Türk Tabipler Birliği (TTB) 23 Kasım’da başlattığı “Beyaz Yürüyüş” beşinci gününde Ankara’ya ulaştı.  “Karanlığa karşı; önlüğümüzün beyazına, özlük haklarımıza, halkın sağlık hakkına sahip çıkıyoruz-emek bizim söz bizim" başlıklı eylem programı kapsamında düzenlenen yürüyüşü tamamlayan TTB, Merkez Konseyi binası önünde açıklama yaptı. 

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kocaeli milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu’nun yansıra birçok sivil toplum kuruluşu ve temsilcileri katıldı. Alanda, “Güvenlik keyfine son”,  “Angaryaya, mobbinge son”, “Şiddete son” yazılı dövizleri ve “Yaşamın olduğu her yerdeyiz, hekimiz vazgeçmeyeceğiz” , “Emek bizim söz bizim” pankartları taşındı.

TTB Merkez Konseyi Başkanı Şebnem Korur Fincancı, Sağlık Bakanı'ndan ilk randevu taleplerinin üzerinden 390 gün geçtiğini belirterek, "Türkiye tarihinin en büyük ekonomik ve siyasal krizlerinden birisi yaşanmaktadır. Bu krizin en görünür biçimde yansıdığı alan sağlık alanıdır. Sağlık Bakanı ise sağlıkla ilgili sorunları sağlık emekçilerinin, hekimlerin temsilcileriyle konuşmaktan sürekli kaçmaktadır” dedi.

SAĞLIK METAYA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ

Sağlığın alınıp satıldığı bir metaya dönüştürülmek istendiğini ifade eden Fincancı, “Hastaneleri ise işletmeye; hastaları müşteriye ve sağlık emekçilerini köleye çeviren ‘Sağlıkta Dönüşüm Programı’, gelinen aşamada sağlık sistemini tamamen çökertmiştir. 5 dakikada bir verilen randevuyla sağlık ve hekimliği 5 dakikaya sığdırmaya çalışan; bir hekimin günde 100 hastaya bakmasını öngören bu sağlık sistemi, sağlık değil sağlıksızlık üretmektedir. Tedavi edici sağlık hizmetlerine terk edilmiş, koruyucu sağlık hizmetlerini yok sayan; sevk zincirini tamamen ortadan kaldıran ve kışkırtılmış sağlık talebi yaratan bu sistem, toplumun nitelikli sağlık hizmeti alma hakkını elinden almaktadır. Sağlığa erişim giderek zorlaşmakta, ekonomik krizin derinleştiği koşullarda katkı-katılım payları ile yurttaşın cebinden giderek daha fazla para çıkmaktadır. Kovid-19 pandemisi boyunca iktidarın tercihini toplumdan yana kullanmadığı, salgının aklın ve bilimin gereklerine göre değil ekonominin ihtiyaçlarına göre yönetildiği bir sürece hepimiz tanıklık ediyoruz” şeklinde konuştu.

YANLIŞ SAĞLIK POLİTİKALARI

Salgının siyasal iktidar tarafından kötü yönetildiğini belirten Fincancı,“Temaslı takibi yapılmamaya, etkisi olmadığı bilinen ve milyonlarca dolar verilen ilaçlar dağıtılmaya devam ediliyor. Bunun üzerine bir de her gün 200 civarında insanımızın yaşamını yitirmesine rağmen toplumda duyarsızlaşma ve kanıksanma hali yaratılıyor. İnsanların en temel hakkı olan yaşam hakkı, yönetil(e)meyen pandemi sonucunda yurttaşların elinden alındı. Uyarılarımıza rağmen yanlış sağlık politikalarında ısrar, pandemi sürecinde sosyal cinayetlere neden oldu” diye aktardı.

MÜCADELE YÖNTEMLERİ KONUŞULACAK

Önümüzdeki dönemde daha iyi bir sağlık ortamı ve daha güzel bir gelecek için birlikte mücadelenin yolunu açacaklarını vurgulayan Fincancı, “Sağlıkta özelleştirmeci, piyasacı politikaların durdurulması, sağlık hizmetlerinin toplumsal bir anlayışla yeniden inşa edilmesi, sermayeye değil sağlığa bütçe ayrılması için önerilerimizi, taleplerimizi ve mücadele yöntemlerimizi hep beraber konuşacağız. Yaşama adanmış bir mesleğin onurlu üyeleri olarak mesleğimizi değersizleştiren, hakkımızı gasp eden bu bozuk düzene karşı alternatifsiz değiliz. Bize dayatılan bu koşullar kader değildir. Beyaz yürüyüş boyunca ifade ettiğimiz taleplerimizi bir kez daha yineliyoruz. Sadece hekimler için değil tüm sağlık emekçileri için insanca yaşayacağımız emekliliğe yansıyan temel ücret istiyoruz” diye ifade etti.

TALEPLER 

Fincancı konuşmasının ardından taleplerini şu şekilde sıraladı:

“* Performans sisteminin kaldırılmasını, döner sermaye uygulamasına son verilmesini, sabit maaşımızın bunlara muhtaç etmeyecek, emekliliğe yansıyacak şekilde düzenlenmesi istiyoruz.

* Çalışma koşullarımızın iyileştirilmesi, insanca çalışma süreleri istiyoruz. 7200 ek gösterge ve tüm sağlık emekçilerine pandemide çalışılan her yıl için 120 gün yıpranma payı istiyoruz.

* Herkese eşit, parasız, nitelikli, ulaşılabilir, anadilinde sağlık hizmetinin sunulduğu basamaklandırılmış bir sağlık sisteminde çalışmak istiyoruz.

* Sağlık Bakanlığı, yabancı uyruklu, YÖK kadrosu ayrımı yapılmaksızın tüm asistanların emeklerinin karşılığını aldığı; çekirdek eğitim müfredatına uygun, asistan hekimlerin tüm süreçlerde söz sahibi olduğu bir uzmanlık eğitimi istiyoruz.

* Özgür, özerk, eşitlikçi, demokratik üniversite ve tıp fakülteleri; nitelikli tıp eğitimi istiyoruz. İntörn hekimlerin en az asgari ücret ve sigorta ile çalıştırılmasını istiyoruz. Özel hastanelere değil kamu hastanelerine bütçe ayrılmasını istiyoruz.

 *Hiçbir insani ve bilimsel temeli olmayan 5 dakikada bir muayene dayatmasına son verilmesini; hastalarımıza en az 20 dakika ayırabildiğimiz bir sağlık sistemi istiyoruz.

*Aile hekimliği ceza yönetmeliğinin geri çekilmesini, 1. basamak sağlık sisteminin bölge tabanlı olacak şekilde yeniden düzenlenmesini istiyoruz. Özel hastanelerde hekim ve sağlık emekçilerin fazla çalıştırılmasına ve ciro baskısına son verilmesini istiyoruz.

*COVID-19'un illiyet bağı aranmaksızın meslek hastalığı sayılmasını istiyoruz. Sağlığın olmazsa olmazı barışçıl ve demokratik bir ortamdır. Adaletsizliğin, antidemoktratik uygulamaların son bulduğu, toplum sağlığının önemsendiği demokratik bir ortamda çalışmak istiyoruz.”

Açıklamanın ardından kitle “Beyaz Forum”un gerçekleşeceği Yılmaz Güney Kültür Merkezi’ne doğru “KHK’lar gidecek biz kazanacağız”,  “Haklıyız kazanacağız”,  “Emek bizim söz bizim” sloganlarıyla yürüyüşe geçti. (MA)