Bakırhan'dan Bahçeli'nin sözlerine destek: 'İmzamızı atıyoruz'
Tuncer Bakırhan silah bırakma tartışmalarına ilişkin Meclis’e özel yasa teklifi sunulmasını istedi ve 'Bütün bunlara rağmen PKK adım atmazsa söz ilk biz eleştireceğiz' dedi. Öcalan'ın 'statüsü' tartışmalarına da değinen Bakırhan, 'Bahçeli'nin ortaya koyduğu çerçevenin altına imzamızı atıyoruz' dedi
Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tuncer Bakırhan, partisinin Meclis grup toplantısında güncel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.
Konuşmasına Amedspor ve Erzurumspor’u tebrik ederek başlayan Bakırhan, “Amedspor Süper Lig’e renk katacak. Seyircisiyle ve milyonlarca destekçisiyle çok daha güçlü bir atmosfer yaratacağına inanıyorum” dedi.
'DERSİM'DEN ÖZÜR DİLENMELİ'
Bakırhan, konuşmasının devamında Dersim Tertelesi’nin yıl dönümüne değinerek, devletin bu olayla yüzleşmesi ve Dersim halkından özür dilemesi gerektiğini ifade etti. Seyit Rıza ve yol arkadaşlarının mezar yerlerinin açıklanmasını isteyen Bakırhan, aynı talebin Şeyh Said ve diğer kayıplar için de geçerli olduğunu belirtti. “Hakikatsiz barış eksiktir” diyen Bakırhan, yüzleşmenin demokratik barışın ön koşulu olduğunu vurguladı.
ENGELLİ YURTTAŞLARA VURGU
Türkiye’de engelli yurttaşların ciddi sorunlarla karşı karşıya olduğunu belirten Bakırhan, Birleşmiş Milletler Engelli Hakları Sözleşmesi’ne rağmen erişilebilirlik, eğitim, sağlık ve istihdam alanlarında ilerleme sağlanamadığını söyledi. Engellilerin düşük gelirlerle yaşamaya zorlandığını ifade eden Bakırhan, partisinin mayıs ayının ilk pazar gününü “Engelliler Onur Yürüyüşü Günü” ilan ettiklerini hatırllattı:
"Bu, Türkiye'de bir ilktir. Bu yürüyüşün ilkini 'Bu onurda senin de izin olsun' sloganıyla Diyarbakır'da gerçekleştirdik. Bu vesileyle başta Engelliler Komisyonumuz olmak üzere emeği geçen bütün arkadaşları kutlamak istiyorum."
'SAVAŞIN FATURASINI YOKSULLAR ÖDÜYOR'
Bölgesel savaşların ekonomik etkilerine değinen Bakırhan, özellikle İran merkezli gerilimlerin Türkiye’de emekçiler ve yoksullar üzerinde ağır sonuçlar doğurduğunu söyledi. Yüksek enflasyon, işsizlik ve kira artışlarına dikkat çeken Bakırhan, mevcut ekonomik tabloyu ve iktidarın ekonomi zirvelerini “hayırsız zirveler” olarak nitelendirdi.
Kürt sorununun çözümünün ertelenemeyeceğini belirten Bakırhan, “Barış cesaret ister. Bugün barış için tüm şartlar uygundur ancak temel sorun siyasetsizliktir” dedi.
Bakırhan'ın açıklamasının devamından satır başları şöyle:
"Biz Kürt meselesini çözeceksek, her defasında Ortadoğu'daki gelişmelere, Balkanlar'daki gerilimlere, Kafkasya'daki çatışmalara, Akdeniz'deki hesaplara bakarak mı karar vereceğiz? Bu mantık doğru değildir. Son yirmi yılda sadece yanı başımızda on dört büyük savaş çıktı. Bu bakımdan ertelemeyle yol alabileceğimiz bir eşikte değiliz. Barış kaygı ve tereddüt değil, cesaret ister. Bugün barış için tüm şartlar uygundur ama ne yazık ki temel sorun siyasetsizliktir.
'SÜRECİN CİDDİYETİNİN ADI HUKUKTUR'
Altını önemle çizmek istiyorum: Bu sürecin ciddiyetinin adı hukuktur. Süreci ciddiye alan, onu hukuka bağlar. Barış bir tohumsa, hukuk onun toprağıdır. Hukuk, Meclis'in "Ben izleyici değil, kurucu özneyim" demesidir. Bu çerçevede bir diğer önemli konu, sıkça ifade edilen "teyit ve tespit" meselesidir. Tespit ve teyit, hukukun önüne konulan bir duvar değil; hukuka açılan bir kapı olmalıdır. Çünkü insanlar belirsizliğe dönmez, güvenceye döner.
'PKK ADIM ATMAZSA İLK BİZ ELEŞTİRECEĞİZ'
Silahlı bir örgüte "Ülkeye gel, demokratik siyasete dön" dedikten sonra hangi hukukla karşılanacağını da söylemeniz gerekmiyor mu? Devlet "Silah bıraksınlar, biz adım atarız" diyor. PKK "Yasal zemin olsun, biz bırakırız" diyor. Her iki tarafın kaygısını anlıyoruz. Biz DEM Parti olarak şunu teklif ediyoruz: Sayın Kurtulmuş, komisyondaki partilerin koordinatörlerini çağırın. Elimizde bir müşterek belge var. Komisyon raporumuz var. Özel yasayı hemen Meclis'e sunalım. Bu teklifi bu hafta verelim. Siyaset yol açsın, ülke rahatlasın. Yasal adımlar atılsın. Sayın Öcalan'ın sürece katkı sunabileceği özgür çalışma ve özgür iletişim koşulları oluşturulsun. PKK gereğini yapmazsa, o zaman toplum çıksın desin ki: Evet, sorun karşı taraftadır. Kamuoyunun huzurunda söz veriyoruz: Bütün bunlara rağmen PKK adım atmazsa, silah bırakma sürecini hızlandırmazsa söz, ilk biz eleştireceğiz; ilk biz kabul etmeyeceğiz.
ÖCALAN'IN STATÜSÜ: BAHÇELİ'NİN SÖZLERİNE İMZAMIZI ATIYORUZ'
Bu aşamada sürecin en kritik aktörlerinden biri olan Sayın Abdullah Öcalan'ın hukuki durumunun açık ve net bir çerçeveye kavuşması da büyük önem taşımaktadır. Fiziki koşullarının iyileştirilmesi, görüşme ve iletişim imkânlarının genişletilmesi, sürecin sağlıklı ilerlemesi için zorunludur. Kendisi, "Benim tek derdim sorun çözmektir. Statüden kastettiğim şey çalışma koşullarına sahip olmamdır. Kişisel konfor değil, iletişimdir" diyor. Herkes çok iyi biliyor ki Sayın Öcalan'ın kişisel konfora dair tek bir isteği olmamıştır. Tek bir derdi vardır; başlattığı bu mücadelenin yasal ve demokratik adımlarla başka bir evreye taşınmasıdır. Böylesi ağır bir süreçte muhatabın çalışma, görüşme ve iletişim imkânlarından yoksun bırakılması siyaset aklıyla açıklanamaz. Sayın Bahçeli'nin "Öcalan'ın statüsü ne olacaktır?" sorusu bu açıdan tarihidir. Bu soru orta yerde duruyor ve hâlâ cevabını beklemektedir. Bugün Bahçeli'nin grup toplantısında statü konusunda ortaya koyduğu çerçevenin altına imzamızı atıyoruz. Sayın Erdoğan'ın da belirttiği gibi, süreci sonuna götürenler tarihe geçecektir. Biz de diyoruz ki: Tarih cesaret edenleri yazar; buyurun, tarihi birlikte yazalım Sayın Erdoğan.
'BARIŞ İZLEME VE TAKİP KURULU' ÖNERİSİ
DEM Parti olarak sürece katkı sunacağına inandığımız somut başka bir önerimiz daha var. Bu süreç zorlu bir süreç. Birçok engeli aştık. Azımsanmayacak gelişmeler yaşadık. Yarım asırlık örgüt silahı devreden çıkardı. Bu çok önemlidir. Meclis de inisiyatif aldı. Bu da kıymetlidir. Şimdi bu süreci risklerden koruyacak, takibini yapacak bir mekanizma kuralım diyoruz. Adı 'Barış İzleme ve Takip Kurulu' olsun. Meclisteki siyasi partilerin vereceği üyeler süreci takip etsin, kolaylaştırıcı olsun. Bu kurul denetleyen değil, takip eden ve kolaylaştıran bir mekanizma olabilir. Atılması gereken adımları hızlandırır. Ortak aklı işletip sürecin kazasız ve güven içinde ilerlemesine katkı sunabilir. Bu kurul akademi ve sivil toplum ile istişarede bulunabilir. Bu kurul süreçle ilgili atılması gereken adımları siyasi liderler ve aktörlerle görüşüp hızlandırarak ortak akıl ve vicdanı işletebilir. Bakalım bu öneriye diğer siyasi partiler ne diyecek?
'TÜRKİYE'NİN İHTİYACI TOPLUMSAL BİR BARIŞTIR'
Türkiye'nin adalet meselesi, artık yargı paketleriyle geçiştirilecek bir sorun değil. İhtiyaç bütünlüklü bir hukuk reformudur. Cezaevlerinde 414 bini aşan tutuklu ve hükümlü var. Toplumda adalete olan inanç neredeyse sıfırlandı. Hapsetmeyi büyüten düzen toplumu daha güvenli, daha adil kılmadı. Yasalar mahkumiyeti öncelememeli. Tutuklu yargılama müessesi artık istisna olmalıdır. İnfaz düzenlemesi, hasta mahpusların özgürlüğü, uzun tutukluluğun son bulması, idare ve gözlem kurullarının kaldırılması, AİHM ve AYM kararlarının uygulanması gibi adımlar acil açılması gereken adımlardır.
'DENİZ, YUSUF VE HÜSEYİNİ SAYGIYLA ANIYORUM'
Yarın Hıdırellez Bayramı'nın kutlanacağı gündür. Bu toprakların kadim geleneklerinden biridir. Hıdırellez'i kutluyorum. Yine yarın Deniz Gezmiş, Yusuf ve Hüseyin'in idam edilişlerinin yıl dönümüdür. Deniz, Yusuf, Hüseyin'i de saygı, rahmet ve minnetle anıyorum. Onların demokratik, özgür, bağımsız Türkiye ideallerinin temsilcileri olacağımızın sözünü veriyoruz." (POLİTİKA SERVİSİ)