Politik ve vicdani gerekçelerle askere gitmeyi reddedenlere yönelik baskılar devam ediyor. Vicdani redçiler, her Genel Bilgi Taraması (GBT) sırasında "asker kaçağı" muamelesi görerek, haklarında tutulan tutanaklarla idari para cezalarıyla karşı karşıya kalıyor. Bunun yanı sıra haklarında “Askerlik Kanunu’na muhalefet” suçlamasıyla davalar açılıyor.

 Artvinli bir Laz olan Şendoğan Yazıcı da bu uygulamalara maruz kalan yüzlerce vicdani retçiden sadece birisi. 26 Haziran 2010’da İstanbul’da bulunan Harbiye Orduevi önünde vicdani ret kararını açıklayan Yazıcı hakkında, şimdiye kadar 14 dava açıldı. "Askerlik Kanunu'na muhalefet", "Halkı askerlikten soğutma" ve "Türkiye Cumhuriyetini aşağılama" gerekçeleriyle açılan davalardan 8'i sonuçlandı. Söz konusu davalarda Yazıcı'ya toplam 20 bin 940 TL idari para cezası kesildi. Yazıcı, vicdani ret kararını ve yaşadıkları sorunları Mezopotamya Ajansı'na anlattı. 

 'DEVLET TERÖRÜ'

“Devlet sizi koruyor, eğitim ve sağlık gibi ihtiyaçlarınızı karşılıyor” algısının insanlara empoze edilmeye çalışıldığını belirten Yazıcı, bu durumun gerçeği yansıtmadığını ve aldatmaca olduğunu söyledi. Devletleri “dünyanın en kanlı, üstelik bu eylemini yasal yollarla yapan terör örgütleridir” diye tanımlayan Yazıcı, bu "terörden" tüm canlıların etkilendiğini kaydetti. Yazıcı, "Ormanlar, hayvanlar, insanlar... Devletin sopasını eline geçiren dönemsel birtakım güçler düşmana ihtiyaç duyar. Bunlar çoğunlukla Kürtler, Aleviler veya LGBTİ bireyleri olur. Devlet sopasını bu kesimler üzerinde kullanmaktan asla çekinmez. Bu güç bugün Kürtlere yönelik kullanılıyorsa yarın HES için direnen köylülere yönelik kullanılıyor. Başka bir gün öğrencilere karşı kullanılıyor. Ben de bu gücün hiçbir şekilde parçası olmamak için tavır almak istedim" diye konuştu. 

 'AİHS'İN YÜKÜMLÜLÜKLERİ YERİNE GETİRİLMİYOR'

Vicdani ret kararını açıkladıktan sonra para cezalarıyla karşı karşıya kaldığını aktaran Yazıcı, Türkiye'nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (AİHS) maddelerini yerine getirmediğini söyledi. Yazıcı, bu durumun yasa dışı olduğunu ve kendilerini olumsuz etkilediğine işaret ederek, "Kararımızdan vazgeçmek diye bir şey söz konusu değil. Bu bizim için bir yaşam biçimi. Ben ‘ölmeyi ve öldürmeyi reddediyorum’ diye bir karar aldım. Askerlik, toplumun en genç ve hareketli dönemi içinde olan insanların devletin en baskıcı ve zorba gücüyle karşılaştıkları sistemdir. 20’li yaşlardaki bir gence, devletin itaat kültürü orada işleniyor” diye belirtti.

'SAVAŞ POLİTİKALARI'

Devletlerin savaş politikalarıyla ayakta kaldığını ifade eden Yazıcı, “Devlet yasal bir terör örgütü olan kendi ordusuyla birtakım katliamlar düzenlerken, bir de o ordunun yan gücü olan paramiliter güçlerle bunu gerçekleştirdi. Savaş geçmişten bugüne bir gelenek şeklinde sürüyor. Savaşmadan duramayacak bir devlet yapısı var" ifadelerini kullandı.