Türkiye, Kürdistan Demokrat Partisi’nin (KDP) işbirliğine rağmen Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırı başlattı. Birçok koruyucu da gruplar halinde sınır hattına gönderildi. Silah bırakan koruyucular sınır hattındaki kuruculara çağrıda bulunarak, “Savaşa karşı bir olmamız gerekirken, buradaki korucular sınıra gidip savaşa katılıyorlar. Tüm korucular silah bırakmalı. Kardeş kardeşi öldürsün istemiyoruz. Her iki tarafta Kürt. İnsan nasıl kardeşini öldürebilir. Herkes silahını bırakıp, savaşa karşı durmalı. Ne zamana kadar halklarına ihanet edecekler” dedi.

‘KARDEŞ KARDEŞİ ÖLDÜRSÜN İSTEMİYORUZ’

Mezopotamya Ajansı’na konuşan Şırnak’ın Beytüşşebap ilçesinde devlet baskılarına karşı silah bırakan eski korucuların aileleri, Zap, Metîna ve Avaşîn’e sürülen koruculara “silah bırakma” çağrısı yaptı.

Devletin baskı ve dayatmaları sonucu 1994 yılında korucu olmak zorunda kalan Veli Bal, oğlu Recep Bal’ın PKK’ye katılması üzerine 2001 yılında silah bıraktı. 2007’de tutuklanan Recep Bal’a, 22 yıl hapis cezası verildi. Veli Bal’ın eşi 65 yaşındaki Eydê Bal, korucuların saldırılara katılmasına tepki göstererek, “Her yerde savaş var. Kürt halkı öldürülüyor. Hemen yanı başımızdaki sınırda savaş var. Biz anneler savaş istemiyoruz. Annelerin yüreğinin yanmasını istemiyoruz. Bu savaş bir an önce durmalı. Tüm halkların bu savaşa karşı bir olması gerek. Savaşa karşı bir olmamız gerekirken, buradaki korucular sınıra gidip savaşa katılıyorlar. Tüm korucular silah bırakmalı. Kardeş kardeşi öldürsün istemiyoruz. Her iki tarafta Kürt. İnsan nasıl kardeşini öldürebilir. Herkes silahını bırakıp, savaşa karşı durmalı. Ne zamana kadar halklarına ihanet edecekler” dedi.

‘KİMSE KENDİ HALKINA İHANET ETMEMELİ’

Korucuların oyunlara gelmemesi gerektiğini söyleyen Bal, “Bugün korucular devletin oyuncağı haline geldi. Sınırda yaşanan çatışmalardan dolayı biz annelerin yüreği yanıyor. Kimse kendi halkına ihanet etmemeli. İhanetle hiçbir şey elde edilmez. Barzani’de devletin ortağı olmuş ve bu savaşa destek veriyor. Kendisi de bir Kürt, nasıl halkına bunu yapıyor. Barzani’nin desteğiyle dağlarımız bombalanıyor. Barzani’de Kürt, neden bu vahşete ortak oluyor” diye seslendi.

‘YAŞANAN BU ZULÜMDEN KAYNAKLIDA EŞİM KORUCULUĞU VE SİLAHI BIRAKTI’

Devlet baskıları sonucunda korucu olan ve oğlunun tutuklanmasının ardından 2009 yılında silah bırakan Abdulhakim Ataman’ın eşi Esmer Ataman (50), “Biz hep koruculuk sistemine karşıydık. Ama mecbur kaldığımız için yaptık. Yaşanan bu zulümden kaynaklıda eşim koruculuğu ve silahı bıraktı. Eşim koruculuğu bıraktığı için devlet kendisine fazla baskı yapıyordu” ifadelerini kullandı.

 ‘KORUCULUĞU BIRAKTI VE PİŞMAN DEĞİL’

 Eşinin koruculuğu bırakmasının ardından baskıların sürdüğü ve evlerine birçok kez baskın yapıldığını söyleyen Ataman, “Bizlere zulüm uyguluyorlar. Eşim silah bıraktığında da kendisine ‘birileri mi seni tehdit ediyor, ondan mı silah bıraktın’ diye soruyorlardı. Ama eşim kimsenin onu tehdit etmediğini ve kendisi silahı bıraktığını söyledi. Koruculuğu bıraktı ve pişman değil. Bıraktığı için çok sevindik. Biz ölüm ve savaş istemiyoruz” şeklinde konuştu.

 ‘BARZANİ KÜRT HALKINA İHANET EDİYOR’

 Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılara değinen Ataman, şunları söyledi: “Dağlarımıza saldırıyorlar. Bu operasyonlara korucularda katılıyor. Korucuların silahlarını bırakmalarını istiyoruz. Bizler savaşa ve ölüme karşıyız. Bir korucu nasıl eline silah alır ve savaşmaya gider. O da Kürt. Nasıl bunu yapabiliyorlar? Korucuların yaptığı ihanettir. Bu savaştan vazgeçsinler. Yaşam sonuna kadar savaşla süremez. Bir Kürtlerin birbirimize sahip çıkması gerekiyor. Koruculuğu bırakıp başka bir iş yapsınlar. Barzani’de bugün Kürt halkına ihanet ediyor. Sözde o da Kürt. Bir Kürt nasıl ihanet edebilir. Devlete destek olup kendini sattı. Artık Barzani’ye olan inancımız kalmadı. Bu yanlış yoldan dönsün. Tüm Kürt halkının ayaklanması ve kendi birliğini oluşturması gerekiyor.”