Çorlu aileleri, tren raylarına karanfil bırakırken / 2019


Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde 8 Temmuz 2018'de 25 kişinin yaşamını yitirdiği, 300'den fazla kişinin de yaralandığı ve ihmaller sonucu göz göre geldiği ortaya çıkan 'tren kazası’nın üzerinden 3 yıl geçti. 3 yıldır adliye koridorlarında ve sokakta adalet arayan aileler, yaşadıklarını anlattı.

Cumhuriyet’e konuşan aileler “Mahkeme süresince bize yaşatılan zorluklar, suçlu gibi muamele görmemiz, bizi yıpratmaya çalışmaları bizleri yıkmadı, daha çok kuvvetlendirdi” ifadeleriyle yaşadıklarını özetledi.
‘İNSAN EVLADININ DOĞUM GÜNÜNDE MEZARLIKTA OLUR MU?’

Çorlu’da ihmaller sonucu yaşandığı uzman raporlarıyla da ortaya çıkan tren faciasında yakınlarını kaybedenler, yaşadıklarını şöyle anlattı:

Oğuz Arda Sel’in annesi Mısra Sel: “Bütün hayatım değişti. En başta benden oğlumu çaldılar, hayatımı çaldılar. Hayallerle dolu bir ömrün yerini şimdi mücadele ile geçirdiğim başka bir hayat aldı. Hukuk mücadelesi için soruşturmalar, davalar, mahkemeler girdi hayatıma. Hiç bilmediğim şeylerdi. Bir de eskiden özel günleri neşeyle oğlum ile birlikle kutlarken, şimdi o özel günleri mezarlıkta geçirir olduk. İnsan evladının doğum gününde mezarlıkta olur mu? Olurmuş. Bize de bu düştü bu hayatta. Üç yılı davanın adil bir şekilde görülebilmesi için verdiğimiz mücadele ile geçirdik. Dört sanık vardı karşımızda ve tek bir tutuklu yargılanan yoktu. Kanuna uymayan bilirkişilerin hazırladığı raporla hazırlanan iddianameye bağlı olarak üç koca yılı adaletsizce geride bıraktık. 25 kişiyi öldürenlerden çok biz ailelere, avukatlarımıza, bize destek veren gazetecilere dava açıldı. Bugün hâlâ TCDD, raylarında ölüm saçmaya devam ediyor ve yargı, bu ölümlerin hesabını ne yazık ki soramıyor. Bugün önce Uzunköprü’de, Uzunköprü Belediyesi ve Avcılar Belediyesi’nin birlikte düzenlediği anıt açılışı var. Daha sonra katliamın yaşandığı yer olan Çorlu Sarılar Köyü’ndeki anıtta, saat 17.00’de Çorlu Belediyesi’nin düzenlediği anma programında olacağız. Ardından Sarılar Köyü’ndeki camide giden 25 canımız için mevlit okutup onlara dualar göndereceğiz. Dualarımıza eşlik etmek, 25 kişiyi bizlerle birlikte anmak isteyen herkes davetlimizdir. Çorlu tren katliamını unutturmayacağız.”

‘BİZİ YILDIRAMAYACAKLAR, DAHA ÇOK KUVVETLENDİK’

Özgenur ve Gülce’nin annesi Funda Dikmen: “Tren kazasıyla beraber ben başka bir boyuta geçtim. Bizi hayata bağlayan kızlarım yoktu. Yaşama sevincim, hayatlarımızın anlamı yoktu.

Biz düzenimizi çocuklarımızla kurmuştuk, şekillendirmiştir. Şimdi bir boşluk. Mahkeme süresince bize yaşatılan zorluklar, suçlu gibi muamele görmemiz, bizi yıpratmaya çalışmaları bizleri yıkmadı, daha çok kuvvetlendirdi. Ama bu davada başından beri iddialarımızın doğru çıkması şu an bize bir umut oldu. Bizim çabamız başka canlar yanmasın. Bizim içimiz yandı, kızlarımı geri getiremeyeceğim ama başka Özge’ler, Gülce’ler, Sena’lar, anneler ve babalar, başka canlar yanmasın diye sonuna kadar mücadelemiz devam edecek. Bizi bezdiremeyecekler.”

‘ÜNİVERSİTEYE GİRECEKTİ, GÜCENDİM HER ŞEYE’

Sena Köse’nin annesi Aysun Köse: “Üzerinden üç yıl geçmesine rağmen değişen bir şey yok. Acı aynı acı. Hep taze ilk gün gibi. Özledikçe daha da artıyor, daha da yakan bir hal alıyor. Bu facia olmasaydı kızım da üniversite sınavına girecekti. Sınav günleri berbattım. Çok gücendim her şeye. Hayallerine yandım. Çok seviyordu okulunu, derslerini, özellikle matematiği. Kızımın ve 25 canın adalet süreci ne yazık ki çok ağır. Bizim gözümüzden her şey çok netken, bu yavaş ilerleme bizi yıpratıyor. Yanımızda olan, dik durmamızı sağlayan, acımızı paylaşan herkese sizin aracılığınızla teşekkür etmek istiyorum.”