Kobane Davası'nın, 3’üncü duruşma 3’üncü oturumu sona erdi. Duruşma yarın 09:30’da devam edecek. 

Kobane davasının üçüncü duruşmasının üçüncü oturumu, HDP'nin tutuklu siyasetçilerinin savunmalarıyla devam etti. HDP eski Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Bircan Yorulmaz, HDP'nin tutuklu eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ'ın konuşma metninin kendisine iletilmiş olmasının 'suç delili' olarak sunulduğuna dikkat çekti. Yorulmaz, "Savcılık nasıl göstermek isterse istesin, bazı gerçekler değişmez. HDP’nin seçim barajını aşan, 6 milyon oy alan ve Meclis’in üçüncü partisi olduğu gerçeğini değiştiremez" dedi.

IŞİD'in Kobane’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleştirilen eylemler gerekçesiyle Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanları, Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyeleri ve yöneticilerinin de aralarında bulunduğu 24’ü tutuklu 108 kişi hakkında açılan davanın üçüncü duruşmasının üçüncü oturumu, Ankara 22’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülüyor. Sincan Cezaevi Kampüsü Salonu'nda görülen duruşmayı HDP yöneticileri de takip etti.

HDP eski Eş Genel Başkanları Figen Yüksekdağ ve Selahattin Demirtaş, Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi eski Eşbaşkanı Gültan Kışanak, HDP eski Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi Meryem Adıbelli, tutuklu bulundukları cezaevlerinden Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile bağlandı. Tutuklu yargılanan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Emine Ayna ve HDP eski milletvekili Gülser Yıldırım mazeret bildirerek, duruşmaya katılmadı. 

Tutuksuz yargılanan İmralı Heyeti üyesi Sırrı Süreyya Önder, Ahmet Türk, Gülfer Akkaya ve Altan Tan da mazeret bildirerek duruşmaya katılmadı. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel, Kürt siyasetçi Ayla Akat Ata, HDP eski Sözcüsü Günay Kubilay, HDP Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) üyesi Ali Ürküt, eski milletvekili Emine Beyza Üstün, İbrahim Binici, HDP Dış İlişkiler Komisyonu üyesi Nazmi Gür, HDP yeni dönem MYK üyesi Alp Altınörs, HDP eski saymanı Zeki Çelik, HDP eski MYK üyeleri Pervin Oduncu, Ayşe Yağcı, Bircan Yorulmaz, Zeynep Ölbeci, Bülent Parmaksız, İsmail Şengül, Dilek Yağlı ile Sibel Akdeniz, duruşma salonunda hazır bulundu.

PROVOKASYON GİRİŞİMİ: POLİS MÜDAHALE ETMEDİ

Duruşmanın başladığı sırada, ırkçı bir grup ellerinde bayraklarla duruşma salonlarının bulunduğu koridorda HDP aleyhine sloganlar atarak yürüdü. Polisler gruba müdahale etmezken, sloganlar duruşmanın görüldüğü salondan da duyuldu.

Dün tahliye edilenlerden HDP eski MYK üyeleri Berfin Özgü Köse, Cihan Erdal ve Can Memiş, duruşmaya İstanbul’dan SEGBİS ile katılırken, yerine kayyım atanan Kars Belediye Eş Başkanı Ayhan Bilgen de duruşmada hazır bulundu.

YORULMAZ: HDP HİÇBİR ZAMAN ŞİDDET ÇAĞRISI YAPMADI

Kimlik tespiti ile başlayan duruşmada savunmaya yapan HDP eski MYK üyesi Bircan Yorulmaz, 20 Mayıs tarihinde tahliye talebinde dava eklerinin kendine ulaşmadığını aktardığını kaydetti. Dava eklerinin kendine ulaşmadığını aktaran Yorulmaz, eklerin gönderilmesini istedi. Yorulmaz, “Avukatlarımla savunmama ilişkin yaptığım konuşmada, savunma konuşmalarında farklı nasıl anlatabileceğimi endişe içerisinde sorduğumda tekrardan kaçınılmaz olduğunu anlattılar.  Sonuçta toplu dava ve arkadaşlarımla aynı şeyi anlatacaktır. Zira tek bir gerçek var, bu gerçeği anlatmam lazım. 20 Mayıs’taki konuşmalarımı anlatacağım” dedi.

Kobane olaylarından 6 yıl 3 ay sonra kabul edilen iddianameyle binlerce yıl hapis ve müebbet hapis cezasıyla yargılandığını dile getiren Yorulmaz, “Savunma durumu olarak, hakikati anlatmanın savunmamı güçlü kılacağına inanıyorum. Sanık sıfatıyla ilk kez bir davada bulunuyorum. 25 yıldır siyasetle ilgileniyorum. Uluslararası siyaseti takip ederek, bazı dönemlerde siyasette yer aldım. Evrensel ilkeler çerçevesinde barış, çoğulculuğu benimseyen, insan hakları aktivisti olarak yer aldım ve siyasete bu çerçeve de dahil oldum” diye konuştu.

Savcılığın suçlamalarda kendisini konumlandırdığı yerin kimliğiyle örtüşmediğini kaydeden Yorulmaz, “İddianame ile ilgili HDP yargılanıyor. Tweetler yargılanıyorsa, AİHM buna ilişkin karar verdi. AİHM kararı sonrası sözü geçen tweetlerin iddianameden çıkması gerekiyor. Ama HDP'yi yargılıyoruz. Savcılık nasıl göstermek isterse istesin, bazı gerçekler değişmez. HDP’nin seçim barajını aşan, 6 milyon oy alan ve Meclis’in üçüncü partisi olduğu gerçeğini değiştiremez. Ne kadar illegalize edilmek için suçlar icat edilmeye çalışılsa da HDP hiçbir zaman şiddet çağrısı yapmamıştır” ifadelerinde bulundu. 

'YÜKSEKDAĞ'IN KONUŞMA METNİ' SUÇ DELİLİ SAYILDI 

Yorulm

İddianamelerde suç delili olarak sunulan ve benim mailime gelen Figen Yüksekdağ'ın kamuoyuna açık konuşmasının linki. Bu konuşma TBMM çatısı altında yapıldı. Başka bir link ise yine açık kaynaklarda yayınlanan sonuç bildirgesini basın mensuplarıyla paylaşmak da suç unsuru sayılmış. Başka bir mail ise iddianamenin temelini oluşturmuş. Bu mailin PYD’den geldiği belirtiliyor. Adıma konulan tüm deliller iç yazışmalar, haber linkleri... Ancak 6 Ekim 2014’te Nazmi Gür’e, sonra da Nazmi Gür tarafından MYK üyelerine gönderilmiş. Mailde şunlar yazıyor: Acil çağrı Kobane'de binlerce sivil tehdit altında. Kürt savunma güçleri YPG güçleri IŞİD’in saldırısına karşı halkı savunuyor. Kobane’de binlerce sivil halkın bir katliam tehdidi altında. Binlerce insan gözlerimizin önünde katlediliyor.

Mail PYD’den geliyor ve ben gelen mailden sorumlu tutuluyorum, bu hukuken olabilecek bir şey değil. Mail kutularına her gün yağan kumarhane oyun maillerini ne yapacağız. Bilgilendirme amaçlı olarak birçok yere gönderilen içerik olan mailden söz ediyoruz. Sadece HDP’ye değil, genel her yere gelen bir mail. Kobane'de binlerce sivile katliam tehdidi olduğu ve böyle giderse Türkiye sınırına ulaştığı bildirildi. Buradaki suç unsuru nedir? Türkiye IŞİD’in eline geçmesini mi istiyor? Bir bültenle ilgili içeriğinden kişiye özel olmamasında, benden gitmemiş toplu gidilmiş bir mail beni örgüt yönetici yapar. Savcılık makamı böyle bir maili suçlama konusu yapmış, heyetiniz de iddianameyi kabul ederek, bizi suçlu ilan etti. PYD Eş Başkanı Salih Müslim Türkiye'ye geldi ve hükümetle görüştü. O döneme ait her kaynaktan görülebilecek, Türkiye hükümeti ile Salih Müslim arasında görüşmeler gerçekleştirmiştir."

Duruşma, avukatlara verilen sözlerle devam etti.  Avukatlar konuştuğu sırada salon dışından ırkçı bir grubun slogan sesleri salonda duyuldu. Bu duruma dair rahatsızlıkları ile getiren avukatlar ile grubun uzaklaştırılması talimatı vermeyen mahkeme heyeti arasında tartışma yaşandı. Mahkeme başkanı, duruşmanın güvenliğinin sağlanmasını isteyen avukatlara, "Duruşma güvenliğinde sorun yok. Bütün güvenlik görevlileri burada" yanıtını verdi

AVUKAT SÖNMEZ: ÖLEN KİŞİLERİN DOSYALARINA NE OLDU?

Tartışmanın ardından sözü Yorulmaz’ın avukatı Sönmez aldı. Avukat Sönmez, "Bu olaylarda ölen kişilerle ilgili dosyalara ne oldu acaba? Bu ölümlere ilgili hukuka uygun bir yargılama yapıldı mı da bugün benim müvekkilim bu suçlamalarla karşı karşıya kalıyor?" diye sordu.

"Bir yargılama yapılmadığını biliyorum. Deliller arasında alınan ve bu da 2020 Kasım ayında düzenlenen bir bilirkişi raporu var. Müvekkilimin de aralarında bulunduğu bir tetkik inceleme yapılıyor ve 6 yıl sonra birden bire yapılan incelemede maillere yer verilmiş" diyen Sönmez, şöyle devam etti:

"Filistin’de İsrail'e karşı zulme uğrayan halklar için çağrı yapılıyordu. Şengal'den Gazze’ye iç savaşın mağduru olmuş kadınlar ve çocuklarla ilgili insani yardım zinciri oluşturmuş bu insanlara ilişkin nasıl bir suç kanıtı olarak dosyaya sunuluyor. Biraz önce AKP vekili olduğunu iddia eden meslektaş bir gönderme yaptı ve MYK’dan nedense istifa etti dedi. Oysa müvekkilim bunu çok güzel bir şekilde açıkladı. Bu nedenle de zaten 2014 6 Ekim MYK’sında yer almadığını söyledi. O toplantıya katılmış olması da suçlu olduğu yönünde bir bilgi vermez bize. Biz madden ceza yargılamanın temelin madi gerçeklik oluşturuyorsa o maddi gerçeklerin ortaya konulması lazım. Ekim ayından bu yana müvekkilim tutukludur dün aynı şekilde tutuklu yargılanan kişiler hakkında tahliye kararı verdi. hukukta tutukluluk koruma tedbiri aslolan özgürlüktür. bu iddianameye dayanarak bu kadar tutukluluk süresi bile ağır hak ihlalidir bu nedenle tahliye talebinde bulunuyoruz."

DURUŞMA ARASINDA SALDIRI GİRİŞİMİ

Öte yandan duruşma salonu dışındaki bir grubun HDP'li siyasetçilere saldırı girişimi de devam etti. Salona giren HDP Milletvekili Garo Paylan, dışarıdaki ırkçı gruba tepki göstererek, "Burada güvenlik yok. Mahkeme koridorlarında milletvekillerine saldırılıyor hakaret ediliyor. Burada güvenlik almıyorsunuz. Basın açıklaması yapamıyoruz ama onlar bizi tehdit edebiliyor ve güvenliğimiz alınmıyor" dedi.

Saldırı girişimine dair bir açıklamada bulunmayan mahkeme başkanı, Paylan'a ilişkin bir tutanarak tutarak, "İzin almadan söz aldı"  diye yazdı. Duruşmaya ara verildi. Arada, mahkeme salonundan dışarı çıkan HDP'li siyasetçilere bir kez daha saldırı girişiminde bulunuldu. Polisin müdahale etmediği saldırı girişimine, HDP milletvekilleri tepki gösterdi.

HDP ESKİ SAYMANI ÇELİK: YAŞANAN VAHŞETE KARŞI İNSANİ TEPKİMDİR

Duruşma, HDP eski Saymanı Zeki Çelik’in savunmasıyla devam etti. IŞİD'in saldırılarına tüm kamuoyunun tanıklık ettiğini kaydeden Çelik, “Ben de bu paylaşımları görmüş ve duyarlı biri olarak yorumsuz bir şekilde paylaştım. Yaşanan vahşete karşı insani tepkimdir. Kaldı ki söz konusu 2014-2015 tarihlerinde YPG henüz Türkiye tarafından ‘terör örgütü’ olarak tanımlanmamıştı. O süre de ayrıca PYD yetkileri Türkiye’deki yetkililerle de görüşmeler yapmıştır. Eğer YPG 2014-2015 yılında terör örgütü sayılsaydı, eş başkanları gelip Türkiye’de görüşmeler yapabilir miydi?” diye sordu. 

Çapraz savunmanın ardından Zeki Çelik’in avukatı Fikret Aktaş, müvekkiline isnat edilen iki eylem olduğunu, birinin HDP tarafından atılan ve iddianamenin temelini oluşturan tweet olduğunu vurgulayan Aktaş, “Tweetin içeriği konusunda AİHM’in net kararı var bunun suç unsuru olmadığına yönelik. İkinci suçlama ise 4 adet fotoğraf paylaşımı. Bu paylaşımların ikisi 2014’te, 2’si de 2015’te yorumsuz bir şekilde paylaşılan YPG’ye ait olduğu iddia edilen görüntüler. 2014-2015 yılında PYD Eş Genel Başkanlarının Türkiye’ye defalarca geldiği ve üst düzey devlet yetkilileri ile görüşmeler yaptığı biliniyor. En son 2015 yılı itibariyle değerlendirildiğinde Asya Abdullah, TBMM’de günün siyasal konjonktürü konusunda basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Demek ki bu tarihlerde Türkiye tarafından YPG yasa dışı bir örgüt olarak tanımlanmıyordu. Bu nedenle paylaştığı bu fotoğraflar suç olamaz” dedi.

Kobane Davası'nın, 3’üncü duruşma 3’üncü oturumu sona erdi. Duruşma yarın 09:30’da devam edecek.