Esra ÇİFTÇİ


Tam yaz bitti derken çocuğa, eğitime, aileye, ebeveynliğe alternatif bir bakış getiren bir kampa rastladık: Özgür Çocuklar Kumpanyası. 

Çocukların ebeveynleriyle hem birlikte oldukları hem de ayrı ayrı zaman geçirebildikleri, doğayı doğada deneyimleyebildikleri, bedensel, zihinsel ve psiko-sosyal gelişimine destek sağlayan kamp, 21-25 Ağustos tarihleri arasında Bademler Doğal Yaşam Köyü’nde.

Kumpanyada, çocuklara yönelik Çocuklarla Felsefe, Çocuklarla Bilim: Astronomi, Biyoloji, Botanik, Çocuklarla Psiko-drama, Çocuklarla Yaratıcı Drama, Çocuklarla Mimarlık, Çocuklarla Edebiyat, Çocuklarla Dans, Çocuklarla Doğa, Çocuklarla Sokak Oyunları, Çocuklarla Sanat: Müzik, Resim, Heykel, Sinema, Çocuklarla Gastronomi atölyeleri yer alıyor.

Kumpanyada, çocuklarla ebeveynlerin birlikte katılabilecekleri çeşitli etkinlikler, atölye çalışmaları da var. Bunlardan biri tekne gezisi. Tekneyle çıkılan mavi yolculuğu ilginç kılansa, akşam yemeğinden sonra yeniden denize açılıp eğitimci bir astronomun kolaylaştırıcılığında teleskopla yıldız gözlemi yapılarak uzayın derinliklerini keşfetmek. Bir diğer ilginç etkinlikse botanikçinin kolaylaştırıcılığında gezegenimizi paylaştığımız bitkilerin dünyasını keşif için doğa yürüyüşleri.

Özgür Çocuklar Kumpanyası, alternatif eğitim ve uygulama felsefe alanında kamplar, atölyeler, eğitimler organize eden, danışmanlık hizmetleri veren Opus Noesis’in kolaylaştırıcılarınca gerçekleştiriliyor. İçinde klinik psikolog, pedagog, sanatçı, astronom, bahçıvan, felsefeci, eğitimci ve daha pek çok uzman kumpanyada atölye çalışmaları yapıyor.

KİLİT KAVRAMLAR: BİRLİKTELİK, KEŞİF VE ÖZGÜRLÜK

Özgür Çocuklar Kumpanyası’nda sürecin tasarımı ve uygulamasında görevli kolaylaştırıcılardan Metin V. Bayrak “Geleneksel eğitimin ihmal ettiği doğa, birlikte yaşam, paylaşım, keşif, kendine yeterlik gibi kavramları nasıl birleştirebiliriz?” diye sorarak düşündüklerini şöyle söylüyor:

“Sürecin tasarımı ve uygulamasında kavramlarımız: birliktelik, keşif, özgürlük. Yeni keşiflere, maceralara, duygulara, deneyimlere, arkadaşlıklara, anılara olanak sağlıyor. Ebeveynler ve çocuklarının birlikte ve ayrı ayrı katılabilecekleri etkinlikler, atölyeler var. Sanatsal, entelektüel, performatif, sportif etkinliklerin bir araya olduğu birlikte yaşama deneyimi. İlgilerimizi, becerilerimizi, yeteneklerimizi keşfetme ve geliştirme imkânı veriyor. Bungalovlarda konaklama, Bademler Doğal Yaşam Kooperatifi’nde üretilenlerle beslenme, paylaşma, hayata katılım olanakları. Efes ve Şirince gezisi… Tekneyle mavi yolculuk… Otları, bitkileri, ağaçları tanıma yürüyüşleri… Evreni keşif için yıldızları izleme… Kuş gözlemleri… Sokak oyunları… Soru ve sorunlarınızı danışabileceğiniz, paylaşabileceğiniz uzmanlar… Ve daha pek çok şey…”


Metin V. Bayrak

'ZAMANI VE MEKANI BİRLİKTE PAYLAŞTIĞIMIZ ÖLÇÜDE BİRBİRİMİZİ SEVEBİLİR VE ANLAYABİLİRİZ'

“Uygarlık, hatırlamak ve uyum sağlamaktır.” denir. Hatırlamayan, mazisinden beslenmeyen yeni koşullara da uyum sağlayamaz yani yaşamını sürdüremez. Özgür Çocuklar Kumpanyası ile maziden beslenip günümüzde ana akım yaklaşımlarınca ihmal edilen becerilerin, paylaşımların deneyimlenmesini murad ediyoruz. Bizler, zamanı ve mekânı birlikte paylaştığımız ölçüde birbirimizi sevebilir, anlayabiliriz. Burada farklı yaşlardan katılımcıların göreli süreyi, belli etkinliklerde birlikte geçirmelerini, başka türden bir toplumsallığı, eğitimi, kavrayışı, yaşayışı deneyimlemelerini amaçlıyoruz.”

ÇOCUKLAR SIKIŞMIŞ DURUMDA...

Çocuklar, sürekli bir şeyler öğretmek istediğimiz kölelerimiz... Çocuklar, sevgi nesnelerimiz... Çocuklar, yeni tanrılarımız. Çocuklar, kapitalizmin yeni tüketicileri... Çocuklar, farkında olmadıkları sorumlulukları yüklediğimiz umutlarımız… Çocuklar, türümüzün tarihinde ilk defa büyüklere öğretenler… Çocuklarımız, dünyanın her yerinden birlikte oyun oynadıkları akranlarıyla devletlerin sınırlarını çoktan işlevsizleştiren dijital öznelerimiz…

Hepimiz merak ediyoruz başımıza geleni. En çok da çocuklar. “Bir çocuk yetiştirmek için bir köy gerekir” diyor Çinliler. Köyümüz ne yakında ne de uzakta; artık köyümüz yok. Çocuklar okullar ile çekirdek ailenin yaşadığı dairelere sıkışmış durumda. Çocuklar, bir biçimde bu sıkışıklığı ekranlar dolayısıyla aşıyor.

Kurumsal eğitim, her geçen gün güç kaybediyor. Alternatif yaklaşımlar filizleniyor. Çocukların bağımsız kişiler olarak yaşamalarını arzu ediyoruz. Peki bu becerileri nerede, nasıl edinebilirler? Geleneksel eğitim, salt bilimsel, akademik kazanımlara odaklanmış durumda. Sınav odaklı eğitim, çocukların en kritik dönemlerinde okul, kurs ve özel ders üçgenine sıkışmalarına neden oluyor…

'ÖZGÜRLÜK: DOĞADA, AİLEDE, EĞİTİMDE, İLİŞKİDE VE KENDİNDE' 

Özgür Çocuklar Kumpanyasında sürecin tasarımı ve uygulamasında görevli ve kolaylaştırıcılardan Alev Dumanoğlu’na nasıl bir kamp olduğunu soruyoruz:

“Kendimizi, doğamızı, gökyüzünü, taşı, toprağı, börtü böceği, denizi, otları, ağaçları, yeni insanları, ilgilerimizi keşfettiğimiz, yeni perspektiflerle tanıştığımız ve ömrümüzce bizimle olacak anılarımızla zamanın dışına çıktığımız bu yolculuğa şimdilik ara veriyoruz. Hayatın bu eşsiz hediyesi ömrümüzce bizimle…

Özgürlük: Doğada, Ailede, Eğitimde, Mekânda, Tüketimde/Türetimde, İlişkide, Kendinde. Yani, bizi neler kuşatıyorsa her birinde özgürlüğü aradık, özgürlüğü keşfedelim istedik. Pek çok prangamız var. En büyüğü de ekranlar. Günümüzün büyük çoğunluğu biz profesyoneller de dahil ekranlarda geçiyor. Çocuklarınsa daha fazla. Ekran, fiziksel, ruhsal, sosyal ve şüphesiz zihinsel anlamda çeşitli tahribatlara neden oluyor. En basitinden göz temasımızı azaltıyor. Göz teması, dilden daha etkili bir iletişim yolu. Duygularımızı, düşüncelerimizi göz teması kurarak okuyabiliriz. Ekran başında, çevrimiçi ortamda her ne kadar birbirimizi görsek de zaman-mekân ortaklığı olmadığından senkron olamıyoruz. Bu da duygu aktarımını zayıflatıyor. Oysa biliyoruz ki duygusal ve fiziksel gelişim için birlikte olmak. Konuşmak, oyunlar oynamak, bir mekânı paylaşmak, o mekana sığmak, zamanı birlikte organize etmek, birlikte yemek yemek… Psiko-sosyal gelişim için kritik öneme sahip şeyler.”


Alev Dumanoğlu

Pandemide ikinci yazımızı yaşıyoruz. Çocuklar, son iki yılda yer alan dört yarıyılın üçünde bilgisayarların karşısında derslere katılmaya çalıştılar. Üstelik o bilgisayarlar, tabletler, cep telefonları, kısaca ekranlar, en büyük tartışma konusuyken, zaman zaman cezalandırma amacıyla ellerinden alınırken birdenbire ekranın başına oturmaları istendi hem de sabahtan akşama, pazartesiden, cumaya…

Pandeminin aşılamalarla gevşediği bir dönemde yaza girdik. Yaz tatilinin büyük bölümünü bitirdik. Eylül başında okulların açılacağını beyan eden Eğitim Bakanı istifa etti. Önümüzdeki dönem, hala pek çok belirsizlikle bizi bekliyor…