DEM Parti'den MSB'ye yanıt: 'MSB'ye düşen oradaki çetelere 'yürü ya kulum' demek değildir'

DEM Parti Grup Başkanvekili Kılıç Koçyiğit, Halep’teki saldırılarla ilgili kamuoyuna yansıtılan 'SDG–İsrail işbirliği' iddialarını reddederek, Şam ile İsrail’in yaptığı anlaşmayı hatırlattı. Koçyiğit, MSB'ye de 'MSB'ye düşen oradaki çetelere 'Yürü ya kulum' demek değildir' sözleri ile seslendi.

DEM Parti'den MSB'ye yanıt: 'MSB'ye düşen oradaki çetelere 'yürü ya kulum' demek değildir'

Artı Gerçek - Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Grubu, Suriye geçiş hükümetinin Halep’in Kürt yoğunluklu mahalleleri Şeyh Maksud ve Eşrefiye'ye yönelik saldırıları ile başlayan ve en az 9 kişinin yaşamını yitirdiği çatışmalara ilişkin Meclis'in Basın Kapısı önünde açıklama yaptı.

DEM Parti Grup Başkanvekili Sezai Temelli açıklamasında 'öfkeli' olduklarını belirterek, “Herkes, sessizliğe gömülmüş durumda. Neyi bekliyorsunuz? 10 kişi değil, 10 bin kişinin katledilmesini mi bekliyorsunuz? Sivillere yönelik bir saldırı vardır. İnsanlık suçu söz konusudur. Bu katliamlar bir soykırıma doğru gitmektedir" uyarısı yaptı.

'BU BİR IŞİD TEHDİDİDİR'

Herkesin sesini yükseltmesi gerektiğini belirten Temelli, Gazze ve Afrin'de yaşananları hatırlatarak, "Ortadoğu halkları, Kürtler, Filistinliler, o bölgede yaşayan Süryaniler tehdit altındadır. Bu tehdit IŞİD tehdididir, IŞİD zihniyetidir. Üniformalarını değiştirmiş olmaları zihniyetlerinin korunmadığı anlamına gelmez. O zihniyet iş başındadır” diye konuştu.

'MECLİS SORUMLULUK ALMALI'

Türkiye'yi 'sorumluluk almaya çağıran' Temelli özetle şunları söyledi:

"Bu saldırıların bir an önce durdurulması gerekir. Bu konuda garantör devletler, uluslararası kuruluşlar, bu konudaki bütün kamuoyu gerekli sorumluluğu almalı, inisiyatif almalı ve sesini yükseltmelidir.

Buna karşılık, aslında çeşitli medya ve kurumlar eliyle yine bir algı operasyonu, yine bir yalan haber dalgası her yeri kaplamaya devam ediyor. Yok, efendim orada SDG varmış, onlara karşı bir operasyon düzenleniyormuş. Yok, efendim Suriye’nin toprak bütünlüğüymüş, yok efendim tek devletmiş. Bu tekçi anlayışın bir kez daha IŞİD eliyle maalesef sahnelendiğini görüyoruz.

Adeta orayı dinamitleyen, oradaki toplumsal barışı yok etmeye çalışan açıklamaları duyuyoruz. Bu kabul edilebilir bir şey değil.

Burada tüm siyasi partilere de çağrıda bulunmak istiyoruz. Bugün Meclis'te siyaset sorumluluk almalıdır. Türkiye'deki tüm kamuoyuna da buradan çağrıda bulunmak istiyoruz. Barolara, sivil toplum örgütlerine, sendikalara, duyarlı olan demokratik tüm kamuoyuna çağrıda bulunmak istiyoruz; bu katliama, bu insanlık suçuna sessiz kalmayın."

KOÇYİĞİT: 'ASKERİ YÖNETİMİ TERCİH EDENLERİN AMAÇLARI VAR'

Temelli'nin ardından söz alan Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bir katliam riski nedeniyle bugün karşınızdayız" diyerek şunları söyledi:

"Evet, bir meskun mahalde Halep'in ortasında yerleşim yerinde tanklarla, toplarla oradaki çeteler bir saldırı düzenliyorlar. Üstelik minareyi çalan kılıfını hazırlar misali yalanlarını da baştan hazırlamışlar. Neymiş efendim? Orada SDG varmış. Oysa ki yeni kurulan geçici Şam hükümeti ile SDG arasında imzalanan 1 Nisan Antlaşması var. Ve bu 1 Nisan Antlaşması nedeniyle de oradan askeri güçlerin çekildiğini bütün Türkiye kamuoyu da, bütün dünya kamuoyu da, bütün Suriyeliler de gayet iyi biliyorlar. Beraber imzaladıkları bir anlaşma var. Ama bu anlaşmayı ihlal edenler, günlerdir süren müzakere ve diyalog çağrılarına olumlu yanıt vermeyerek askeri yöntemleri tercih edenlerin tabii ki bir amaçları var.

'KİMMİŞ İSRAİL'E SIRTINI DAYAYAN?'

Bakın, günlerdir Türkiye’ye baktığınız zaman şu pompalanıyor. ‘Efendim, Kürtler SDG ile İsrail arasında anlaşma yapmışlar.’ Soruyoruz! Paris’te, Amerika’nın aracılığıyla yeni rejimle İsrail arasında yapılan anlaşmayı tartışanı gördünüz mü? Suriye’nin güneyinin İsrail’e bırakıldığını, Golan Tepeleri’nin İsrail’e bırakıldığını siz bir basın organında okudunuz mu? Kimmiş İsrail’le anlaşma yapan? Kimmiş sırtını İsrail’e dayayan? Kimmiş İsrail’le anlaşma yapıp Suriye topraklarından vazgeçen? Yalanlarla, dezenformasyonlarla, karalamalarla bugün Kürt’ün yaşam hakkı başta olmak üzere bütün hakları yok sayılmaya çalışılıyor. Biz bu anlayışı kabul etmiyoruz.

Bugün Kürt mahallelerini kuşatmışlar ve Kürt anasını görmesin diye ellerinden geleni ardına koymuyorlar. Ama açık ve net söyleyelim; ne Suriye’deki Kürtler yalnızdır ne oradaki Aleviler yalnızdır, ne oradaki Süryaniler yalnızdır, ne oradaki Dürziler yalnızdır ne de diğer halklar yalnızdır.

'MSB'NİN GÖREVİ ÇETELERE YÜRÜ YA KULUM DEMEK DEĞİLDİR'

Bugün Türkiye’ye düşen, oradaki çetelerin sırtını sıvazlamak değildir. Bugün Savunma Bakanlığı’na düşen, oradaki çetelere 'Yürü ya kulum' demek, 'Devam edin' demek değildir. Bugün Türkiye’ye düşen, orada kurşunlarla hedef alınan her bir Kürt’ün canının, bu ülkedeki insanların yaşamına kastetmekle aynı olduğunu görmektir.

Eşrefiyê’de, Şêxmaqsûd’da ve diğer mahallelerde sıkılan her kurşun bize sıkılmıştır.

Türkiye bugün gerçek anlamda Suriye'de doğru bir şey, iyi bir şey, yapıcı bir şey yapmak istiyorsa; ilk elden bu çatışmanın önüne geçmelidir." (HABER MERKEZİ)