HABER MERKEZİ - Ankara 10 Ekim Katliamı davası 8’inci tur duruşması ikinci gününde Ankara 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam ediyor. Kimlik tespitiyle başlayan duruşmada ilk sözü alan avukat Sanem Doğanoğlu, 5 Nisan Avukat Günü dolayısıyla, katliamında hayatını kaybeden avukat Uygar Çoşkun’u anarak konuşmasına başladı. 

‘İNSANLIĞA KARŞI SUÇ KAPSAMINDA YARGILANMALILAR’

3 celsedir mahkemeye insanlığa karşı işlenen suçlar ve savaş suçlarını, uluslararası düzeyde yapılan yargılama pratiklerini anlattıklarını söyleyen avukat Sanem Doğanoğlu, “Bu dosyada yargılanan birçok sanığın gerçekleştirdiği eylem insanlığa karşı suç kapsamında” dedi:

“IŞİD’in Türkiye ve dünyadaki tüm katliamlarına bakıldığında sistematik plan ve saldırı açıklamaya değer değildir. Tesadüfen meydana gelmiş olmayan eylemlerin bütününe sistematik eylem deniliyor TCK’de. Burada iddianamenin tariflediği haliyle sanıkların açıklamaların da ve gerçekleştirdikleri eylemlerde bir sistematik var. Örgüt üyeliği olarak tariflenen sanıkların Suriye’ye geçip burada ilişkiler kuran insanlığa karşı suça vücut vereceği kanaatindeyim.” Sanıkların insanlığı karşı suçlar ve savaş suçları kapsamında yargılanmalarını talep eden Doğanoğlu, “Bu anlamda uluslararası toplumda sorumluluğunuz var. Bunun için insanlığa karşı suç kapsamında işlenmesi gerekiyor."

‘SAVCILAR GÖRMEZDEN GELİYOR’

Doğanoğlu'nun ardından söz alan avukat Ahmet Özder, “Dosyanın soruşturmasını yürüten savcılar bir takım delilleri görmezden geldiği gibi bir takım sanıkları da görmezden gelmektedir. Dosyada halen deliller tartışılmadı” dedi.  Özder, “Tüm dijitallerin yeninden tanımlanması gerekir. Derneklerle ilişkilerin delilleri tam toplanmadı. Devlet bunu görmüş. Genç Ensar’ı, ISLAH DER’i, ABU Hayat’ı adım adım takip etmiş. Tape kayıtlarının tam olarak incelenmesi gerekir. Tanıkların tamamını istiyoruz. Tanık dinletme talebimizi görün artık” taleplerinde bulundu.

Sanıkların hepsinin Ankara Katliamı’nda yer aldığını suçun öncesi ve sonrası yapılan fillerle birlikte bu durumun göz ardı edilemeyeceğine dikkat çeken Özder,  “Sanıkların Antep’ten Ankara’ya gelene kadar kullandıkları telefonları ve araçları tespit etmişler. Ama bunlar dosyaya yansıtılmıyor” dedi.

‘KATLİAMIN EMRİ EBU TALHA’DAN GELDİ’ 

Antep Cumhuriyet Savcılığı’nda Yunus Durmaz’a ait diskin silinmiş kısımlarından elde edilen belgeleri mahkeme heyetine sunan Özder, katliamın emrinin 9 Ekim günü Ebu Talha kod adlı Erman Ekici’den geldiğini, katliamın tüm planlamasının ve sanıkların katliamdaki tüm görevlerinin açıkça belgede yer aldığını anlattı. Abdülmüttalip Demir’in tartışmasız katliamın sanıklarından olduğunu, Hüseyin Tunç’un ise örgütün nakliyecisi olduğunu ifade eden Özder, “Tunç silah ve bomba taşıyor. Hatta kendi avukatı da Antep Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü bir soruşturmada müvekkili için ‘bomba taşıyıcısıdır’ demiştir” diye konuştu.

Sanıklardan Metin Akaltın’ın örgütün teknik işlerini yapan kişi olduğunu belirten Özder, şöyle devam etti: “Nerde silah, katliam organizasyonu, nerede bir örgüt evi var, her şeyin altından Metin çıkıyor. Eşi Hatice Akaltın dünyadan habersiz mi? Aylarca günlerce silahlarla yatıyor. Gizli gizli mesajlaşıyorlar. Burak Ormanoğlu hala IŞİD üyeleriyle görüşüyor. Evlerde çıkan parmak izlerine bakıldığında Ankara katliamı öncesi birlikte hareket ettikleri açıkken bunu nasıl sıradan bir üye yaparsınız. Örgüt talimatıyla deşifre oldukları için Yunus Durmaz’ın ‘ evleri boşaltıyoruz’ dediğinde hepsi evleri boşaltıyor. Burak Ormanoğlu açık ve net katliamın sorumlularındandır.” 

Yakup Yıldırım, Nihat Ürkmez, Erman Ekici hakkında topladıkları delilleri mahkeme heyetine sunan Özder, bu sanıkların sıradan bir örgüt üyesi olmadığını, hepsinin bizzat katliamın içinde yer aldığını ifade etti. 

‘O İŞARET TÜRKİYE'NİN YARISI YAPIYOR, AFRİN'DE DE YAPILIYOR'

Avukat Özder, sanık Yakup Karaoğlu hakkında delilleri sunarken, sanığın işaret parmağını kaldırdığı ve IŞİD bayrağı olduğu fotoğrafı gösterdiği sırada sanık Karaoğlu, “Bu işareti Türkiye’nin yarısı yapıyor. Afrin’de de yapılıyor sen ne konuşuyorsun” diyerek avukatlara sataştı. 

FAİL AVUKATI: MAHKEME ANTEP’TE OLMALI 

Ardından sanık müdafileri söz aldı. Hatice Akaltın’ın avukatı Oğuz Akman, “Müvekkilim bir yıldır tutuklu, aleyhine bulanan delil yok. Tek suçu Metin Akaltın’ın eşi olması. Eşinden korktuğu için polise haber verememiştir. Davadan müvekkilimin dosyasının ayrılmasını istiyorum. Ceza alacaksa da biran önce verin. Bu dava daha çok uzun sürer. Mahkeme delil toplamıyor, duruşmanın başından beri aynı yerdeyiz. Delil toplanmıyorsa neden iki ay bekliyoruz. Dava aslında Antep’te görülmeliydi. Mahkeme tarafından oraya yazılan müzakerelere cevap verilmiyor. Yeni belgeler yok” diye savundu. 

FAİL AVUKATI: SELEFİ ÖRGÜTLER ARTIYOR 

Antep’te selefi örgütlenmelerin daha da arttığını kaydeden avukat Akman, “Orada selefi derneklere kimse müdahale etmiyor. Maddi değerler olmadan ceza verirsek, sonra bunlar devlete karşı cephe alıyor. Maddi gerçekliklere bakarak ceza vermezsek, bu terör olayları devam edecek. Müvekkilim mağdur ediliyor” ifadelerini ileri sürdü. Ardından müvekkilinin tahliyesini isteyen Akman’a, katliamda yakınlarını kaybeden aileler tepki gösterdi.

Mahkeme heyeti, duruşmaya öğle arası verdiği sırada dışarı çıkarılan sanık Mehmeddin Baraç’ın salondakilere dönerek sinkaflı küfür ve tehditlerde bulundu. Bu sırada aileler duruma tepki gösterdi. Kısa süreli bir gerginlik yaşandı. Sanıkların dışarı çıkarılmasıyla gerginlik sona erdi. Mahkeme öğleden sonra devam edecek.

(Mezopotamya Ajansı)