Gazeteci Fehmi Koru, ‘Tek adam gidecek, sorunlar bitecek mi?’ sorusunun cevabını ilişkin bir yazı kaleme aldı. "Muhalefetin sistemin değişmesiyle sorunlarında çözüleceği görüşünde olması" nedeniyle eleştiren Koru, bu konuda “Muhalefet olmanın gereğini yerine getirmeyen İYİ Parti, sistem değişse bile siyasetin yanlış kodlarının yerli yerinde kalacağı endişesinde olanları haklı çıkardı. Sorumu sorayım: Sistem değişse de sorunlar bitecek mi? Bu da cevabım: Hayli zor” yorumunda bulundu.

Fehmi Koru'nun kendi blog sayfasında "Muhalefet sistem değişince sorunlar bitecek görüşünde.. Ben ise ‘‘Acaba’’ diyorum…" başlığıyla yayınlanan yazısı şöyle:

Son zamanlarda tek sesliliğe dönüştüğü izlenimi veren muhalif söylem bugün ülkenin karşı karşıya kaldığı sorunları 2018’de yenilenen sistemin yanlışlığına bağlıyor. Özetle, ‘‘Cumhurbaşkanı Hükümet Sistemi (CHS) ‘tek adam yönetimi’ne vücut verdi, sistem yanlışlar üretiyor, bunu değiştirecek ve sıkıntıları sona erdireceğiz’’ deniliyor.

Tek adam gidecek, sorunlar bitecek…

Acaba?

CHS’nin yanlışlığı ortada. Ülkemiz yeni sisteme geçildiğinden bu yana ciddi sıkıntılarla karşı karşıya kaldı. En son yaşanan ‘10 büyükelçi krizi’ de, OECD’nin G-7 tarafından kurulmuş bir yan kuruluşu tarafından ‘kara para ticareti’ ve ‘terörün finansmanı konularında sergilenen gevşeklik’ iddiasıyla ülkemizin ‘gri liste’ye alınması da Türkiye’nin itibarını zedeledi.

En ciddi yanlışlık da Türkiye’nin dış politikasında görülüyor. ABD ile sınırımızın güneyinde yaşanan sorunlara şimdilerde Rusya’nın Suriye’de bulunan Türk askerlerine yönelik saldırıları da eklendi. Oysa ABD ile ilişkilerimizin kötüleşmesi, Rusya’dan S-400 füze savunma sistemi satın almamız yüzünden başlamıştı.

Bunda CHS’nin kabahatleri yok mu?

Var elbette.

Kabahatlerin boyutunu muhalefet partileri sözcüleri fazlasıyla dile getiriyorlar, kamuoyu da onlardan öğreniyor.

Ancak benim ‘‘Tek adam gidecek, sorunlar bitecek’’ formülüne itirazım da bu tablodan besleniyor.

Endişem, sistem değişse bile yanlışların sona ermeyip devam edeceği beklentimden…

Nereden kaynaklanıyor bu endişem?

Şuradan: TBMM’de Suriye ile ilgili bir tezkere görüşüldü. Hükümet, milletvekillerinden kendisine iki yıllığına Suriye’ye asker gönderme ve gerektiğinde yabancı askerleri Türkiye’de konuşlandırma izni talep etti.

Muhalefet partileri için tezkere görüşmeleri ve sonunda istenen yetkilerin oylanması, daha önce dile getiregeldikleri yanlışların kamuoyuyla paylaşılması yanında iktidar cephesi milletvekillerini de kendi yanlarına çekme bakımından önemli bir fırsattı.

Öyle olmadı ama…

İYİ Parti milletvekilleri tezkereye -bir kişi dışında- ‘evet’ oyu verdiler; AK Partili ve MHP’li milletvekilleriyle aynı çizgide buluşarak…

CHP bile başlarda iktidarın eline koz vermemek için ‘evet’ oyu kullanmaya hazırlanıyor gibiydi; son anda tavır değişikliğine gidildi ve iyi de oldu.

Tezkerenin bayağı yüksek bir oyla kabulüyle ‘tek adam yönetimi’ Suriye’de öncesinden bile daha rahat hareket edebilme yetkisine kavuştu. Hem de 2023 yılı sonuna kadar…

Gerçekten anlaşılır gibi değil.

Fırsatın kullanılmaması bir yana, İYİ Parti Suriye’de uygulanan ve sözcülerinin ‘yanlış’ olduğunu vurguladıkları politikaya destek vererek o politikanın devamını sağlamış oldu.

‘‘Üzerimize gelirler, zor durumda kalırız’’ endişesinin bu tavırda rolü olduğu söyleniyor.

Gerekçe ne olursa olsun, kullanılan oy yanlışa destek anlamı taşıyor.

Siyasetin kodlarıyla ilgili bir durum bu ve CHS değişse bile sorunların ortadan kalkmayacağı mesajı anlamına geliyor.

Bir örnek olması bakımından AK Parti’nin iktidara geldikten kısa süre sonra karşılaştığı 1 Mart (2003) tezkeresi sırasında yaşananları hatırlamakta yarar olabilir.

O zaman sorunlu konu Irak’tı ve ülkesine yapılan uğursuz 11 Eylül (2003) saldırılarının arkasında bulunan El-Kaide örgütünü desteklediği ve elinde her zaman kullanabileceği ölümcül kitle imha silahları bulunduğu yolunda gerçekle uzaktan yakından ilgisi bulunmayan iddiaları ortaya süren ABD Irak’ı işgal etmek istiyordu.

Yalnız başına değildi, yalanına kanan İngiltere ve İspanya gibi ülkeleri yanına almıştı ve Türkiye’yi de yanında görmek istiyordu ABD. 60 binden fazla askerini Türkiye’de konuşlandıracak, bunlar için ülkenin limanları ile Irak sınırında kuracağı üsleri kullanımına açık tutacaktı.

AK Parti yönetimi Amerika’yı küstürmemek için talep ettiklerini ona sağlayacak tezkerenin TBMM’den geçmesini istiyordu.

Tezkere TBMM’den onay alamadı. CHP milletvekilleri şiddetle karşı çıktı, CHP sözcüleri tezkere Meclis’te tartışılırken sağlam argümanlarla yapılanın yanlışlığını anlattı ve 100 kadar iktidar milletvekili de ‘hayır’ oyu kullandı.

Sözün kısası, birbirine benzeyen iki ‘tezkere’ iki farklı sonuç verdi.

Irak’ı gerçek olmayan gerekçelerle işgale kalkışan ABD’nin üst düzey yetkilileri, ABD’ye destek veren İngiltere ve İspanya’nın liderleri yıllar sonra yanlışlarını itiraf etmek zorunda kaldılar. Goerge W. Bush’un yalanlarına kanan Tony Blair ile Jose Maria Aznar başbakanlıklarını kaybettiler.

Türkiye ve AK Parti kazandı.

Muhalefet 2003’te gücünü göstermeyi bildi.

Günümüzde ise, muhalefet olmanın gereğini yerine getirmeyen İYİ Parti, sistem değişse bile siyasetin yanlış kodlarının yerli yerinde kalacağı endişesinde olanları haklı çıkardı.

Sorumu sorayım: Sistem değişse de sorunlar bitecek mi?

Bu da cevabım: Hayli zor.