'78 Can İçin Adalet Yürüyüşü' Ankara'da sona erdi: Turizm Bakanının arkasında kim var?
Bolu Grand Kartal Otel yangınında hayatını kaybedenler için düzenlenen '78 Can İçin Adalet Yürüyüşü' Ankara'da sona erdi. Aileler, Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un istifasını ve sorumluluğu bulunan kamu görevlilerinin yargılanmasını istedi
Artı Gerçek- Bolu Grand Kartal Otel yangınında annesi, ağabeyi ve yeğenini kaybeden Oktay Akişli'nin, bakanlık yetkililerinin de yargılanması talebiyle 11 Temmuz'da Bolu'dan başlattığı 186 kilometrelik '78 Can İçin Adalet Yürüyüşü' Ankara'da tamamlandı.
Akişli'yi Ankara'daki Ulus Atatürk Heykeli önünde yakınlarını yangın faciasında kaybeden aileler karşıladı.
'TURİZM BAKANI İSTİFA'
Aileler, faciada yaşamını yitiren yakınlarının fotoğraflarının yer aldığı pankartların yanı sıra üzerinde, "Gecikmiş adalet, adalet değildir", "Grand Kartal Otel, kötülük müzesine dönüştürülsün", "Turizm Bakanı istifa", "78 canımız için buradayız", "Hiçbir makam hukuktan üstün değildir" yazılı dövizler taşıdı.
Yangında annesi Gülçin, ağabeyi Şenol ve 11 yaşındaki yeğeni Mina Akişli'yi kaybeden Oktay Akişli'nin girişimleriyle düzenlenen yürüyüş Ulus'taki Atatürk Anıtı önünde yapılan basın açıklamasını ardından sona erdi.
'CUMHURBAŞKANI BU SESE KULAK VERSİN'
Faciada annesi Gülçin, ağabeyi Şenol ve 11 yaşındaki yeğeni Mina'yı kaybeden Oktay Akişli, yürüyüş sonrası yapılan basın açıklamasında konuştu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a seslenen Akişli, "Beni en iyi anlayacak tek kişi var. O da annesine benim kadar düşkün olan Cumhurbaşkanımızdır. Annesini kaybetmiş bir evlat var. Annesinin adaletini sekiz gündür o yollarda arayan bir evlat var. Bu sese kulak versin. Başka bir şey demeyeceğim" ifadelerini kullandı.
GÜLTEKİN: BİZ YALNIZCA ADALET İÇİN YÜRÜDÜK
Yangında 8 yakınını kaybeden Yüksel Gültekin ise yürüyüşe destek veren herkese teşekkür ederek, yürüyüşe çıkarken tek amaçlarının adalet olduğunu söylediklerini hatırlattı.
Yaklaşık 10 aydır Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkilileri hakkında iddianame hazırlanmadığını belirten Gültekin, "Yalnızca adalet sağlanması için yürüdüğümüzü, asla kırmayacağımızı, dökmeyeceğimizi, bize yakışanın hukukun içerisinde yürümek olduğunu söyledik. Ayaklarımız patlayarak buraya kadar geldik" dedi.
ADALET BAKANI GÜRLEK'E ÇAĞRI
Gültekin, Adalet Bakanı Akın Gürlek'e seslenerek, "Sayın Bakanım, lütfen 2026 Türkiye'sinde, Cumhuriyet savcılığının dosyasında 'Bunlar birinci derece sorumludur' denildikten sonra 10 aydır iddianame düzenlenmeyen dosya için pazartesi günü talimat verin. Bizim derdimiz siyasi değil. Bizi yalnızca 78 ailenin yürek yangını bağlıyor" diye konuştu.
'TURİZM BAKANININ ARKASINDA KİM VAR?'
Yangında sorumluluğu bulunduğunu öne sürdüğü Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkililerini de eleştiren Gültekin, şunları kaydetti:
"Bunların arkasında, adını ağzıma almak istemediğim duyarsız, hissiyatsız, merhametsiz Turizm Bakanı var. Turizm Bakanı'nın arkasında kim var? Cumhurbaşkanı olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı, Turizm Bakanı'nın gözünün içine baka baka, 'Bu olayın failleri mutlaka yargılanacak' dedi. Ya siz Cumhurbaşkanı'nı da mı dinlemiyorsunuz? Devlette nasıl bir çetesiniz? Devlette nasıl bir menfaat şebekesisiniz? Ben bunu anlamakta güçlük çekiyorum. Bu ETS Neşe'nin ve diğerlerinin hala devletin en yetkili yerlerinde oturmasını biz izah edemiyoruz. Şunu söyleyeyim, biz bu işin peşini bırakmayız. Bakın, bugün Ulus'tan sesleniyoruz. Yarın gideceğimiz yer Turizm Bakanlığı'nın önü olacak. Bunu herkes bilsin. Biz bu işin peşini bırakmayız."
'DEVLET GÖREVLİLERİ BAŞSAĞLIĞI BİLE DİLEMEDİ'
Kamu görevlilerinin bugüne kadar ailelere taziye dileğinde dahi bulunmadığını savunan Gültekin, "Biz böyle derin acılar çekerken, bu olaydan birinci derece sorumlu olduğunu söylediğimiz devlet görevlilerinden bir kez bile 'Bu ailelere başsağlığı diliyoruz, ölenlere Allah'tan rahmet diliyoruz' sözünü duymadık" dedi.

'TURİZM BAKANI ELİNDE VİSKİ ŞİŞESİYLE YUNAN KOYLARINI GEZİYOR'
"Şimdi ben 25 yıl içerisinde bulunduğum AK Partililere sesleniyorum" diyen Gültekin, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Ya böyle jakobenler tepemizde dururken, hırs için, koltuk için, üç ay, beş ay, altı ay sürecek makamlar için hala sesiniz çıkmayacak mı? Bakıyorum, bir Allah'ın kulu yok. Neredesiniz ya? Bakın, Ulus'tan sesleniyorum. Cumhuriyet'in kurulduğu yerden sesleniyorum size. Ya bu dünya boş. Benim 40 yıllık hayatım 40 dakikada gitti. Şunu söylüyorum ne ETS Neşe'yi ne de 'Yurt dışı yasağını kaldırırım. Benim çocuğum biri spor yapacak, biri basketbol oynayacak' diyen merhametsiz daire başkanını, Turizm Bakanlığı'ndan emekli olup Turizm Bakanlığı'nda ticari girişimlerde bulunan bu merhametsiz daire başkanını biz hukukun önüne çıkarmadan, bakın buradan söylüyorum, onları Cumhuriyet Savcılığının önünden onların mahkemeye gittiğini görmeden Rabb'im bize öbür dünyayı göstermesin. Çünkü biz evlatlarımızın yüzüne bakamayız. Ya bunlar merhametsiz. Bunlar, bunları söyledikten sonra bile bir tanesi merak etmiyor ya. Bunlar merhametsiz. Turizm Bakanı elinde viski şişesiyle dalga geçer gibi Yunan koylarını geziyor. Ve hala görevde bulunmaya devam ediyor. Ya bu neyin niyeti? Kim bu adam ya? Bu merhametsiz kim? Bu Jakoben kim? Bu vicdansız kim? Ölünceye kadar bunun peşindeyiz."
DANIŞTAY 9. DAİRE BAŞKANI: YARGIYA OLAN GÜVENİ ARTIRMAK İÇİN YÜRÜDÜK
Bolu Grand Kartal Otel yangınında oğlunu kaybeden Danıştay 9. Daire Başkanı Abdurrahman Gençbay da ailelerin tek talebinin adalet olduğunu belirterek, "Bin yıl öncesinden büyük Türk düşünürü Farabi der ki 'Devlet sevgi ile kurulur ama adalet ile yaşar ve devam eder.' Bizim istediğimiz çok fazla bir şey değil. Devletin adaleti tesis etmeye gücü vardır" dedi.
Yaklaşık 20 yıl önce işlenen faili meçhul cinayetlerin dahi aydınlatılabildiğini hatırlatan Gençbay, "Kartalkaya faciasındaki dosyamızda failler gözümüzün önündeyken bunlar yargının önüne çıkarılamıyorsa burada bir sorun vardır. Ama bu sorun devletten kaynaklanmıyor. Devlet yetkisini kullanan kamu görevlilerinden kaynaklanıyor. Devletin itibarını ayağa kaldırmak ve yargıya olan güveni artırmak için yürüdük" diye konuştu.
'DOSYA NEDEN 10 AYDIR BEKLİYOR?'
Ana davanın sonuçlandığını, otel işletmecileri ve diğer sanıklar hakkında verilen kararın istinaf aşamasını geçerek Yargıtay'a taşındığını hatırlatan Gençbay, kamu görevlileri yönünden ise adli sürecin hala işletilemediğini belirterek, "Adalet geciktirilemez. Eksik adalet, adalet değildir" ifadelerini kullandı.
Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın soruşturma izni vermemesi nedeniyle sürecin uzadığını söyleyen Gençbay, Danıştay 1. Dairesi'nin 25 Eylül 2025 tarihinde Bakanlığın kararını kaldırarak soruşturma yapılması ve iddianame hazırlanması için dosyayı Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderdiğini hatırlattı.
Aradan yaklaşık 10 ay geçmesine rağmen iddianamenin hazırlanmadığını belirten Gençbay, "Ana davadaki bütün deliller ortada, bilirkişi raporunda sorumlular açıkça belirtilmiş durumda. Bolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na soruyoruz, dosya neden 10 aydır bekliyor?" dedi.
Başsavcılığın, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın soruşturma iznine ilişkin süreci bekledikleri yönündeki açıklamasını eleştiren Gençbay, İl Özel İdaresi ve Bolu Belediyesi görevlileri hakkında soruşturma izinleri tamamlanmadan dava açılabildiğini belirterek, aynı uygulamanın bakanlık görevlileri için yapılmamasını eleştirdi.
Ailelerin, haklarında soruşturma izni verilen 9 kamu görevlisinin delilleri karartabilecekleri gerekçesiyle tutuklu yargılanmalarını talep ettiklerini belirten Gençbay, "Başsavcılık bırakın tutuklamayı, bu kişileri Bolu'ya getirip ifadelerini dahi almadı. SEGBİS üzerinden ifadeleri alındı. On aydır ortada ne iddianame var ne de açılmış bir dava" diye konuştu.
'SAYIN BAKAN DANIŞTAY 1. DAİRESİ MAHALLENİZİN BAKKALI DEĞİL'
Gençbay, "Bir diğer husus Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı. Ben hayatımda bunun kadar yargıyla dalga geçen, bunun kadar hukuku dikkate almayan bir bakan görmedim, tanımadım. Danıştay 1. Dairesi iki defa karar veriyor, 'Yanlış yapıyorsunuz' diyor Sayın Bakan. Daha önce görevden almış olduğunuz eski bir müfettişe soruşturma izni verip, 'gerçek sorumlularla ilgili bir değerlendirme yapmadan bu dosyayı buraya gönderemezsiniz' diyerek Danıştay 1. Dairesi dosyayı iki kez Çalışma Bakanlığı'na geri gönderiyor. O Çalışma Bakanı da iki kez aynı şekilde, görevden aldığı eski müfettiş hakkında soruşturma izni vererek, diğerleriyle ilgili herhangi bir değerlendirme ve karar vermeden dosyayı gönderiyor. Sayın Bakan, Danıştay 1. Dairesi mahallenizin bakkalı değil. Yargı adına verilmiş bir kararı ciddiye almak zorundasınız" ifadesini kullandı.
İçişleri Bakanlığı'nın da önceki valiler hakkında soruşturma izni taleplerine ilişkin Ankara İdare Mahkemesi'nin kararını bir yıldır uygulamadığını söyleyen Gençbay, "İdare mahkemesi kararlarını uygulamak anayasal bir görevdir. Uygulamamak ise anayasal bir suçtur" dedi. Gençbay, konuşmasının sonunda, "Bizim adımıza yürüyen Oktay kardeşime teşekkür ediyorum. Adalet diye sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Devletin itibarını zedeleyen kamu görevlileri görevlerinden uzaklaştırılıncaya kadar bu mücadelemiz sürecek" diye konuştu.
AİLELERDEN ORTAK ÇAĞRI: EKSİKSİZ YARGILAMA İSTİYORUZ
Yangında yakınlarını kaybeden aileler adına yapılan ortak açıklamada, amaçlarının, bağımsız mahkemelerde yürütülecek adil ve eksiksiz bir yargılama olduğu vurgulandı.
Açıklamada, Bolu Cumhuriyet Başsavcılığına, Danıştay Birinci Dairesi'nin soruşturma izni verdiği kamu görevlileri hakkındaki adli sürecin daha fazla geciktirilmemesi ve elde edilen delillerin değerlendirilerek hukukun gereğinin yerine getirilmesi çağrısı yapıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına da seslenilen açıklamada, Danıştay kararlarının eksiksiz uygulanması, soruşturma izinlerine ilişkin idari süreçlerin gecikmeksizin tamamlanması ve bağımsız yargının görevini yapmasının önündeki usule ilişkin engellerin kaldırılması istendi.
Ortak açıklamada, "Hiçbir kamu görevlisi, hukuki sorumluluğunun araştırılmasından bağışık tutulamaz" denilerek, devlet kurumlarının itibarının sorumluluk iddialarının görmezden gelinmesiyle değil, bu iddiaların şeffaf, tarafsız ve etkili biçimde araştırılmasıyla korunacağı vurgulandı. Açıklamada ayrıca, "Hesap verebilirlik devleti zayıflatmaz. Tam tersine devlete ve yargıya duyulan güveni güçlendirir. Güçlü devlet, eleştiriden korkan devlet değildir. Güçlü devlet; hukuku herkese eşit uygulayarak vatandaşının güvenini kazanan devlettir" ifadelerine yer verildi.
Basın açıklamasının sonunda, otel yangını faciasında hayatını kaybeden kişiler adına beyaz balonlar gökyüzüne bırakıldı. (HABER MERKEZİ)