ARTI GERÇEK- Muhalif gazeteci ve siyasilere yönelik baskılar hem Türkiye'de hem de yurt dışında devam ediyor. Son dönemde yapılan fiziki saldırıların ardından sosyal medyada bazı isim listeleri de dolaşıyor. Bu listelerde özellikle yurt dışında yaşayan siyasetçi ve gazeteciler hedef alınıyor. 

HDP Almanya Eş Sözcüsü Faysal Sarıyıldız, bu durumun Türkiye'nin iç siyasetine yansımalarını ARTI TV'de "Haber Aktüel" kuşağında değerlendirdi. 

'DEVLET BİRÇOK ÇETEYE ALAN AÇTI'

"Sosyal medyada dolaşan bu listelerin arkasında ne var, hangi mesaj verilmek isteniyor?" sorusuna yanıt veren Sarıyıldız, "Türkiye'deki siyasi iktidarın özellikle 2015 yılından sonra iktidarını uzatmak, hatta mümkünse ömür boyu sürdürmek için benimsediği gayrimeşru, kirli yöntemlerin sonuçlarını yaşıyoruz. Bu liste de bununla ilgili. Türkiye'de hiç olmadığı kadar kirlenmiş bir devlet söz konusu. Devlete sızmış çeteler, mafya ve diğer tüm unsurlar söz konusu. Tabii ulus-devletler tarihi krizler tarihi oldu ama bu krizlerin sürdürülemediği, pislik olarak ortaya saçıldığı zamanlar oldu. 90'lı yıllardaki Ağar-Çiller ortaklığının kirleri Susurluk Kazası'yla ortaya saçıldı. Şimdi de benimsenen yöntemler devlet geleneğine uymadığı ve Erdoğan zorba imkanı ziyadesiyle kullandığı için, devletin içerisinde birçok kesim kendine belirledi. Mesela, 2-3 gün önce Elazığ binamıza giren bir saldırgan, 'Ben Orta Asya Türküyüm, hepinizi öldüreceğim' diyebiliyor. Son birkaç gün içerisinde Kürt işçilere gaddarca saldırılar olabiliyor. Böyle iğrenç bir iklim var. Bu iklim içerisinde devlet birçok çeteye alan açtı" diyerek şöyle devam etti:

'İKTİDARIN EN ÇOK KORKTUĞU ŞEYLERDEN BİRİ, TÜRKİYE'NİN GERÇEK DURUMUNUN GÖRÜNMESİ'

"Bu listelerde ismi geçen insanlar demokratik yöntemlerle hükümetin zorbaca uygulamalarını teşhir eden, gözler önüne seren insanlar. Siyasal iktidarın en çok korktuğu şeylerden biri, Türkiye'nin gerçek durumunun görünmesi. Hiçbir dönemle kıyaslanamayacak bir yoksulluk var. Milyonlarca insan aç. Türkiye artık üretemez bir duruma geldi. Kriz derinleşiyor. Adeta Hitler'in propaganda bakanı Goebbels'in yöntemleri gerçekleştiriliyor. 'Böylesi durumlarda toplumu sürekli sıcak tutun, toplumu motive edecek bir şeyler bulun' deniliyor. Böylesi bir durumda, bir ulus-devlette, dinci ve ırkçı yorumlar karşılık bulabiliyor. 

Yani iktidar teşhir olmaktan korktuğu için onu teşhir eden insanlara gözdağı vermek istiyor. Listede ismi geçenlerin büyük bir kısmı Almanya'da yaşıyor. Almanya iktidarla ilişkileri olsa da kendi sınırları içinde ölümle sonuçlanan bir olayı istemez. Bunu yapanlar biraz da Alman devletinin reflekslerini ölçmeye çalışıyor."

'AVRUPA ÜLKELERİ TÜRKİYE'YLE MAKRO DÜZEYDE İLİŞKİ KURDUKLARI İÇİN TEHDİTLER TEFERRUAT OLARAK KALIYOR'

Sarıyıldız, "Alman hükümetinden olumlu, olması gereken bir tepki geldi mi?" sorusuna işe şu yanıtı verdi:

"Öncelikle, benzer olaylara ilişkin Alman devletinin hiçbir zaman tatmin edici bir açıklaması olmadı. AKP iktidarın bu kirli yöntemlerini teşhir edecek bir açıklama yapılmış değil. Bu biraz korkutucu. Avrupa ülkelerindeki iktidarların hepsi olanların farkında ancak analitik bir zekayla hareket ettikleri için Türkiye'deki krizin daha fazla derinleşmesini istemiyorlar, Türkiye'yle ilişkilerin belli bir seviyede sürmesini istiyorlar. Bunda Erdoğan ileri sürdüğü şantajların ya da Türkiye'nin jeo-stratejisinin etkisi var. Öyle olunca bazı insanların tehdit edilmesi teferruat olarak kalabiliyor. Çünkü Türkiye'yle çok daha makro düzeyde ilişkileri söz konusu. 

Aslında Türkiye'nin yaşadığı daralmanın, yozlaşmanın, kirlenmenin sonuçları bunlar. Çünkü Erdoğan 5 yıl önce, iktidarını sürdürmek için, Sedat Peker ve benzeri birçok çeteye yol açtı, ülkenin en kafatasçı, en geri partisini iktidarın ortağı haline getirdi, devlet kurumlarını da bu zihniyetle doldurdu. Dolayısıyla onlar için, sözüm ona, devletin bekasını sürdürmenin yolu muhalefeti yok etmek, susturmak."