Halkların Demokratik Kongresi (HDK), 11'inci Dönem Genel Meclis toplantısını Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bağcılar İlçe Örgütü'nün konferans salonunda düzenledi. "Erkek devlete karşı buradayız, direnişteyiz, bir aradayız", "Yeni yaşam kazanacak" ve “Bi biryarî ya şehîdên şoreşê emê serkevin” pankartının asıldığı salona, HDK Eşsözcüleri Esengül Demir ve Cengiz Çiçek, HDK eski Eşsözcüsü Sedat Şenoğlu, HDP İstanbul Milletvekili Musa Piroğlu ve çok sayıda kişi katıldı.

HDP AKP’NİN ÖNÜNDEKİ EN BÜYÜK ENGEL

Toplantıda ilk sözü alan HDK Eşsözcüsü Esengül Demir Çorum ve Madımak katliamında yaşamını yitirenleri andı ve bu katliamların ana odağının gericilik olduğunu kaydetti. Katliamların başta Alevi ve Kürtleri yok etmek üzerinden kurulduğunu dile getiren Demir, “İnsanlar Madımak otelinde diri diri yakılırken hükümet yetkilileri buna dair bir şey yapılamayacağını söyledi. Dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in ‘Allahtan dışarıdakilere bir şey olmadı’ cümlesi ile bu ölümlerin sorumluluğunu da göstermişti. Sonrasındaki süreçte yargılanma aşamasında katliamı yapanlar ödüllendirildi. Hatta Meclis’e vekil olarak geldi. Bu cezasızlık halen devam ediyor. Tüm bu katliamların sonrasında Aleviler yaşadıkları yerlerden göç etmek zorunda kaldılar. Bu topraklarda bu politikalar defalarca denenmiştir. Demografik yapıyı değiştirme, yaşadıkları topraklardan yok etme, orada yaşayan halkların varlığını inkar etmek üzerine kurulu bu yöntemler Kürt halkını tanımama, talepleri ve haklarını tanımamaya dayalı bir devlet politikasıdır” şeklinde konuştu.

HDP’nin 7 Haziran sürecinde ülke topraklarında başka bir dünyanın mümkün olabileceğini gösterdiğini hatırlatan Demir, tüm görmezden gelinenlerin HDP bünyesinde büyük başarılar elde ettiğini vurguladı. Halkların mücadelesinin Ortadoğu’ya da ışık olabilme misyonundan kaynaklı iktidar kanadına korku saldığını ifade eden Demir, “Sistemle bir savaş halindeyiz. Topluma korku salan iktidarın, HDP ve HDK’ye dönük saldırıları devam ediyor. Fakat iktidar, kendi rejimini inşa etme sürecinde HDP’nin kendi önlerinde en büyük engel olduğunu biliyor. Kobanê kumpas davası da bunlardan yalnızca biridir. Tek başına iktidarda olmalarından dolayı başarılı olacaklarını düşünüyorlarsa da HDP kitlesi bu partinin kapatılmasının mümkün olmadığını gösteriyor. Bu topraklar düşmanlaşmayı değil ortak yaşamayı hak ediyor. HDP’nin boşluğundan kendine alan açılacağını sananlar bilsin ki, HDP kolay lokma değil. O lokma boğazlarında kalacaktır” diye konuştu.

ORTAK MÜCADELE VURGUSU

HDP İzmir il binasında Deniz Poyraz’ın katledilmesine de değinen Demir, bu adımın toplumda korku yaratılma çabasının bir parçası olduğunu belirterek, şunları söyledi: “Ama büyük bir sahiplenme ile katliam kınandı. Bu ülkede tüm demokrasi güçlerinin ortak mücadele yürütülmesi vazgeçilmez oldu. AKP-MHP ittifakı yıllardır toplumu teslim almaya ve kendi rejimlerini inşa etmeye çalışıyor. Ama artık güç kaybediyor. Siyaseten zayıflamış, yönetemediği krizler silsilesinin yaratıcılığını üstlenmiş, toplumun tepkilerinin daha fazla açığa çıktığı, korku sarmalında toplumu ‘idare’ etmeye çalışan iktidara karşı halklar korku ikliminin yıkıldığını gösteriyor.”

HDK’nin birleşik mücadeleyi büyütmek, mücadele yürüten herkesi bir arada görmeyi amaçladığını yineleyen Demir, mücadelenin tüm halklarla birleşmesi gerekliliğini vurguladı.

KATLİAMLAR GÜNCEL

Katliamların yalnızca geçmişe ait bir olgu olmadığını belirten HDK Eş Sözcüsü Cengiz Çiçek de, “Tekçi ulus devletin sömürü politikaları var olduğu sürece halkları tasfiye edilme sürece de devam eder” dedi. Deniz Poyraz’ın katledilmesinin geçmiş katliamların devamı olduğunu dile getiren Çiçek, failin tetiği çeken değil çektiren olduğuna dikkati çekti. Tetiği çeken bataklığı demokrasi mücadelesi ile kurutacaklarını dile getiren Çiçek, “Aynı gemide miyiz?  aynı yolun yolcuları mıyız? Bu soruları yeniden düşünmeliyiz. Liberal reçetelerle halkların zihnini bulandırmayı amaçlayanlara karşı aynı yolun yolcusu olmadığımızı belirtmeliyiz. Sivas Katliamı’nın uğradığı zaman aşımında Erdoğan, ‘hayırlı olsun’ demişti. Biz bu bezirganlarla, sultanlarla, sömürgen aygıtlarla, bize yoksulluğu, ölümü ve çaresizliği dayatanlarla aynı gemide olmayacağız. ‘Porsiyonlarınızı küçültün’ diyorlar. Porsiyonları küçültmesi gereken biz değiliz. Bizim porsiyonlarımız Deniz Poyraz’ın kahvaltı tabağıdır. Saraylarda sofralar kuranlar, milyonları savuranlar kendi iradesi ile porsiyonlarını küçültmeyecektir. Bunu biz kendi irademiz ve mücadelemizle yaptıracağız” dedi.

OYUN KURUCULUK

Kapitalizmin, halklar gerçekliğine yaklaşımı ile kaosa kapı araladığının altını çizen Çiçek, Türk ulus devletinin bu krizleri hep üreteceğini vurguladı. Kriz süreçlerine dair yöntemlerin elzemliğine dikkati çeken Çiçek, iktidarın sürdürülebilir olmaktan çıkmış ve tüm çıplaklığıyla tükenmiş olmasının birleşik bir güç odağı ile halkların lehine çevrilmesi gerektiğini söyledi. HDK’nin 4 stratejik dönemden oluştuğunu ifade eden Çiçek, sözlerini şu şekilde sürdürdü: “İlki kuruculuk dönemimiz. Türkçü, milliyetçi hegemonya karşısında tüm kimliklerin güncel mücadele arayışlarına cevaptı. İkincisi 7 Haziran süreci. Tarih sahnesinde böylesi güçlü bir çıkış devletin kurucu kodlarını bir bütünen korkuttu. O günden bu yana süren saldırılar devletin resmi politikalarıdır. Üçüncüsü, 31 Mart seçimleri. Böylesine yaygın bir halk bilincini kendi oyununu kurup sonucu etkileyecek bir örgütlülüğü hiçbir yerde yoktur. Bu oyun kuruculuktur. On yılların biriktirdiği bir halk gerçekliğidir. Dördüncü dönem ise bu dönemdir. Tüm sermaye, talancı grupları tehdit eden, yerlerinde rahat oturmasını engelleyen büyük yürüyüşün yolcusu olan bizler faşizmi yenmek üzere bu yolu yürüyoruz. Faşizm, böl, parçala, yönet taktiği ile kazanımlarını tasfiye etmeye çalışıyor. Bu nedenle her zamankinden daha fazla yan yana durmak zorundayız.”

Sınır ötesi operasyonlar, İmralı tecridi, doğaya, emeğe dönük talan ve gasp, kadın hareketi ve gençlere dönük yok etme politikalarının ana odağında Kürt sorunun durduğunu ifade eden Çiçek, halkların elindeki tek kurtuluşun ortak mücadele olduğunu yineledi.

 Açılış konuşmasının ardından toplantı basına kapalı bir şekilde devam ediyor. (MA)