Cumhurbaşkanı Erdoğan: Rakamlar hepimiz için tedirgin edici
Cumhurbaşkanı Erdoğan, "Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir" dedi. Erdoğan, bundan böyle mayıs ayının son haftasının 'Milli Aile Haftası' olarak kutlanacağını açıkladı
Artı Gerçek- Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezi'nde Aile ve Nüfus 10 Yılı Vizyon Tanıtım Programı'nda açıklamalarda bulundu.
'AİLE GÜÇLÜ OLDUĞUNDA BİREYLER VE TOPLUM GÜÇLÜ OLUR'
Erdoğan, "Bir milletin gücü sadece ordusunun kudreti, ekonomisinin büyüklüğü veya teknolojisinin ileri olmasıyla ölçülemez. Bunların yanı sıra bir milletin gücü; yuvalarında tüten ocakta, beşiklerinde büyüyen evlatlarda, nesilden nesile taşınan değerlerde gizlidir. Hepimiz bir annenin, bir babanın evlatlarıyız. Hepimiz varlığımızı ailelerimize borçluyuz. Evlat olmamız da anne baba olmamız da ailelerimiz sayesindedir. Aile, insanın hem en korunaklı çatısı hem de ilk okuludur. Hayata önce ailede hazırlanılır. Merhamet, şefkat, empati kurmak ilkin ailede öğrenilir. Sevgi ve kardeşliğin ilk tohumu ailede atılır. Vatan, millet sevgisinin ilk adresi ailedir. Şahsiyet ailede oluşur ve o çatı altında tekamül eder. İnsan neslinin ayakta durabilmesini sağlayan da yine ailedir. Aile güçlü olduğunda bireyler güçlü olur, dolayısıyla toplum güçlü olur. Aile zayıfladığında, zayıflatıldığında ise birey zayıflar, toplum kan kaybeder. Vatanımızın anavatan olması tesadüf değildir. Devletimizin devlet ana olması tesadüf değildir. İnsanımızın gönlünde tüten ocağın aile ocağı, ana ocağı, baba ocağı olması asla ve asla tesadüf değildir. Bu kavramların her birinin temelinde binlerce yıllık hayat tecrübesi, kültür mirası, inanç dünyamızdan neşet eden kadim değerlerimiz vardır" dedi.
'3 ÇOCUK ÇAĞRIMIZIN HAKLILIĞI İSPAT EDİLDİ'
Teknolojik gelişmelere dikkat çeken Erdoğan, "Dijital tekno kültür çağında aile de dönüşüyor. Elbette ciddi sınamalarla karşılaşıyor. Böyle bir dönemde ülkemiz ve milletimiz için Türkiye'yi yarınlara hazırlamanın gayretindeyiz. 2002'den beri bunun mücadelesini veriyoruz. Hatırlarsanız 2007 yılında en az 3 çocuk diyerek hızla yaklaşan bir tehlikeye dikkat çekmiştik. Bu çağrımız ülkeye dair her konuya ideolojik gözlükle bakanların tepkisini çekmiş, bizi son derece seviyesiz ifadelerle eleştirmişlerdi. Hayat tarzına müdahaleden inanç değerlerimizi hedef alan küstahlıklara kadar nice akıl ve ahlak dışı ithama, iftiraya, edepsizliğe maruz kaldık. Sonuçta ne oldu? Aradan geçen sürede 3 çocuk çağrılarımızın haklılığı ispat edilmiş oldu. O günlerde bizi eleştirenler bugün hakkımızı teslim etmek zorunda kalıyor. Şundan emin olunuz ki yarın tarih tekerrür edecek. Aileye önem ve öncelik verdiğimiz için bizi bireyi önemsizleştirmekle veya kadını zayıflatmakla suçlayanların iddialarının absürtlüğü ortaya çıkacak. Ailenin korunmasına ve güçlendirilmesine yönelik çabalarımızın doğruluğu gelecekte çok daha iyi anlaşılacak" diye konuştu.
'AİLEYİ DEĞERSİZLEŞTİRİRKEN ÇOK ÇOCUKLU AİLELERİ CEHALETLE, YOBAZLIKLA SUÇLADILAR'
Erdoğan, "Türkiye olarak aile ve nüfus meselesinde sadece dünyada yaşanan hızlı değişimlerin etkilerini hissetmekle kalmıyoruz; aynı zamanda 1960’lardan itibaren devreye konulan yanlış politikaların ve algıların olumsuz sonuçlarıyla da yüzleşiyoruz. Bilhassa yaşı ellinin üzerinde olanlar çok iyi hatırlayacaklar; ülkemizde yıllarca şöyle bir propaganda yağmuruna tutulduk. Bize nüfusla kalkınma arasında birbirine zıt bir ilişkinin olduğu söylendi. Yani nüfus ve doğurganlık arttıkça yoksulluğun artacağı, refahın azalacağı ifade edildi. Nüfus kontrol politikalarını bir tabu haline getirerek en küçük bir aykırı sese, fikre müsaade etmediler. Ayrıca aileyi değersizleştirirken çok çocuklu aileleri cehaletle, taşralılıkla, yobazlıkla suçladılar" dedi.
'DOĞURGANLIK HIZIMIZ DÜŞÜYOR, RAKAMLAR HEPİMİZ İÇİN TEDİRGİN EDİCİ'
Erdoğan, "Evlilik yaşı yükselmekte, boşanma oranları artmakta, bunların bir sonucu olarak doğurganlık hızımız düşmektedir. Rakamlar hepimiz için tedirgin edicidir. Mesela doğurganlık hızımız 2017’den itibaren nüfusun yenilenme seviyesi olan 2.1’in altına indi. 2024’te 1.48'e düşen oranın maalesef 2025 yılında daha da geriye gittiğini tahmin ediyoruz. Ülkemizde 2014'te yılda 1 milyon 351 bin bebek dünyaya gelirken 2023'te bu rakam 1 milyonun altına düştü. Oysa bizim kültürümüzde çocuk evin neşesi. 10 yılda sofralarımızda yarım milyona yakın küçük kaşık eksildi. Her 2 vatandaşımızdan biri yaklaşık 35 yaşında. Yaşlı nüfus oranımız 2025 itibarıyla yüzde 11.1'e yükseldi. Üstelik kırsalda yaşayan yaşlı nüfus çocuk nüfusunu geçmiş durumda. Milletçe önümüzde geleceğimiz adına endişelenmemiz ve çözümü için harekete geçmemiz gereken bir tablo bulunuyor. bu endişe verici tablo sadece Türkiye’nin meselesi değildir. Avrupa'dan Uzak Doğu'ya kadar birçok ülke yaşlanan nüfus, azalan doğum oranları ve çözülmeye başlayan aile yapısıyla karşı karşıyadır. Oralarla kıyaslandığında Türkiye hamdolsun çok iyi bir konumdadır. Örneğin bizde 35'e yaklaşan ortanca yaş Avrupa'da 45'tir. Türkiye, AB'den hala 10 yaş daha gençtir. Ama buna rağmen biz şimdiden gerekli tedbirleri almaya, yarının risklerini şimdiden azaltmaya çalışıyoruz" diye konuştu.
'DOĞUM İZİNLERİNİ YENİDEN DÜZENLEDİK'
2025 yılının aile merkezli politikalarda bir dönüm noktası olduğu söyleyen Erdoğan,"Aile ve Gençlik Fonunu önce deprem bölgemizde, ardından tüm Türkiye'de hayata geçirdik. 2026 yılında kredi tutarını artırdık ve şartları kolaylaştırdık. Yuva kuracak gençlerimize verdiğimiz 150 bin liralık destek tutarını 200-250 bin liraya yükselttik. Genç çiftlerimize 2 yıl geri ödemesiz 48 ay vadeli kredi sağlıyoruz. 1 Ocak 2025 itibarıyla doğum yardımlarımızın tutarını yükselttik, Temmuz 2025'te yarı zamanlı çalışma yönetmeliğini yürürlüğe koyduk. Sosyal konutlardan yararlanmada 3 ve daha fazla çocuklu ailelerimize öncelik tanıdık. En son biliyorsunuz doğum izni sürelerini yeniden düzenledik. Dün yürürlüğe giren kanuna göre çalışan anneler doğum izinlerini artık 24 hafta olarak kullanabilecek. Koruyucu aile olacaklara da 10 gün izin tanıdık. 2025 Aile Yılı ile ülke genelinde bir bilinçlenmeye vesile olduk" dedi.
'MAYIS AYININ SON HAFTASI MİLLİ AİLE HAFTASI OLARAK KUTLAYACAĞIZ'
2035'e kadar olan süreyi 'Aile ve Nüfus 10 Yılı' olarak belirlediklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
"Birinci stratejik önceliğimiz, aile kurumunun ve nesillerin korunmasıdır. İkinci önceliğimiz, evlilik müessesinin teşvikidir. Üçüncü önceliğimiz, doğurganlık hızının artırılmasıyken, dördüncüsü gençlerin nitelikli yetiştirilmesi ve yaşlı refahıdır. Beşinci ve son stratejik önceliğimiz ise kırsalın yerinde kalkınması ve nüfusun dengeli dağılımıdır. 10 yılın önceliklerini hayata geçirmek için çalışmalar yürüteceğiz. Bundan böyle mayıs ayının son haftasını 'Milli Aile Haftası' olarak kutlayacağız, toplumsal farkındalığı artırmayı sağlayacağız." (POLİTİKA SERVİSİ)
Bakırhan, Murat Çepni ve Bekir Kaya'yı cezaevinde ziyaret ettiPolitika
Mardin'de kayyımın görev süresi uzatıldıPolitika
Türkiye Belediyeler Birliği seçiminde arbede: İmamoğlu'nun mektubu okunuyorduPolitika
Rojin Kabaiş soruşturmasında 415 kişiden DNA örneği alındıKadın
Gülistan Doku soruşturması | Avukat Çimen: Kamere görüntülerini kim sildi?Kadın
Akın Gürlek'ten 'faili meçhul cinayetler' açıklaması: Zaman aşımına uğrayan dosyalar tekrar açılacak mı?Politika