Seda TAŞKIN


ARTI GERÇEK- Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli Milletvekili ve İnsan Hakları İnceleme Komisyonu üyesi Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun 31 Ağustosta Uşak’da 'Gülen cemaati' operasyonunda gözaltına alınan 30 kadına, Emniyet’te çıplak arama yapıldığını duyurmuştu. Kamuoyunda son günlerde tekrar gündeme gelen çıplak arama işkencesini yalanlayan Uşak Valisi Funda Kocabıyık ise Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun ismini vermeden “ilgili milletvekili” hakkında suç duyurusunda bulunacağını söyledi. Gergerlioğlu’nun konuyu Meclis’e taşımasının ardından bu duruma maruz bırakılan çok sayıda kadın, sosyal medya platformlarından açtıkları “#ÇıplakAramayaSessizKalma” hashtagıyla,  maruz kaldıkları çıplak arama uygulamalarını anlatarak konuyu gündemde tutmaya devam etti.  

AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, cezaevlerinde çıplak arama yapıldığına inanmadığını belirterek konuyu gündeme getiren HDP’li Ömer Faruk Gergerlioğlu’nu Meclisi ‘terörize’ etmekle suçladı. Yüzlerce kadın bu açıklamaya tepki göstererek yaşadıklarını sosyal medyada paylaştı.  

Çıplak aramaya uğrayan kadınlar  yaşadıklarını Artı Gerçek’e anlattı.  

RESSAM ZEHRA DOĞAN: İKİ DEFA ÇIPLAK ARAMAYA MARUZ KALDIM

2016 yılının Temmuz ayında gözaltına alınan Ressam Zehra Doğan, birer gün ara ile 2 defa çıplak aramaya maruz kaldığını söyledi. Gözaltına alındığı gün Mardin Karakoluna çıplak aramaya maruz kalan Doğan, ertesi gün götürüldüğü Nusaybin karakolunda yeniden çıplak aramaya maruz kaldığını belirterek  sözlerine şöyle devam etti:
 “Mardin Cezaevinde bir koğuşta 52 kişiydik ve bu kadınların hepsi çıplak aramaya maruz kaldı. Bunların içinde küçük çocuklar da vardı. Anneler, yaşlılar, çocuklar hepsi bu muameleyi yaşadı. Yine tutuklu bulunduğum Diyarbakır Cezaeavinde’de bulunan kadınların bir çoğu çıplak aramaya maruz kaldı. Tarsus Çezaevi'nde 150 kadın vardı ve onların da hepsi çıplak aramaya maruz kaldılar. Örneğin 80 yaşındaki Sisê Ana sürekli çıplak aramaya maruz kalıyordu. Çıplak arama konusunda beni en çok etkileyen çocuklardı.  Küçücük 3 yaşındaki çocuklar da annelerini görmeye geldiklerinde çıplak aramadan geçiyordu. Bu onlarda büyük bir travmatik etki yaratıyor. Bir yetişkin bunu atlatabilir ancak çocuklarda kalıcı etkiler bırakabiliyor.” 

GAZETECİ KILINÇ: KADINLARI KONUŞMAYA DAVET EDİYORUM

Bakırköy Kadın Ceza İnfaz Kurumu’nda çıplak aramaya maruz kalan gazeteci Nur Ener Kılınç yaşadıklarını şöyle anlattı:

“Ahlaksızlığı 'ahlak' edinmiş gözü dönmüş bu işkence sevicilere tek tek cevap vermek istemiyorum. Sadece tek bir soru sormak istiyorum: Çıplak arama işkencesi yoktur diyen bu kişi araştırmasını nasıl yapmış? Çıplak arama işkencesine maruz kalan hangi kadınla konuşmuş? Bunların her konuşması bir rezalet, bir felaket. Tecavüzcüler için çıkıp da 'bir kereden bir şey olmaz' diyenler de bunlar. Başlarındaki binlerce liralık eşarplar, kollarındaki binlerce liralık çantalarla çıkıp da 'bu ülkede ekonomik kriz yoktur' diyenler de bunlar. İnsanları kaçırıp, kaybedip, öldürüp, çırılçıplak soyup da 'işkenceye sıfır tolerans' diyenler de bunlar. Çıplak arama vardır! Çıplak arama işkencedir! Ben ve diğer kadınlar tek tek, tarih ve yer bilgisi ile bu ifşayı yaptık. Çıplak arama işkencesine maruz kalan binlerce kadın olduğunu biliyorum. Cezaevinde olduğum 357 gün süresince de bunu gördüm. İşkenceye maruz kalan kadınları konuşmaya davet ediyorum. Biliyorum ki anlatması çok zor, büyük bir travma. Ama gelin, gücünüzü toplayın ve korkmadan siz de ifşa edin. Utanacak olan bizler değiliz, onlar!”

GAZETECİ OKTAY: ŞİDDET YOLU İLE ÇIPLAK ARAMA YAPTILAR

Gazeteci Meltem Oktay 14 Nisan 2016 tarihinde gözaltına alındığını Nusaybin İlçe Emniyet Müdürlüğü’nde çıplak aramaya maruz bırakıldığını söyleyerek, zemin katta bulunan bir odada zorla çıplak aramadan geçirildiğini şu sözlerle anlattı:

“Zemin katta götürüldüğüm yerde, erkek polis kapıda beklerken kadın polis beni içeri aldı. Arama için eldivenlerini taktı. Önce üstten normal bir arama yaptı ancak daha sonra erkek polisin ince arama yapması gerektiğini söylemesi üzerine üzerimde ne var ne yok çıkarmamı istedi. Ben bunu kabul etmedim. Gazeteci olduğumu ve bu hukuksuzluğa izin vermeyeceğimi söyledim. Çok sert olan kadın polis eğer çıkarmazsam zor kullanacağını söyledi. Üzerime doğru gelip bedenime kendisi dokundu. Orda kısa bir tartışma yaşadım. Daha sonra şiddet yoluyla beni çıplak aramaya ve otur kalk durumuna maruz bıraktılar. Hala bu durum aklıma geldikçe kendimi çok kötü hissederim. Bunu bir kadın da yapsa erkek de yapsa bu bir tacizdir, insanlık suçudur ve işkencedir.”

FİDAN KANLIBAŞ: BİRER GÜN ARA İLE ÇIPLAK ARAMAYA ZORLADILAR

Mardin Belediyesi Sosyal Hizmetler Birimi’nde çalışırken hakkında açılan bir dosya kapsamında Diyarbakır’da 28 Ekim 2016 tarihinde gözaltına alınan Fidan Kanlıbaş, Diyarbakır’da yapılan çıplak aramanın ardından ertesi gün götürüldüğü Mardin Emniyet Müdürlüğü’nde yeniden çıplak aramaya maruz kaldığını söyledi.  Kanlıbaş sözlerine şöyle devam etti:
 
“Beni Diyarbakır’dan Mardin’e götüren kadın polis bana çıplak aramanın yapıldığını söylemesine rağmen, Mardin’de bulunan polisler yeniden çıplak arama yapacaklarını söylediler. Çıplak aramayı avukat görüşme odasında yaptılar. Bir duvarı siyah simli cam olan yani arka kısımdan içerinin göründüğü ve kameraların olduğu odada yaptılar. Çıplak aramanın ardından beni bir odaya götürerek konuşmamı istediler. Ben ve ailemle ilgili tehditlerde bulundular. Daha sonra beni yine aynı odaya götürerek yeniden soyun dediler. Bende kabul  etmeyeceğimi söyledim. Arama yapacağız dediler, bende çıplak arama yapıldı zaten dedim. Yok bu arama başka arama dedi, çok sinirlendirmişsin dedi. Daha sonra cinsel organımı arayacaklarını söylediler. Bende bunu yapamayacaklarını, bu durumun insan haklarına aykırı olduğunu söyledim. Buna daha çok sinirlendiler. Bunun yasalara uygun olmadığını söylediğim de ise ‘o zaman yasalara uydururuz’ dediler. Bununla ilgili herhangi bir arama kararı yok dedim. Yanımda savcıyı arayarak, ‘savcım biz böyle bir arama yapacağız, bu şahsın cinsel organının içinde flaş bellek sakladığını düşünüyoruz. Bununla ilgili arama izni gönderir misiniz’ dedi. Savcı da izin verdi ve telefonu kapattılar. Kameranın önünde böyle bir şey yapamayacaklarını düşünmüştüm. O simli camın arkasında kimlerin beni izlediğini bilmediğimi ve asla izin vermeyeceğimi söyledim. Bunun üzerine beni bir ambulansın içinde sağlık çalışanı kıyafeti olan biri ile kadın polisler zorla yeniden aradılar. 

GAZETECİ ORUÇ:  ÇIPLAK ARAMAYI REDDEDİNCE DARP EDİLDİM

Batman’da 3 Temmuz 2016 tarihinde gözaltına alınan gazeteci Şerife Oruç ise gözaltında tehdit ve hakaretlerle çıplak aramaya maruz kaldığını belirtere, çıplak arama ve hakaretlere ilişkin avukatları ile suç duyurusunda bulunduğunu ancak olayın üstünün örtüldüğünü  belirtti. Oruç, yaşadıklarını şöyle aktardı:

“Gözaltında yaşadığım çıplak aramanın ardından  tutuklanarak gönderildiğim Batman M Tipi Kapalı Cezaevi’nde de çıplak arama dayatmasına maruz kaldım. Birkaç ay sonra sürgün edildiğim Mardin E Tipi Kapalı Cezaevinden bir yıl sonra bu kez sık sık işkence ve şiddetle gündeme gelen Elazığ T Tipi Kapalı Cezaevi’ne sürgün edildim. 2 anne ve bir genç kadınla beraber sürgün edildiğimiz cezaevinin daha ilk girişinde hakaret ve tehditlere maruz bırakıldık. Daha sonra bize çıplak arama dayatıldı. Bizi zorla bir odaya kapattılar ve tek tek çıplak aramanın yapıldığı küçük bir odaya almaya başladılar. Daha sonra gardiyanlar üstümüzdeki tüm kıyafetleri çıkarmamızı istediler. Biz duruma tepki gösterip çıplak aramayı reddedince darp ve hakaretlere maruz kaldık. Uzun bir süre çıplak arama dayattılar. Zorla üstümüz çıkarılmaya çalışıldı ve darp edilerek koğuşlara gönderildik. Cezaevi savcısına gardiyanlar hakkında suç duyurusunda bulunduk. Savcılık ifadelerimize başvurdu ancak yaptığımız görüşmelerde savcılık ve gardiyanlar çıplak aramayı inkar etti. Bizim suç duyurularımız takipsizlikle sonuçlanırken gardiyanların darp ve çıplak aramanın üstünü örtmek için ortaya koydukları asılsız beyanları bizim hakkımızda dava açılmasına neden oldu. Elazığ’a sürgün edilen ve gönderilen tüm siyasi tutuklular çıplak arama, darp ve hakaretler maruz kaldı. Kimi arkadaşlarımız koğuşlara getirildiğinde vücutlarında darp izleri olurdu. Ancak tüm bunlar göz önünde yaşanmasına rağmen cezaevi doktorundan savcısına kadar tüm cezaevi yönetimi bu uygulamanın üstünü örttü. Bugün Türkiye’nin tüm cezaevlerinde çıplak arama yaygın bir şekilde dayatılmakta ve tutsaklar darp edilmekte. Bugün cezaevlerinde “çıplak arama yok” açıklamalarının yapılmasının nedeni cezaevlerindeki işkencelerin üstünü örtme çabalarıdır.”