Derya OKATAN


ARTI GERÇEK- Ankara'da bir plazanın 20. katından düşerek yaşamını yitirdiği iddia edilen 23 yaşındaki Şule Çet soruşturmasında beklenen Adli Tıp Kurumu (ATK) raporu geldi, ancak raporda hiçbir soruya yanıt verilmedi. ATK’nin savcılığın yazısının geldiği gün hazırladığı yarım sayfalık rapor, savcılığı da tatmin etmedi, yeniden rapor istenecek. Çet ailesinin avukatı Umar Yıldırım, raporu “Biz nokta beklerken, kocaman bir soru işareti geldi” şeklinde yorumladı.

Gazi Üniversitesi Sanat-Tasarım Fakültesi tekstil tasarımı bölümü 2. sınıf öğrencisi Şule Çet, eğitimine devam ederken aynı zamanda çalışıyordu. Yarı zamanlı çalıştığı yerden atılan Çet, çalıştığı yerin ortaklarından Çağatay Aksu’nun sorunu çözmek için yaptığı davet üzerine 28 Mayıs akşamı Aksu ile görüşmeye gitti.

Şule Çet, Çağatay Aksu ve arkadaşı Berk Akand önce bir restoranda yemek yedi, ardından Aksu’nun Yelken Plazanın 20. katındaki ofisine gittiler. Şule, saat 01:48'te ev arkadaşını arayarak ''beni acil bir şey varmış gibi eve çağır'' dedi. Saat 02:00’da ise ''buradan çıkamıyorum, adam bana takmış, bırakmıyor” mesajını gönderdi. Bu mesajdan bir saat 10 dakika sonra 20. kattan aşağıya düşerek yaşamını yitirdi.

Şule’nin düşmesi büyük bir gürültü yaratmasına rağmen Çağatay Aksu, plaza görevlisine “buradan bir kız çıktı mı” diye sordu ve hızla uzaklaştı. Aksu, polis ya da ambulansı da aramadı.

Ankara Cumhuriyet Savcılığı’nın başlattığı soruşturmada iki kez gözaltına alınıp serbest bırakılan Çağatay Aksu ve Berk Akand, 14 Temmuz 2018 tarihinde "Cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma" ve "Cinsel saldırı" suçlarından tutuklandı.

Çağatay Aksu, ifadesinde Çet’in camdan atlayarak intihar ettiğini ileri sürdü. Berk Akand da başka odada olduğunu, neler yaşandığını bilmediğini iddia etti.

Otopsi raporunda Şule’nin ters ilişkiye zorlandığı, anal bölgesinde yırtılmalar, bağırsak dokusunda bozulmalar, vücudunda darp izleri, kanında uyku getirici madde, tırnaklarının arasında Çağatay Aksu'nun deri kalıntıları bulunduğu belirtildi.

ATK 3 SORUYU YANITLAYACAKTI

Soruşturmayı yürüten savcılık, Şule Çet’in mesaj gönderdiği ev arkadaşını tanık olarak dinledikten bir gün sonra, 7 Kasım 2018 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumu’na yazı yazarak, 3 sorunun yanıtlanmasını istedi.

Bu sorular şunlardı:

-Şüpheli Çağatay Aksu’nun parmağındaki kırık boğuşmayla mı yoksa Şule’yi tutmak isterken mi oldu?

-Şule öldürülüp mü atıldı yoksa düştüğünde mi yaşamını yitirdi?

-Düşüş şekli itibariyle intihar mı yoksa itildi mi?

Savcılık, tanık ifadesinin de özellikle dikkate alınmasını talep etti.

AYNI GÜN RAPORU HAZIRLADI

İstanbul Adli Tıp Kurumu 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu, savcılığın bu yazısı üzerine aynı gün bir rapor hazırladı. 20 sayfalık raporda, şüpheli ve tanık ifadeleri, olay yeri incele raporu ve dosyadaki diğer deliller aktarıldıktan sonra, son yarım sayfada kendi değerlendirmelerine yer verdi. Ancak o değerlendirmede soruların yanıtı yok:

“Otopsisinde alınan doku örneklerinin yapılan tetkikinde idrarda tespit edilen Mirtazapinin depresyon, uyku bozuklukları tedavisinde kullanılan ilaç etken maddesi olduğu, kanda ve göz içi sıvısında tespit edilen etil alkolün ölüm meydana getirebilecek düzeyde olmadığı, aranan diğer toksik maddelerin bulunmadığı dikkate alındığından kişinin zehirlenerek öldüğünün tıbbi deliller bulunmadı. Otopsisinde ağır genel beden travması bulguları olması nedeniyle cinsel saldırıya maruz kalıp kalmadığı hususunda kesin bir değerlendirme yapılamadığı, olayın adli tahkikat ile aydınlatılması uygundur. Sorulduğu üzere düşme öncesi travmaya maruz kalıp kalmadığı, düşme olayının kendi iradesiyle mi meydana geldiği, kazara mı oluştuğu veya bir başkası ya da başkalarının etkisiyle mi meydana geldiği, düşme esnasında şuurunun yerinde olup olmadığı ve öldürüldükten sonra atılıp atılmadığı hususun tıbben bilinemediği, olayın adli tahkikatla aydınlatılmasının uygun olacağı oy birliği ile mütalaa olunur.”

AV. YILDIRIM: ATK SORUMLULUĞU ÜZERİNDEN ATTI

Adli Tıp Kurumu raporunu Artı Gerçek’e değerlendiren Çet ailesinin avukatı Umur Yıldırım, “Adli tıp sorumluluğu üzerinden atmış oldu” dedi.

ATK’nin savcılığın hiçbir sorusuna yanıt vermediğini belirten Yıldırım, “Şu da olabilir bu da olabilir! Zaten başka ihtimal kalmıyor. Bütün sorumluluğu üzerinden atarak genel geçer ifadeler kullanmış. Yarım sayfalık sonuç için biz beş aydır bekliyoruz. Zaten iki ihtimalden başka ihtimal yok. Bu sorunun cevabı için size gönderdik” dedi.

Raporun tarihinin, savcılığın gönderdiği yazı ile aynı gün olduğuna dikkat çeken Av. Yıldırım, “Ne ara inceledin?” diye sordu ve şöyle devam etti: “Bu kadar hızlı karar verebiliyordun, niye biz 5 ay bekledik. Bu kadar hızlı karar verilebiliyorsa o zaman savcılığın yazısı dikkate alınmadı. Bu dosya özenli hazırlanmadı, gerekli hassasiyet gösterilmedi. İstanbul Adli Tıp Kurumu raporunda tıbbi bir analiz, karşılaştırma yok. ATK’den bir olay örgüsü ile ilgili fikri istendi ama maalesef bütün kapıları açık bıraktı. Biz nokta koymasını isterken İstanbul Adli Tıp Kurumu kocaman bir soru işareti koydu. Biz çok umutluyduk, İstanbul Adli Tıp Kurumu’ndan cinayet ya da intihar olup olmadığı noktasında bir sonuç bekliyorduk ama hiçbir sonuç yok. Devletin en nitelikli kurumlarından birisinin bu kadar özensiz, dikkatsiz hazırlanmış, olayı çözmeye yönelik hiçbir bulguya yer verilmeyen bir rapor hazırlaması üzücü.”

SAVCI YENİDEN RAPOR İSTEYECEK

Soruşturmayı yürüten savcı ile görüştüklerini ve İstanbul Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi’nden yeniden rapor talep edeceklerini aktaran Yıldırım, yine sonuç çıkmazsa Ulusal Kriminal Büro ya da ODTÜ’den rapor isteneceğini bildirdi.

ATK’den gelen rapor ile soruşturmanın tamamlanıp iddianamenin hazırlanmasının beklendiğini ifade eden Yıldırım, böylece kovuşturmanın da geciktiğini kaydetti.

AĞABEY ÇET: BU NASIL BİR ŞEY

Şule’nin ağabeyi Şenol Çet de rapora tepki gösterdi.

“Kaç aydır bekliyoruz. Sonunda geldi, bu şekilde geldi, anlam veremiyorum. Şaşırdık. Nasıl bilemiyorlar, ne yapmaya çalışıyorlar anlamadım. Bulamadıysanız neden orada oturuyorsunuz? Bu nasıl bir şey. Her şey belli, ilk raporlarda pencere kenarında parmak izi olmadığı, kendisi atlamadığı belirtilmişti. Mesajlar, telefon konuşmaları… Her şey ortada. Bunun altında bir şey var mı yok mu bilemiyorum” diyen Şenol Çet, yine de peşini bırakmayacaklarını ve adalet mücadelesini sürdüreceklerini dile getirdi. Çet, “Öyle bitti tamam olmadı demeyeceğiz” diye ekledi.

Şenol Çet, “Kardeşim kendi ayakları üzerinde durabilen, neşe dolu biriydi. Kesinlikle intihar ettiğine inanmıyoruz. Kesin cinayet” ifadesini kullandı.

İLGİLİ HABER: ŞULE ÇET'İN ADLİ TIP RAPORU AÇIKLANDI: BİLMİYORUZ