Derya OKATAN


ARTI GERÇEK- HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ’ın tutuklu yargılandığı davanın duruşmasına devam edildi.

Ankara 16. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmaya Yüksekdağ, tutuklu bulunduğu Kandıra F Tipi Cezaevi’nden SEGBİS ile katıldı. Duruşmayı HDP Milletvekilleri Mahmut Toğrul, Semra Güzel ve Kemal Peköz, HDK Eş Sözcüsü Sedat Şenoğlu, ESP Eş Genel Başkanı Şahin Tümüklü de takip etti.

Duruşmada savunma yapan Yüksekdağ, "Tutuklanmamız ve yargılanmamız siyasi darbenin ürünüydü" dedi, bu siyasi darbenin değişik boyutlarıyla devam ettiğini söyledi.

Savuşturulan 15 Temmuz darbe girişiminin üzerinden 4 yıl geçtiğini, ancak siyaseten gerçekleştirilen darbenin sürdüğünü ifade eden Yüksekdağ, "Toplumsal, ekonomik ve sosyal yaşam alanlarında bu darbenin etkilerini her gün daha fazla yaşıyoruz" dedi.

‘YARGI DARBESİNİN MAĞDURLARIYIZ’

Yargıya gerçekleştirilen darbenin mağdurları olduklarını dile getiren Yüksekdağ, pandemi sürecinde cezaevi koşullarını anlattı. Bu süreci cezaevindeki mahpusların dışarıdaki insanlardan çok daha ağır yaşadığını belirten Yüksekdağ, "Pandemi sürecinden itibaren cezaevlerinde mutlak tecrit koşullarında yaşıyoruz. Mutlak tecridin ne demek olduğunu dışarıdaki insanların bilmesi çok mümkün değil. İnsanlar hapsedilmenin ne anlama geldiğini, psikolojik ve fiziksel etkilerini pandemi sürecinde yarım tecrit koşulları içinde gördüler. Ama hapishanelerdeki mahpusların yaşadığı tecrit bunun 3-4 katı daha fazla. 4 ay boyunca avukatlarımla bir kez bile yüz yüze görüşme yapamadım. Kapalı görüş 1 buçuk ay öncesine kadar yoktu. Gizli olması gereken avukat görüşü telefon ile kayıt altına alınarak yapıldı. Bu görüşlerin hiçbirini avukat görüşü olarak kabul etmem mümkün değil. Bu hukuk kurallarına ve insan haklarına aykırıdır. Bizim en temel hakkımız olan savunma hakkımız elimizden alındı. Bana kalırsa avukatların o kapalı görüş mekânına girip müvekkilleriyle görüş yapmayı reddetmeleri gerekir. Bu koşullarda avukatımla savunma hazırlamam mümkün olmadı" diye konuştu.

‘YENİ NORMAL HAPİSHANELERE DE YANSIMALI’

Açıkladığı koşullar nedeniyle savunmasını yapamayacağını ve mazeretinin kayıtlara bu şekilde geçmesini isteyen Yüksekdağ, gece kulüplerinden camilere kadar her yerde hayata geçirilen yeni normalin hapishanelere de yansımasını istedi.

Devletlerin pandemi sürecini yönetme biçimini de eleştiren Yüksekdağ, şöyle konuştu:

"İçler acısı bir tablo var karşımızda. İnsanlar virüse karşı savunmasız. Devlet sorumluluğu vatandaşa yüklemiş durumda. Kendi halkına ücretsiz maske dağıtamayan bir siyasi iktidar, hapishanelerde mükemmel bir koruma tedbiri uyguladığı iddiasıyla benim avukatımla görüşme hakkımı gasp ediyor. Sen önce maskeni dağıt."

‘PANDEMİ DESPOTİZMİN HAPİSHANELERDE YENİDEN İNŞASINA DÖNÜŞTÜRÜLDÜ’

Cezaevlerinde ciddi sağlık sorunları yaşayan insanların cezaevine dönüşte 14 gün karantina adı altında tecrit hücrelerinde bekletildiği için hastaneye dahi gidemediğini anlatan Yüksekdağ, cezaevlerinin pandemi sürecinde despotizmin yeniden inşasına dönüştürüldüğünü kaydetti.

‘BİZİ TUTUKLAMA, MAFYA ŞEFLERİNİ BIRAKMA OPERASYONU YAPILDI’

Yüksekdağ, İnfaz Kanunu ile çete reisleri serbest bırakılırken kendilerinin içerde tutulmasını da eleştirdi.

Selahattin Demirtaş ve kendisi hakkında 27 Eylül 2019 tarihinde verilen yeniden tutuklama kararına da değinen Yüksekdağ, “Kötülüğün tekrarı, rezaletin tekrarı. Bizi tutuklama operasyonu yapılırken mafya şeflerini bırakma operasyonu yapıldı. Yargı pazarlık aracına döndürüldü” ifadelerini kullandı.

‘HUKUK İNSANİ OLMAKTAN ÇIKTI’

ABD istediği için papazın, Devlet Bahçeli istediği için mafya şeflerinin bırakıldığını söyleyen Yüksekdağ, “Memlekette hukuk sistemi bu hale geldi. Hukukun aynı zamanda insani olması gerekir. Hukuk insani olmaktan çıktı” dedi.

‘YAŞAM İNİSİYATİFİ GELİŞTİRİLMELİ’

Avukatlar Ebru Timtik ve Aytaç Ünsal’ın adil yargılanma talebiyle ölüm orucunda olduğunu ve bunun Türkiye’de ilk olduğunu söyleyen Yüksekdağ, sözlerinin devamında “Adalet talebiyle insanlar ölüme yatıyor. Bunun gibi sivil itaatsizlik hareketleri yayılırsa kimse şaşırmasın. Çünkü insanların güveneceği hiçbir kurum kalmamış. Hak ve adalet temelinde normalleşme yaşanmalı” dedi. Yüksekdağ, demokrasi güçlerinin “yaşam İnisiyatifi” geliştirmesi gerektiğini de söyledi.

Figen Yüksekdağ’ın avukatları tahliye talebinde bulunurken, mahkeme heyeti talebi reddederek duruşmayı 29 Eylül 2020 tarihine erteledi. Tutukluluğun devamı kararı oy çokluğu ile alındı. Mahkeme heyeti ayrıca, Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın “gizlilik kararı olduğu” gerekçesiyle göndermediği, Yüksekdağ hakkında yeniden tutuklama kararı verilen dosyanın yeniden istenmesine karar verdi.