ARTI GERÇEK- Sakarya’nın Hendek ilçesinde, 7 işçinin hayatını kaybettiği, 128 kişinin yaralandığı Büyük Coşkunlar havai fişek fabrikası patlamasına ilişkin görülen davanın ikinci duruşması beş gün aradan sonra bitti.

Mahkeme heyeti iş güvenliği uzmanı Aslı Bozkurt'un adli kontrol şartıyla tutuksuz yargılanmasına karar verdi. Asiye Angın, Erşan Öztürk, Hasan Ali Velioğlu ve Yaşar Coşkun'un tutukluluk halinin devamına karar verildi. Bir sonraki duruşma için 10 Haziran tarihi verildi.

Sakarya 1’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görülen davada 5’i tutuklu olan 7 sanık hakkında 2 yıl 8'er aydan 22 yıl 6’şar aya kadar hapis cezası isteniyor. 

Bugün tahliyesine karar verilen İş Güvenliği Uzmanı Aslı Bozkurt, patlamanın nedeninin üretim sırasında işçilerin yanında fazla malzeme bulunması olduğunu, uyarılarının dikkate alınmaması nedeniyle istifa ettiğini söylemişti. İşçilere ürün yetiştirilmesi konusunda uyarılar yapıldığını belirten Bozkurt,  savunmasında, “Fazla ürünlerle çalışma hususunda defaatle uyarılarımı yaptım. Ancak Ali Rıza Bey, ‘İSG uzmanları bilmez, yasal sınır olan 1 kg ile iş yürümez. Şimdiye kadar bu şekilde iş yürüttük’ demiştir. Bu doğrultuda, İSG defterine durumu yazdım. Uyarılar yapıldıktan sonra makul süre içerisinde gerine getirilmezse İSG defterine yazılır. Bununla birlikte, İSG uzmanı Bakanlığa bildirim yükümlülüğünü yerine getirmiş sayılmaktadır. Bu nedenle sorumluluğum bulunmamaktadır. Uyarılarımın dikkate alınmaması nedeniyle istifa ettim. Gerekçemi istifa dilekçeme açıkça yazmadım. Ali Rıza Bey, yıllık iznim ve ihbar süresi nedeniyle 30.06.2020 tarihinde işyerindeki sorumluluğum sona ermiştir. Patlama bu tarihten sonra gerçekleşmiştir. Patlamanın temel nedeni üretim sırasında işçilerin yanlarında fazla malzeme bulundurmasıdır. Kişisel koruyucuların eksik olduğunu ve tam kullanım sağlanmadığına ilişkin uyarımı Hasan Ali Velioğlu’na yaptım. Sürekli ürün yetiştirmesi için tüm işçilere baskı yapıyorlardı. Her işçinin ne kadar ürettiğini tespit edebiliyorlardı ve işçiler bu baskıyı bir şekilde bertaraf ederek üretime devam ediyorlardı. Bu baskı genelde Hasan Ali Bey tarafından gerçekleşiyordu" ifadelerine yer vermişti.

Pazartesi günü başlayan duruşmada fabrikanın sahiplerinden sanık Yaşar Coşkun sabotaj iddiasında bulunmuş, “Basında sanki sürekli bizde iş kazası oluyormuş gibi yalan haberler çıkıyor”  diyerek işleri olduğu gerekçesiyle tahliyesini istemişti.

Coşkun, "Bana teröristmişim gibi muamele yapılıyor, iş cinayeti deniliyor. Halbuki ben saygın bir iş adamıyım. Türkiye’nin gelişmesi için elinden geleni yapmış bir firmanın ortağıyım. Bizim ne kadar düzenli olduğumuzu Türkiye’de herkes bilir. Ben ilk günden beri bu olayın sabotaj olduğunu söylüyorum” şeklinde savunma yapmıştı.

Fabrikanın diğer sahibi Ali Rıza Coşkun’un avukatı Mehmet Mangıroğlu ise patlamaya ilişkin ‘bu işin fıtratında var’ savunması yaptı. Mangıroğlu, “Herkese başsağlığı diliyorum. 30 yıldır bu firmanın hukuk müşaviriyim. Ne yazık ki bu işin doğası böyle” demişti.

Patlamdan sağ kurtulan işçiler ve ölenlerin yakınları ise fabrikadaki ihmalleri anlatmış ve patlamada ölen Sebahattin Tepeçınar’ın kardeşi Kadriye Cinoğlu davadan vazgeçemeleri için 500 bin TL para teklifi yapıldığını, "Merhum Sabahattin Tepeçınar'ın kardeşiyim. Kaçak olarak muskaların kağıtlarını yapılması için eve gönderiyorlardı. Kağıt bitince, Yaşar Coşkun abimin kağıtları çaldığı imasına bulunmuş ve 'siz şerefsizsiniz çalarsınız' demiş. 

Saygın bir iş adamı olduğunu söyleyen Yaşar Çoskun seri katildir... 500 bin TL teklif ettiler, davadan vazgeçmemizi istediler. Üç ay sonra benim diğer abim Covid-19'dan öldü. Biz kardeşimizi asla satmayız dedik. Biz bu davadan asla vazgeçmeyiz. Ölümüne kadar bu davadayız" sözleriyle duyurmuştu.