Esra ÇİFTÇİ


ARTI GERÇEK- Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden Prof. Dr. Fikret Adaman üniversitelerin temelde özerk yapılar olduğunu söylüyor. Adaman, “özerk yapıların temel taşları malum öğretim üyeleridir” diye de ekliyor

“Öğretim üyelerinin fikri alınmadan tepeden, yetkileri inanılmaz güçlü olan birini rektör olarak atamak son derece sağlıksız olurdu ve oldu da. Bu durum maalesef devam ediyor. Netice itibari ile üniversiteler en azından Boğaziçi üniversitesi rüştünü ispatlamış bir okuldur. Yeni kurulan bir üniversite değildir, 160.yaşına yaklaşıyor. Eğitim ve araştırmada Türkiye’nin başta gelen üniversitelerindendir”

Adaman, YÖK diye bir yapının olduğunu ve denetlenmeye açık olduklarını ifade ediyor. Adaman, işimizi iyi yapmasak bunun bir yaptırımı olmalı ama bu yaşananların bu durumla alakalı olmadığını söylüyor. Adaman’ın sözleri şöyle

“Üniversiteler özyönetim düzeniyle giden yapılardır, bunu kıran bir müdahale oldu. Bir önceki Mehmed Hoca dönemi geçiş dönemiydi. Türkiye zor günlerden geçiyordu. Ankara’yla bir tür istişare yapıldı. Melih beyde böyle istişare yapılmadı, akabinde Naci Bey. Naci beyin adaylık başvurusunu yaptığını öğrendiğimiz zaman, sorduk biz bu kişiyi istiyor muyuz diye. Seçime ağırlıklı bir katılım oldu ve yüzde 95 hayır oyu aldı ona rağmen atandı”

Adaman, Boğaziçi üniversitesinin bu toprakların zenginliği olduğunu söylüyor.

“Burada mesele sen, ben kavgasının ötesinde. Biz bunu politik malzeme yapmamak için çok çalıştık. Bu sadece taktiksel bir manevra da değil. Aramızda iktidar partisinden yana olan arkadaşlarımız da var. Konu kimin atandığı değil, onun ne şekilde atandığı. Ben atansaydım da olmazdı. Burası askeri kışla değil. Yukarıdan birini atıyorsunuz, inanılmaz gücü olan o kişi üniversiteyi yönetiyor. Burası akademi ve özerk özgürlüklerin olduğu bir yerdir”

'YÖK HERKESE AYNI CEKETİ GİYDİRMEYE ÇALIŞIYOR'

“YÖK yapısında sıkıntılar olduğunu ifade edip duruyorduk. Bunu daha kuvvetli ifade etmeye başladık. Rüştünü ispatlamış bir üniversite ile bir yıl önce kurulmuş üniversite aynı kafa yapısıyla, aynı mantıkla, aynı yönetmelikle idare edilmez. Dolayısıyla bunların düşünülüp, tartışılması gerekiyor. Tüm dünyaya baktığımızda üniversitelerin özerk ve özgür yerler olmaları gerekiyor. Bu bitirilmeye başlanırsa, eğitim de aksar, araştırma da aksar, insanlar da bir noktadan sonra buradan çekip gitmeye başlarlar. Bunu Ankara’nın düşünmesini öneririm”