Bireysel silahlanmanın önünü açan "Ateşli Silahlar Ve Bıçaklar İle Diğer Aletler Hakkında Yönetmelik" 11 Eylül'de Resmi Gazete'de yayınlandı. Yeni düzenlemeyle birlikte ruhsatlı silah alabilecek kişilerin kapsamı genişletilirken, devletin üst kurumlarında çalışma yürüten birçok bürokrat da rahatlıkla ruhsatlı silahlanabilecek. Yine değişiklikle suç işleyen kişilerin silahları yalnızca 5 yıl emanet alınabilecek, daha sonra silahları kendilerine teslim edilecek. 

2 BİN 40 KİŞİ ÖLDÜ

Bireysel silahlanma üzerine rapor çalışması yürüten Umut Vakfı'nın 2020 verilerine, yıl içerisinde yaşanan 3 bin 682 şiddet olayının yüzde 85'i ateşli silahlarla gerçekleşti. Bu olaylarda 2 bin 40 kişi yaşamını yitirdi. 

Ege bölgesinde çalışma yürüten Bireysel Silahlanmaya Hayır Platformu üyesi Tevfik Fikret Sözer, yönetmeliğin değiştirilmesine ilişkin Mezopotamya Ajansı'na konuştu. Sözer, yönetmelikle birlikte silahlanan insan sayısının artacağını ve bununla da tehlikeli bir toplum oluşturulduğunu söyledi. Demokratik toplumlarda da silahın yeri olmadığını belirten Sözer, ancak kendisini demokratik bir ülke olarak gören Türkiye bireysel silahlanmanın en çok olduğu ülkelerden biri olduğunu ifade etti. 

'KORKU YARATMAYA YÖNELİK'

Sözer, yönetmelikte devlet kurumlarında çalışan bürokratların da silahlandırılacağına işaret ederek, bunun toplum üzerinde korku yaratmaya yönelik olduğunu vurguladı. Sözer, bürokratlara silah verilmesinin Türkiye'nin Dünya Silahsızlanma Örgütü ile imzaladığı protokole aykırı olduğunu söyledi. Bireysel silahlanma yönetmeliğinden "Hiçbir şekilde" ruhsat verilemeyeceği ibaresinin çıkarıldığına da işaret eden Sözer, bunun en çok kadınlara karşı suç işleyen erkeklere yarayacağını, bu durumun ise toplumda büyük bir tehlike yaratacağını aktardı. Sözer, şöyle devam etti: ‘Hiçbir şekilde’ ibaresi kaldırılarak kişi 5 yıllık süre içerisinde herhangi bir olaya karışmamışsa tekrar silahını alabilecek. Bu değişiklikle silah marketten peynir, ekmek almak kadar kolay oldu. Toplum her türlü silahlanmaya müsait hale getirildi” diye belirtti. 

'SİLAHA HAYIR KAMPANYASI'

Bireysel silahlanma sonucunda yaşanan ölümlerin sorumlusunun bu değişikliği yapanlar olduğunu söyleyen Sözer, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin bir an önce ortaklaşarak "Silaha hayır" başlıklı bir kampanya başlatmaları gerektiğini ifade etti.