Hatimoğulları süreç için 'üç temel adımı' açıkladı

DEM Parti Eş Genel Başkanı Hatimoğulları, 8 Mart öncesi yaptığı partisinin 'kadın grup toplantısında' ABD-İsrail’in İran'a saldırılarına değinerek, 'Çözüm ne savaşta ne otoriter rejimde. Çözüm demokratik İran cumhuriyetidir' dedi. Hatimoğulları, süreç için ise üç temel adım sıraladı

Hatimoğulları süreç için 'üç temel adımı' açıkladı

Artı Gerçek - DEM Parti, 8 Mart'a giderken TBMM'de 'kadın grup toplantısı' düzenliyor. DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları toplantıda gündeme dair değerlendirmelerde bulunuyor.

Kadın grup toplantısı 8 Mart'a dair video gösterimiyle başladı. Ardından kürsüye çıkan Hatimoğulları, Figen Yüksekdağ ve Leyla Güven başta olmak üzere cezaevlerindeki kadın siyasi mahpuslara selam gönderdi.

Hatimoğulları, Epstein belgelerinde adı geçen Türkiye vatandaşları hakkında soruşturma başlaştılması çağrısında bulundu.

ABD ve İsrail'in saldırılarında İran'da bir kız okulunun bombalandığını ve yaklaşık 170 kız çocuğunun katledildiğini hatırlatan Hatimoğulları, "Yine kadın ölümleri, yine çocuk ölümleri… Bu saldırıyı kadınlar olarak şiddetle kınıyoruz" dedi.

Ardından ABD-İsrail’in İran’a başlattığı saldırılar ve İran’ın misillemeleri ile devam eden savaşa değinen Hatimoğulları, saldırılara tepki gösterdi ve çözümün ancak İran halklarında olduğunu söyledi.

'ÇÖZÜM DEMOKRATİK İRAN CUMHURİYETİNDE'

Hatiomoğulları, şunları söyledi:

“Bölge kanlı bir kaosa sürükleniyor. Bu saldırılarda İran’da bir kız okulu bombalandı, 170 kız çocuğu katledildi.

İran’da molla rejiminin kadınlara, işçilere, emekçilere karşı otoriter yaklaşımının net olarak karşısındayız. Ancak çözüm emperyalist güçlerin İran’ı bombalamasında değildir. ABD-İsrail’in başlattığı savaş buradan meşrulaştırılamaz. İran’ın kaderini İran halklar belirler. Kürtler, Azeriler, Beluciler, Farslar belirler.

Çözüm savaşta değil, çözüm otoriter rejimde değil, çözüm demokratik İran cumhuriyetinin inşasındadır.”

ÖCALAN’IN YENİ ÇAĞRISI

Konuşmasında Kürt sorunun çözümü için devam eden süreç ve Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat çağrısının yıldönümünde açıkladığı yeni mesajına da değinen Hatimoğulları, gelinen aşamada yasal değişiklikler gerektirmeden atılacak adımların olduğunu ve bu konuda bir an önce adım atılması gerektiğini söyledi.

Hatimoğulları, şunları dile getirdi:

“Sayın Öcalan mesajında 1 yıllık gelişmeleri özetleyerek bundan sonraki yeni aşamaya yani demokratik entegrasyon aşamasına vurgu yaptı.

‘Demokratik entegrasyon en az cumhuriyetin kuruluşu kadar önemlidir.’ Bu tespitten hareket ederek tarihi bir anın içinden geçtiğimizin altını çizdi. Demokratik entegrasyon aşaması için kendisinin ve örgütünün üzerine düşen bütün görev ve sorumlulukları yerine getirdiğini ifade etti. Şiddete dayalı siyaset dönemini kapatıp bundan sonra yeni bir siyaset döneminin kapılarını araladığını, demokratik toplum ve hukuk temelli bir sürecin açılması gerektiğinin altını önemle çizdi.

Kürt halkı birçok talepte bulunuyor. Şunu biliyoruz ki Kürt halkının talepleri sadece Kürt halkında demokrasi getirmeyecek. Bütün Türkiye’nin demokratikleşmesine kapı aralayacak.

Bir kez daha altını çiziyoruz: AİHM ve AYM kararları uygulanmalı. Kayyum atanan belediyelerin, halkla yani seçilmişlere yani kendi iradelerine iade edilmesi. Cezaevlerindeki hasta tutsakların tahliyesi. İnfaz yakmaların son bulması. Bütün bunlar için bir yeni yasa düzenlemeye gerek yok. Mevcut olan yasaların hayata geçirilmesi halinde zaten bunlar gerçekleşmeli.

Ve sayın Öcalan’ın koşulları ve statüsünün yasal bir düzenleme ile tanınması ve hukuki güvence altına alınması. Bu sürecin devamı için bu son derece önemli. Bunlar için de beklemeye gerek yok. Bir an önce adım atılmalı.”

ÜÇ TEMEL ADIM

Sürecin üç adım üzerinde inşa edilebileceğini belirten Hatimoğulları bu adımları ise şöyle sıraladı:

"Süreci temel anlamda üç adım üzerinde inşa edebiliriz. Ve bu üç temel adım sadece Kürtler için değil Türkiye halklarının tamamı içindir.

Birincisi: Kürtler, Aleviler bütün farklı halklar ve inançlar eşit yurttaşlık temelinde demokratik cumhuriyet hukukunun güvencesinde yaşayabilir. Buna özgür yurttaş yasası da denilebilir. PKK meselesine ilişkin çıkartılacak çerçeve yasa özgür yurttaş yasası olarak tamamlanabilir. Ceza değil çözüm odaklı bir yaklaşımla eşit yurttaşlık inşa edilebilir.

İkincisi: yerel yönetimlerin güçlendirilmesi konusudur. Yerel yönetimler güçlendiğinde insanlar kendi mahallelerini, kendi geleceklerini daha iyi şekillendirebilir. Avrupa’nın Yerel Yönetim Özerklik Şartı bu konuda bize makul bir yol haritası sunmaktadır. Demokratik Türkiye’nin mührü yerel demokrasidir. Sadece Diyarbakır’ın değil Trabzon’un Tekirdağ’ın, Antalya’nın da ihtiyacı yerel demokrasidir.

Üçüncüsü: siyasi ve toplumsal örgütlenmenin önü açılmalıdır. Bu bir lütuf değildir. 21’inci yüzyıla yakışır çok temel bir haktır. Yeni bir sivil demokratik toplum yasası ile toplumun nefes alması sağlanmalı ve bu üç adım birlikte atıldığı zaman şunu bilelim ki hem kalıcı bir barış hem de demokratik bir cumhuriyetin inşasının önü açılabilir.

Bu adımlar Kürt meselesini siyasi ve hukuki bir zemine çekeceği gibi Türkiye’nin demokratikleşmesine de çok önemli katkılar sağlayacaktır." (POLİTİKA SERVİSİ-NUMEDYA)