Erk ACARER


ARTI GERÇEK - Aleyna Çakır’ın şüpheli ölümünde kamuoyu tatmin olmuyor, baş şüpheli Ümitcan Uygun'un rahatlığı o soruyu gündemden düşürmüyordu: “Bunun sebebi ne?” Olay günü ve sonrasında yaşananlar, tanık anlatımları, mesajlar, olayların perde arkası, karmaşık aile ilişkileri…Her yönü ile Çakır dosyasını açıyoruz.

Esas ismi Sema Esen’di (18). Kamuoyunda ‘Aleyna Çakır’ olarak tanındı. 3 Mayıs 2020 tarihinde Ankara’daki evinde ölü bulundu. Dosyanın baş şüphelisi erkek arkadaşı Ümitcan Uygun’du (19). Ancak kendisi ile ilgili, ‘şüpheli olarak’ işlem yapılmadı. Sadece tanık olarak ifadesi alındı. 

Oysa mevcut deliller, tanık ifadeleri, yaşanan olaylar değerlendirildiğinde, Ümitcan Uygun hakkında, ‘cinsel saldırı’, ‘kasten öldürme’ veya ‘intihara yönlendirme’ ve ‘eziyet’ suçları ile iddianame hazırlanması, ‘kaçma şüphesi nedeni’ ile de tutuklanması gerekiyordu.      

Uygun, olaydan sonra kamuoyunun gündeminden düşmedi. Tehdit videoları ile konuşuldu. Yetiştirme yurtlarında müdür olarak görev yapan annesi Gülay Uygun’un, 18 Eylül 2020’de intihar olarak değerlendirilen şüpheli ölümü ve sonrasındaki açıklamaları ile dikkat çekti. Kamuoyu, sık sık, “Bu şahsın ayrıcalığı ne?” ve “Kim tarafından korunuyor?” diye sordu.  

YİNE İNFİAL YARATTI

Son olarak, bir evde, yanındaki 2 genç kadın ile birlikte, halk arasında, ‘kristal’, ‘ateş-buz’ ya da ‘met’ gibi isimlerle bilinen metamfetamin adlı uyuşturucu maddeyi içerken görüntülendi. Tepki çeken video sonrası Uygun gözaltına alındı. Kendisine uyuşturucu içirdiği görüntülenen T.K. isimli kadın hakkında ise işlem yapılmadı. Uygun 1 gün sonra çıkarıldığı, Ankara 6. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından tutuklandı. Bunca zamandır görmezden gelinmişti. Emniyet, Uygun’un hem gözaltına alınması hem de mahkemeye getirilme aşamasını adeta bir şova dönüştürerek, imaj çalışması yaptı. Ümitcan Uygun’un abileri ve babası ise tutuklanmasından sonra olay çıkardı. Görüntü almak isteyenlere saldırdı.   

BİYOLOJİK ÖRNEK ALINDI

‘Uyuşturucu tutuklaması’ kamuoyunu tatmin etmedi. Ancak merak edilen ‘o soru’ da cevap buldu: Ümitcan Uygun’dan mahkeme öncesi biyolojik örnek alındığı ortaya çıktı. Buna rağmen tartışmalar devam ediyor. Çoğu kişi, tutuklama ile toplumun gazının alınmak istendiğini ve Ümitcan Uygun’un kısa sürede cezaevinden çıkarılacağını düşünüyor. Dosya kapsamında yaşananlar ve Türkiye’deki emsal vakalar göz önünde bulundurulduğunda kimse haksız sayılmaz.

Alayna Çakır dosyası bir bütün olarak çok sayıda şüphe barındırıyor. Olaya dair, “Yetiştirme yurtlarını içine alan, devlet kurum ya da kamu personeli ile ilişkili bir zincir mi?” sorusu sıkça tekrarlanıyor. Somut veriler ve ipuçlarını göz önüne serip, kamuoyunun takdirine bırakacağız. ‘Sema Esen’ ya da Aleyna Çakır dosyasını açıyoruz!   

BAYILTMA VİDEOSUNUN PERDE ARKASI: ÖLDÜRMEK İSTEDİ

Çakır’ın ölümünden hemen sonra, bir video orataya çıkmıştı. Video, Uygun tarafından yayınlanmıştı, genç kadının ölümünden 17 gün öncesine aitti. Yerde yatan  Çakır’ın başında bir de kadın vardı. Sigara içen Uygun, “Aleyna nakavt, öyle canlı yayın yapılmaz böyle yapılır” diyordu. 

Videoda sesi duyulan ve olaya tanıklık eden M.A.’nın ifadeleri soruşturma tutanağına girdi: “Ümitcan Uygun ve E.Ö’nün Sema’yı iterek zorla girdiklerini gördüm. Ümit içeri girer girmez, ‘O…u seni öldüreceğim, sen bittin seni yaşatmayacağım’ diyerek bağırdı. Boğazını sıkmak, yüzüne yumruk atmak suretiyle Sema’yı darp etti. ‘Bayıl a…akoyduğumun çocuğu diyerek, Sema’yı salonun ortasına yatırdı ve nefes almaması için yastığı yüzüne doğru bastırdı.” 

Ümitcan Uygun, kamuoyu ile paylaştığı bu görüntüleri inkar etti, “Kesinlikle ben bayıltmadım, canlı yayın da yapmadım” dedi.

ŞİKAYETİNİ NEDEN GERİ ÇEKTİ?

Çakır, astım hastasıydı. Elbette bunu Uygun da biliyordu. Tanık M.A’nın ifadesi, haneye tecavüz, öldürmeye teşebbüs ve hakaret suçlarını ortaya koydu. Çakır, Uygun’un yanındaki E.Ö’den şikayetçi olmadı. Uygun hakkındaki şikayetini ise birkaç saat içinde geri çekti. Büyük ihtimalle vazgeçirilmişti! İşkence videosu, Çakır ailesi avukatı Umur Yıldırım’ın isteği üzerine, ‘şüpheli ölüm dosyası’ ile birleştirildi.

"ÖLÜRSEM SEBEBİ ÜMİT!"

Birleştirilen soruşturmasındaki başka tanık ifadeleri, Çakır’ın şüpheli ölümünden önce hayatı konusunda endişelendiğini de ortaya koydu. Bu tanıklardan biri eve temizliğe gelen F.U. isimli şahıstı, şunları aktardı: “Aleyna bana, ‘Ümit bu videoyu çekerken canlı yayın yapmış, ayrıca benim paramı yiyor… Abla bir gün ölürsem bu şahıstan olur, bu şahıs beni öldürür bak. Bir gün duyarsan, sebebim Ümit’ dedi.”

"AĞZINA GRİ RENKLİ BİR SİLAH SOKMUŞ!"

‘Şiddet videosu’ konusunda bilgi veren S.E. de başka bir olay anlattı: “Ümit, Sema’nın evine geldi. Benim yanımda, Sema’nın ağzına markasını bilmediğim gri renkli bir silah soktu. O…u senin ananın a…ı s…m. Sen, benden ayrılamazsın, seni öldürürüm’ diye darp etmeye başladı.” 

S.E, anlattıklarına ek olarak Ümitcan Uygun’un ifadesini değiştirmesi için kendini tehdit ettiğini de belirtti. Bu video ve anlatılanlar kapsamında işlem yapılsa ve olay derinleştirilse Aleyna Çakır, belki de bugün hayatta olacaktı!  

AYNI GÜN İKİ FARKLI İFADE VERMİŞTİ

Çakır’ın ölümünden sonra ise Ümitcan Uygun’un olaya ilişkin beyanları, hem babasının hem de arkadaşların ifadeleri ile çelişiyordu. Üstelik Çakır’ın öldüğü gün, kendisinin verdiği 2 ifade bile birbirinden farklıydı.Uygun, aynı gün vermiş olduğu ifadelerinde Çakır’ın mesajlarını önce, arkadaşlarının yanında, sonra babasının ikametindeyken okuduğunu belirtiyordu.

İlk ifadesi: Uygun’un ‘olay yeri tutanağına’ giren beyanında şu sözler yer aldı: “Ben orada arkadaşlarımla otururken, (arkadaşına ait bir mekan) Sema bana WhatsAPP üzerinden bazı mesajlar gönderdi. Bu mesajlarda intihar edecek şekilde şeyler vardı.”

2’inci ifadesi: Emniyetin ‘bilgi alma tutanağı’nda ise şu ifadesi geçiyordu: ”Gece yarısından sonra babamın ikametine gittim. Saat 01.00 sıralarında bana mesaj attı. ‘Benim anam da yok babam da yok, beni, geldiğinde böyle bulmayacaksın’ diye yazmıştı. Ben kendisine müsait olmadığımı söyledim, kendisini inandırmak için abimle babamın tartıştığı ses kaydını yolladım. Sonra uyudum.” 

HAYATIN NORMAL AKIŞINA AYKIRI OLAYLAR

Her iki beyanda da sabah 08.30 civarında babasının evinden ayrıldığını anlatıyordu. Sabah, Çakır’a mesaj atıp, sonra da onu aradığını ancak ondan geri dönüş alamadığını ifade ediyordu. Ayrıca ‘kendisinin işleri olduğu için’ B.G. adlı arkadaşını arayarak, Aleyna Çakır’ı kontrol etmesi konusunda ricacı olduğunu söylüyordu. İntihar şüphesi olan yakın birisi ile ilgili olarak aktarılan bu detay hayatın normal akışına aykırıydı.

Daha ilginci, Ümitcan Uygun’un gece 01.13 ile 08.59 arasında hiç görüşme kaydının olmamasıydı. Söylediği gerçek değildi. Telefonundan o saatlere ait sinyal alınamadığı için yer tespiti de yapılamadı!   

İFADELERİNİN İKİSİ DE YALAN

Uygun’un arkadaşı M.C.Ö; emniyetin bilgi tutanağında, “O gece, bulundukları yerden, Ümitcan Uygun ve K.A.Z. isimli şahısla birlikte ayrıldıklarını söyledi. Uygun’u, Çakır’ın evinin önündeki arabasına bıraktığını anlattı. M.C.Ö’nin aktardıklarına göre, Uygun, Çakır ile araçta M.C.Ö’nün telefonu üzerinden iletişim kurmuştu. Çakır’ın intihara yönelik mesajlarını da araçtan inerken okumuştu. Arabadaki diğer kişi K.A.Z de bu anlatılanları doğruladı. İfadelerden, Uygun ve onunla birlikte olan 2 kişinin saat 01.05 civarında Çakır’ın evinin önüne ulaştıkları anlaşılıyordu.  

EVİN ÖNÜNDE ÜÇ KİŞİ

Bunu destekleyen daha önemli bir bulgu daha vardı: Kamera kayıtları! Bu kayıtlar anlatımlar ile örtüşüyordu. ‘CD izleme ve inceleme tutanağında’, 03.06.2020 günü saat 01.05 sıralarında, beyaz renkli bir aracın geldiği, 2 kişinin otomobilden indiği sonra da aynı beyaz renkli aracın uzaklaştığı aktarıldı. 2 dakika sonra ise park halindeki siyah renkli bir başka araç Çakır’ın oturduğu binanın önünden ayrılmıştı. Bir kişi ise binadan içeri girdi. 

‘ORGANİZE İŞLER’ ŞÜPHESİ

CD izleme ve inceleme tutanağı, muhtemel bir tabloya işaret ediyordu: 3 kişi binaya geldi. Onları, M.C.Ö isimli şahıs kendi aracı (beyaz renkli) ile getirip, oradan uzaklaştı. Diğer kişi K.A.Z. Ümitcan Uygun’un arabasını (siyah renkli) alarak ayrıldı. Ümitcan Uygun ise Aleyna Çakır’ın oturduğu eve girdi. Bu aynı zamanda organize bir ilişki yumağı konusunda şüphe uyandırıyordu. 

CD İZLEME TUTANAĞI NEDEN DEĞİŞTİ?

Fakat her nedense, ‘CD izleme ve inceleme tutanağının’ tekrar yazılmasına ihtiyaç duyuldu. Görüntüler ilk kez karakol tarafından incelenmişti. İkinci kez izleyen ise Cinayet Büro’ydu. Cinayet büro yazdığı tutanakta özetle; “Aleyna’nın oturduğu bina önüne gelen araçtan sadece 1 kişi indi, o kişi diğer arabayı aldı gitti” dedi. Böylece Ümitcan Uygun’un Aleyna’nın evine girmediğine ve aracını alarak gittiğine dikkat çekilmişti.

İşte birbirinden farklı o 2 tutanak:

İlki: Arabadan 2 kişi indi, biri binaya gitti, diğeri siyah renkli arabayı aldı.

İkincisi: Arabadan bir kişi indi, diğer aracı alıp gitti.    

KAYIP ZAMAN 

Ümitcan Uygun’un bir diğer ifadesini ise baba Durak Uygun yalanlıyordu. Olay gecesinin ertesi, 08.30’da evden ayrılıp işe gittiğini aktaran, Uygun’un aksine baba Durak, sabah kalktığında onu evde göremediğini aktarıyordu. İfadesine göre oğlunu dükkanının önünde aracının içinde uyurken bulmuştu. Kamera kayıtları incelemesi ve tanık ifadelerinden, saat 01.05’te Ümitcan Uygun’un, Aleyna’nın evinin önünde olduğu anlaşılıyordu. Sabah ise aracında 8.30 civarında, uyur halde babası tarafından bulunmuştu. Ümitcan Uygun, neden yalan söyledi, neden eve gitmek yerine aracında uyudu? Onu Aleyna Çakır’ın evine götürenler yaşanabilecekleri biliyor muydu? Telefon kaydı da olmayan yaklaşık yedi buçuk saatlik o zaman diliminde gerçekte ne oldu?

YARIN - ALEYNA’NIN ÇIĞLIKLARININ DUYULDUĞU SES KAYDI ORTAYA ÇIKTI