama silah dayayarak, ‘Konuşacaksın’ diyordu. Askerler, ellerindeki silahlarda bizi tehdit edip evi aradılar. Askerlerden biri dönüp, ‘Ben Azrail’im Allah beni sizi öldürmem için gönderdi’ dedi. Sürekli olarak bana işkence uygulayıp küfürler ediyorlardı. Askerler beni kuyu başına götürdü ve sürekli olarak, kuyuya atmakla tehdit ediyorlardı” dedi.
AMBULANSLA ÇIKMASINA İZİN VERİLMEDİ

Saatlerce dışarıda askerler tarafından işkence gördüğünü ve ardından bırakıldığını belirten Gökhan, yaşadıklarını şöyle anlattı: “Beni saatlerce dövdükten sonra beni geri bıraktılar. Ben eve giderken, ‘Biz kamera ile seni izliyoruz. Eğer bir şey yaparsan seni öldürürüz’ diyorlardı. Bir gün silah sesleri gelmeye başladı ardından bir kez daha gelip beni aldılar. Bana sürekli olarak ‘Senin silahın var sen onlara her türlü yardımı yapıyorsun. Bize onların yerini söyle, seni öldüreceğiz’ diyorlardı. Benim bir kardeşim var 5 yaşında eve geldiklerinde sürekli ona da ‘Seni öldüreceğiz’ diyorlardı. Babamı dövmeye çalıştılar. Biz onun hasta olduğunu söyleyince beni dövmeye başladılar. Vücudumun birçok yerine silah dipçiği ile vurdular. En çok da kafamın sağ tarafına dipçikle vurdular. Kafamda şişlikler oluştu. Ailem ambulansı çağırdı yasak kalkmadan önce ambulans köye geldi. Adım anons edilince askerler geçişime izin vermedi. ‘Bu köyden çıkarsa dışarıda konuşur’ dediler.”

‘KÖY MAĞARALAR ÜZERİNDE KURULU’

Televizyon için kurulan çanaklara dahi müdahale edildiğini söyleyen Gökhan, “Bizim Kürt kanallarını çeken iki çanağımız var. İkinci çanağın ne işe yaradığını sordular, ben de ‘O Kürtçe kanallar içindir’ dedim. ‘Türkçe size yetmiyor mu?’ deyip kafama vurdular. Sonra da beni dövdüler. Çanağı da kırdılar” dedi.  Yasak boyunca köyde çocukları ve eşi ile birlikte kalan Fahriye Göcük, evlerinin 6 kez askerler tarafından arandığını, her gelen askerin ayaklarını yere vurarak mağara, kuyu aradığını belirterek, köylerinin çok eski bir köy olduğunu ancak köyün mağaralar üzerine kurulu olduğunu söyledi.

AJANLIK DAYATMASI

Askerlerin her baskının bir işkence seansına döndüğünü dile getiren Göcük, “Bir kez gelip Ahmet’in evi nerede diye sordular gösterdik. Büyük bir zulüm uyguladılar bize. Benim oğlum lise öğrencisi, oğlumu tehdit edip ‘bize ajanlık yap’ demişler. Zorla ondan telefon numarasını aldılar. Oğlum ‘ben bir tek okulum ile ilgileniyorum. Benim böyle bir şeyle işim olmaz. Beni öldürseniz de ben bu işi yapmam’ dedi. Sürekli bir şeyler sorup ‘Söyle yoksa dilini keserim’ diyorlardı” diye konuştu.  Kendilerine işkence eden askerleri de tarif eden Göcük, “Birinin elinde bir bıçak vardı, sakalları uzundu bir asker Kürtçe biri Türkçe konuşuyorlardı. 1,5 saat boyunca oğlum ve eşimi sorguya aldılar. Zorla oğlumun Diyarbakır’daki ev adresini aldılar. Bizim gördüğümüz işkenceyi kimse görmedi” dedi.

‘ÖLÜM TEHDİDİ’

Hayvanlarımız açlıktan, susuzluktan mahvolduğunu, askerlerden hayvanlarına bakmak için izin istediklerinde dahi, “Eğer kafanızı dahi dışarıya çıkartırsanız sizi öldürürüm” yanıtını aldıklarını dile getiren Göcük, “20 gün boyunca doğru dürüst yemek boğazımızdan geçmedi. Evde küçük ekmek yapıyorduk çocuklarımız için. Bizim gördüğümüz eziyeti kimse görmedi Allah onların yanına bırakmasın” dedi.