ARTI GERÇEK- HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, TBMM Genel Kurulu’nda 2020 bütçe görüşmelerinde konuştu.

Konuşmasına Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ dahil tutuklu milletvekili, belediye eş başkanı ve parti yöneticilerini selamlayarak başlayan Buldan, “Egemenliğin halkta değil, muktedirlerin elinde olduğu otoriter bir düzende yaşıyoruz” dedi. Buldan, herkesin adalet diye feryat ettiğini ifade ederek, “İşte burası Türkiye’nin büyük kırılma yaşadığı bir noktadır” diye konuştu. 

Türkiye’de yığınla insanın adalet için mücadele ettiğini vurgulayan Buldan, “Adaleti sağlamak devletin varlık amacı, asli görevidir. Adaleti sağlamak toplumun omuzlarındaki yük değildir, olmamalıdır. Adında adalet olan bir partinin iktidarında adalet mumla aranır hale geldiyse bunun sorumlusu tabi ki hükümettir” dedi.

Buldan, AKP’nin değiştirme iddiasıyla iktidara geldiğini ancak vesayet ve statükonun bayrağını yere düşürmediğini belirterek, “28 Şubat’ta sokaktaki kebapçılar dahi iç düşman olarak gösterilmişti. 17 yıllık AKP iktidarında soğan, patates, elinde doları olan dahi terörist oldu. 28 Şubat’ta herkes fişlenmişti. Şimdi de fişleniyor. O kadar çok terörist üretildi ki kişi başına düşen milli geliri aştı. İktidarın kullandığı 10 kelimeden 9’u otoriter devletin dilidir. Beka, düşman, hain, ihanet vs. sıralanıp gidiyor. İktidarın ağzından demokrasi, barış, adalet lafı çıkmıyor. Reform dediniz, tüm değerleri deforme ettiniz” diye konuştu.

Demirtaş ve Yüksekdağ’ın Cemaatin savcı ve hakimlerince tutuklandığını, tahliyelerini engelleyenin ise AKP Genel Başkanı olduğunu söyleyen Buldan, tutuklu tüm seçilmişlerin serbest bırakılmasını istedi.

Buldan, “Cemaat paralel devlet kurmaktan, darbe girişiminden yargılanıyor. Ama o paralel yapı döneminde yapılan hukuksuzluklar aynen devam ediyor. 2009-2012 arası cemaatin paralel devletinde 10 bin Kürt siyasetçi tutuklandı. 2015’ten bu yana ise gözaltına alınan HDP’li sayısı 15 bin dolayındadır, 5 bin tutukludur” dedi.

KAYYIM TÜM ÜLKE SATHINA YAYILMAK İSTENİYOR

6’sı mazbatası verilmeyen toplam 34 HDP’li belediyeye el konulup kayyım atandığını ve 17 belediye eş başkanının tutuklandığını hatırlatan Buldan, seçme ve seçilme hakkının ortadan kaldırıldığını kaydetti.

“Siz seçseniz de yönettirmeyiz demek, darbe değil midir?” diye soran Buldan, şöyle devam etti: “Kayyım sadece bizim belediyelerimiz için değil tüm ülke sathına yayılmak istenen bir rejim biçimidir. Yereli, yerel demokrasiyi ortadan kaldıran, tekçi merkeziyetçi sistemi yerellerde de devreye koymak isteyen bir anlayışın varlığını herkes görmelidir.”

HDP’li belediye başkanlarıyla ilgili “teröre bulaşmış” iddiasına dair tek bir kanıt olmadığını vurgulayan Buldan, kayyım dönemlerindeki yolsuzlukları ve Sayıştay raporlarını da hatırlattı. Buldan, “Paralar nere gitmiş biliyor musunuz? Sayıştay da tespit etti. Kayyımların şatafatına, fıstıklı kadayıflarına, bakanlara yalakalık olsun diye alınan hediyelere gitmiş. Yerellerde adeta yolsuzluk düzeni kurulmuştur. İlla teröre destek aranacaksa cemaate ‘ne istediniz de vermedik’ diyenlerde aranmalıdır” diye konuştu.

KADIN DÜŞMANLIĞI KAYYIM REJİMİYLE SÜRÜYOR

Kayyımın asıl hedefinin, eril, tekçi sisteme karşı geliştirilen ve kadınlar için büyük bir kazanım olan eş başkanlık olduğunun altını çizen Buldan, şunları ifade etti: “Kayyım, kadınların iradesine yöneltilmiş siyasal bir şiddettir. Önceki kayyımlar atanır atanmaz kadın kurumlarını, şiddete karşı çalışma yürüten kadın merkezlerini kapatmıştır. Kadın düşmanlığı kayyım rejimiyle sürdürülmektedir. Sokakta kadını hedef alan şiddetle, siyasal alanda eş başkanlığı hedef alan siyasal şiddet aynı erkek iktidar zihniyetinin bir yansıması olarak karşımızdadır. Buna eyvallah demeyeceğiz. Eş başkanlıktan asla vazgeçmeyeceğiz. Kayyımları gönderene kadar yılmayacağız, hukuki demokratik mücadelemizi daha da büyüteceğiz. İktidar kayyımlarla asla başaramayacaktır. Başarsaydı Umumi Müfettişler başarırdı. Onlar kaybetti, bugünkü kayyımcılar da kaybedecektir.

PARLAMENTO HALK İRADESİNİN Mİ KAYYIMLARIN MI YANINDA?

“Demokrasiden, halk iradesinden yana olan herkesi, demokratik siyaset yürüten tüm kesimleri iktidarın kayyım darbesi karşısında sessiz kalmamaya çağırıyoruz. Parlamentoyu da kayyım hukuksuzluğu karşısında tavır almaya çağırıyoruz. Meclis halk iradesinin, seçilmişlerin iradesinin yanında mı, yasadışı kayyımların yanında mı? (Meclis) durduğu yeri belirlemelidir.”

DOLANDIRICILIK DÜZENİ HÂKİM OLDU

HDP Eş Genel Başkanı Buldan, ekonomik duruma vurgu yaparak, toplumun büyük bir yıkımla baş başa bırakıldığını ifade etti.

Buldan, “EYT’lilere para yok derken tek kullanımlık mutfak takımına eski parayla 1.4 trilyon, çatal bıçak takımına 1.5 trilyon, mefruşata 3.8 trilyon, giyeceklere 6.1 trilyon, hediyelere 2 trilyon lira para harcayan Saray’dan halkın yoksulluğu, sefaleti görülmez. Toplum bir yandan insanca yaşam standartlarını hızla kaybederken diğer taraftan yandaş bir kesim yoksullaşan halkın hakkı üzerinden palazlanmıştır. Alımı yapılan bir top kâğıttan bir iğneye kadar her alanda soyguncuların, talancıların başat olduğu bir dolandırıcılık düzeni tam anlamıyla hayat bulmuştur. Çaresizlik içindeki insanlar kendilerini bu acımasız çarktan kurtarmaya çalışmaktadır. Nitekim bugün ülkede ucuz ve kolay olan tek şey kalmıştır; ölüm” diye konuştu.

Buldan, Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemini, “Kitlesel işsizler, KHK zulmüyle aç ve yoksul bırakılan emekçi milyonlar, atanmayan öğretmenler, kapanan işyerleri, borç batağında bir toplum, artan intiharlar, artan zamlar vergiler” olarak tanımladı.

NEREDEYSE HER BİR KÜRDÜN BAŞINA KAYYIM ATAYACAKSINIZ

İktidarın hiçbir sorunu çözemediğini, ne söz verdiyse tersini yaptığını, ne yaptıysa tersini söylediğini belirten Buldan, şöyle devam etti:

“İktidar, ‘Türkiye şaha kalkacak, uçacak’ dedi. Sarayın harcamaları, şatafat, israf, enflasyon, dolar uçtu, şaha kalktı. Reform dediniz, insanların inancına varıncaya kadar tüm değerleri deforme ettiniz. İşkenceye sıfır tolerans dediniz. İşkence yapanlara tolerans gösterdiniz. Üstünlerin hukuku değil hukukun üstünlüğü dediniz, Saray hukukunun üstünlüğünü kurdunuz. Demokratik devlet dediniz polis devleti kurdunuz. Özgürlükler artacak dediniz. Ekonomik kriz var diyenlerin dahi eline kelepçe vuruluyor. Aleviler yıllardır çözüm bekliyor. Bulduğunuz çözüm “Ali’siz Alevilik.” Kürt sorununu çözeceğiz dediniz. Neredeyse her bir Kürdün başına birer kayyım atayacaksınız. Kadınlar eşitlik istiyor, özgürlük istiyor. Yaşam hakkının korunmasını istiyor. Çözümünüz ‘Ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum’ oldu.

SAĞLIK MÜTEAHHİTLERE, EĞİTİM CEMAATLERE TESLİM

“Sağlığı şehir hastaneleriyle müteahhitlere, eğitimi cemaat tarikat vakıflarına teslim ettiniz. İşsizliği önleyeceğiz dediniz, işsiz kitleler yarattınız. Fabrikalar yapacağız dediniz. Cezaevleri yaptınız. OHAL’i biz kaldırdık dediniz, OHAL’i geri getirdiniz. Yeşil alanı arttıracağız dediniz. Kasanızdaki yeşili arttırdınız. Kaz Dağından Hasankeyf’e, Munzur’dan Kuzey Ormanlarına varıncaya kadar her yeri şirketlere talan ettirdiniz. Komşularla sıfır sorun dediniz. Karada sorun yaşamadığınız tek bir ülke kalmadı, şimdi sıra denizlere geldi. Gerginliği denize taşıdınız. Tek dostunuz; Putin, bir de ÖSO ve diğer cihatçı gruplar kaldı. Avrupa Birliği’ne üyelik stratejik hedefimizdir dediniz. Köprüleri attınız. Şimdi Avrasya Birliği’ne girmeye çalışıyorsunuz. Kimsenin toprağında gözümüz yok dediniz. Kuzey Suriye’ye yerleşmeye, halkı yerinden yurdundan etmeye çalışıyorsunuz.”

IŞİD KAYBEDİNCE TÜRKİYE DE Mİ KAYBETMİŞ OLUYOR?

Türkiye’nin uluslararası hukuka aykırı bir biçimde 9 Ekim’den bu yana Kuzey ve Doğu Suriye topraklarında hakimiyet kurma peşinde olduğunu ifade eden Buldan, hükümetin Kürtlerin söz sahibi olmasını istemediğini kaydetti. Buldan, “Türkiye’de kayyım atamalarıyla, Kuzey Suriye’de operasyonlarla Kürtlerin iradesini engellemeye çalışan bu iktidarı 5 yaşındaki çocuk dahi görüyor, biliyor. İçeride ve dışarıda tüm politikanızı Kürt karşıtlığı üzerine kurdunuz. Peki, soruyorum: Kürtler kaybedince Türkiye kazanmış mı oluyor? Kürtler Suriye’de kaybedince Türkiye’de işsizlik, yoksulluk mu azalıyor? Kürtlerin kaybetmesi için yürütülen her siyaset, Türk halkına kaybettiriyor. Türk halkının bunu görmesi gerekiyor” dedi.

Kürtler kaybederse Kuzey Suriye’de IŞİD’in yeniden canlanacağı uyarısında bulunan Buldan, “IŞİD karanlığı kaybedince Türkiye de mi kaybetmiş oluyor?” diye sordu. 

KÜRT SORUNU SİZİ ÇÖZECEK

Çözüm sürecini ve ardından hükümetin masayı devirmesini hatırlatan Buldan, 5 Nisan 2015’te başlayan İmralı tecriti ile birlikte demokrasi, barış ve çözüm umutlarının da tecrit altında olduğunu dile getirdi.

Buldan, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2010’da, “Savaş kolaydır, barış zordur. Biz zor olana talibiz” sözlerini hatırlatarak, “Zor olan aslında barış değildir, sözün arkasında durmaktır. Kolay olan ise sözden dönmektir. Kolay olan seçti” diye konuştu.

Buldan, çözümsüzlüğün kazananı olmayacağını vurgulayarak, şöyle devam etti: “Kürt sorununa güvenlikçi politikalarla yaklaşan tüm iktidarlar dağıldı ve gitti. AKP de eninde sonunda o kervana katılacaktır. Kürt sorununu çözmediniz. Ama Kürt sorunu sizi çözecektir.”

Ancak çözümsüzlüğün bedelini hem canıyla hem ekonomik olarak toplumun ödediğini söyleyen Buldan, 2020 yılı bütçesinde savunma harcamaları için 141,1 milyar TL ayrıldığını hatırlattı. Buldan, “Halkın vergileri dağa taşa bomba olarak yağıyor. Kuzey Suriye halklarının yerinden yurdundan edilmesi için harcanıyor. ÖSO çetelerine maaş olarak gidiyor” dedi.

KÜRTLERDE TARİHİN EN BÜYÜK KIRILMASINI YARATTINIZ

Tel Rıfat’ta 8’i çocuk 10 sivilin öldürüldüğünü hatırlatan Buldan, şunları söyledi: “Roboski’yle Tel Rıfat aynı trajediyi yaşadı. 9 Ekim’den buyana 478 sivil hayatını kaybetti. Elbette Kürt halkı bu yaşadıklarını da, bunu yaşatanları da unutmayacaktır. Kürt halkında tarihin en büyük kırılmasını yarattınız. Bu kırılma size de yansıyacaktır. Sizin iktidarınızda da kırılma yaratacaktır. O kırılma çoktan başlamıştır bile.”

BARIŞ PINARINDAN SİZE İKTİDAR ÇIKMAYACAK

Buldan, iktidara şöyle seslendi: “Barış Pınarından size iktidar çıkmayacaktır. Kürt halkının iradesini tanımadan, Kürtlerle içeride ve dışarıda barışmadan hiçbir politika geliştiremezsiniz. Geliştirseniz de başarma şansınız yoktur.”

BİR AYDA 350 HDP’Lİ GÖZALTINA ALINDI

Savaşa karşı çıkmaya, barışı kararlılıkla savunmaya devam edeceklerini söyleyen Buldan, “Türkiye halklarının tek umudu ve cesaret kaynağı HDP’dir. Halkları, renkleri ortak duyguda, değişim iradesinde, mücadele dayanışmasında ve özgür gelecek hedefinde birleştiren HDP’dir” dedi.

İktidarın, 31 Mart ve 23 Haziran seçimlerinin intikamını yargı ve polis gücünü kullanarak HDP’den aldığının altını çizen Buldan, “Bu siyasi mertliğe de, siyasi ahlaka da sığmaz” dedi. Buldan, şöyle devam etti: “Şu an binlerce seçilmişi, yöneticisi, üyesi tutuklu bir partinin Eş Başkanı olarak konuşuyorum. Partimize yönelik adeta bir düşman hukuku işletilmektedir. Son bir ayda 350 partilimiz gözaltına alınmış, çoğu tutuklanmıştır.”

IŞİD’İN VE İKTİDARIN ORTAK HEDEFİ NASIL OLABİLİYOR?

Kızını Ankara Gar katliamında kaybeden Suruç Belediye Eş Başkanı Hatice Çevik’in tutuklanmasını da düşman hukuku olduğunu kaydeden Buldan, “Kızını IŞİD katlediyor, annesini ise bu iktidar tutuklatıyor. Bir aile hem IŞİD’in hem iktidarın ortak hedefi nasıl olabiliyor? Bunun cevabını iktidarın vermesi gerekiyor” dedi.

BİZİ TASFİYE ETMEK İSTEYENLER AZALA AZALA GİDECEKLER

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, şunları ifade etti: “HDP’ye karşı devreye konulan planın farkındayız. HDP şahsında demokratik siyaset alanı topyekûn tasfiye edilmeye çalışılmaktadır. İktidarın; HDP’siz parlamento, HDP’siz yerel yönetimler, HDP’siz siyaset, HDP’siz yaşam planlarını görüyoruz. Kürtsüz Kuzey Suriye planının buradaki ayağı da HDP’siz Türkiye’dir. Ama iktidar yanılıyor. Türkiye AKP’siz yapar ama HDP’siz yapamaz. Çünkü HDP halklar arası bir köprüdür. HDP bitmez, diz çökmez, diz çökmeyecektir. 1994’te DEP milletvekilleri yaka paça bu parlamentodan atıldı. Atanlar siyaseten yok oldular gittiler. Ama biz yine buradayız. Bizi tasfiye etmek isteyenler ise azala azala gitmişlerdir ve azala azala gitmeye devam edeceklerdir.

“AKP’nin siyasi hikâyesi bitmiştir. Sürdüremiyor, yürütemiyor, yürütemeyecek. Zaten AKP diye bir yapı da kalmamıştır. Kayyımcı Saray yönetimi vardır. O da gidicidir. Kurulan Cumhurbaşkanlığı Kayyım sistemi siyasi iflasın eşiğindedir.

“Halklarımız rahat olsun. Çözüm de umut da biziz, halkın kendisidir. Ezilenlerin sorununu ezenler, sömürülenlerin sorunlarını sömürenler çözmez. Adaleti, adaletsizliğe yol açanlar getiremez. Halkların elini, halk iradesini yok sayanlar tutamaz. Yoksulluğu, yolsuzluk yapanlar bitiremez. Halkın derdini saraylarda değil halkın içinde yaşayanlar anlar.

“Türkiye tam bir yol ayrımındadır. Yönetilemiyor. Ya bu şekilde çökmeye, uçurumdan yuvarlanmaya devam edecektir ya da başka bir çıkış yolu bulacaktır. Çıkış yolu vardır. Halkın kendisidir. Demokrasidir, içeride ve dışarıda kalıcı bir barıştır, herkesi kuşatan gerçek bir adalettir, özgürlüktür. Demokratik çoğulcu yeni bir anayasadır. Demokratik yerel yönetimler ve güçlendirilmiş demokratik parlamenter sistemdir. Ve merkezi yönetimde, yerel yönetimde eş başkanlıktır. Bunun için bu iktidarın biran önce gönderilmesi gerekiyor.

“En geniş demokratik toplumsal ittifakla, halkların, kadınların, emekçilerin, işçilerin ittifakıyla bunu başarabiliriz. Başaracağız. Bu nedenle erken seçim çağrısı yapıyoruz. Sandık bir an önce halkın önüne konulmalıdır. Erken genel seçim tüm siyaset kurumunun ve toplumun acil gündemi olmalıdır.”

BÜTÇE KADINA YÖNELİK EKONOMİK ŞİDDET İÇERİYOR

Bütçede kadınların olmadığını ifade eden Buldan, “Bütçede toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamadığınız, kadınları güçlendirmediğiniz zaman ekonomik şiddetin, oradan da fiziki şiddetin önünü açmış olursunuz. Bu bütçe ekonomik şiddet içermektedir” dedi.

2019 yılının ilk 11 ayında 439 kadının katledildiğini söyleyen Buldan, Ceren Özdemir’in hükümetin ağır ihmali sonucu katledildiğini kaydetti. Buldan, “Kadınları eşitsizlikten, şiddetten, baskıdan kurtaracak olan kadınların ortak mücadelesidir” diye ekledi.

Buldan, konuşmasını Gandhi’nin “Adaletsizliği, adaletle yıkmak gerekir” sözleriyle tamamladı.

AKP’Lİ BOSTANCI: KÜRTLERİN DE AKLI VAR

Buldan’ın konuşmasının ardından AKP Grup Başkanvekili Naci Bostancı sataşma iddiasıyla söz aldı. Bostancı, Sayıştay raporlarının kayyım öncesi döneme ait olduğunu iddia etti.

“İkincisi Sayın Buldan Kürt düşmanlığı şeklinde teşhislerde bulundu. Haklıdır, yerindedir, böyle bir durum var ancak kim yapıyor, ona bakmak lazım” diyen Bostancı, meclisteki tüm siyasi partilerde Kürtlerin olduğunu belirterek, “Kürtlerin de aklı var, öyle olsa başka partilere gitmezler” dedi.

Bostancı, ayrıca “Kürt düşmanlığını yapan 1984’den bu yana Kürtlerin ve Türklerin kanını döken bir terör örgütü var, PKK. Kürtlerin hakkı ve hukukuna ilişkin hassasiyetimiz varsa terör örgütüne karşı tutum koymak gerekirdi. Kürt düşmanlığına göz yumulmuş ikinci Kürt düşmanı PYD’dir” ifadelerini kullandı.

Bostancı’nın sözlerine üzerine söz alan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, Sayıştay raporlarının açık biçimde ilk kayyım döneminde yapılan yolsuzlukları ve usulsüz harcamaları ortaya koyduğunu söyledi. Plan ve Bütçe Komisyonu’nda dinlenen Sayıştay Başkanı’nın 2017’de kayyımlarla ilgili 31 suç duyurusu yapıldığını açıkladığını da hatırlatan Oluç, “Raporlar ortada hep birlikte bakabiliriz” diye konuştu.

Oluç, “Kayım ataması devam ediyor. Kürt halkının iradesini kim gasp ediyorsa, Kürt halkını seçme ve seçilme hakkını kim yok ediyorsa işte onlar halka karşı saygısızlık, halka karşı düşmanlık, halkın hukukunu tanımama adımı atıyorlardır” dedi.