Hatimoğulları: AKP'nin bize yansıttığı bir taslak metin yok

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Kürt meselesinin çözümüne ilişkin süreçte gelinen aşamayı değerlendirdi

Hatimoğulları: AKP'nin bize yansıttığı bir taslak metin yok

Artı Gerçek- Kürt meselesinin çözümüne dair süreçte Milli Dayanışma, Kardeşlik ve Demokrasi Komisyonu‘nun nihai raporunu 18 Şubat’ta açıklamasının ardından çıkarılması beklenen “çerçeve yasa” için gözler Meclis ve iktidara çevrildi. Ancak aradan geçen yaklaşık 4 ayda ne bu konuda somut bir adım atıldı ne de bir takvim oluşturuldu.

Heyetin 24 Mayıs’ta yaptığı görüşmede Abdullah Öcalan, “Çerçeve bir yasa, demokratikleşme sürecinin kök hücresini oluşturabilir. Yasal düzenleme bizi gerçek bir pozitif inşaya, demokrasi çarkının döndüğü bir sürece sokacaktır” demişti. DEM Parti İmralı Heyeti, 4 Haziran’da “çerçeve yasa” temaslarına başlayarak Meclis’te AKP’li isimlerle görüştü.

DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, Numedya 24'ten Nedim Türfent'in sürece ilişkin sorularını yanıtladı.

'SÜREÇLE İLGİLİ BEKLEME HALİ VAR'

*DEM Parti İmralı Heyeti, 4 Haziran’da AKP’li isimlerle Meclis’te bir araya geldi. Bu görüşmenin içeriği neydi?

İmralı Heyeti’mizin yapmış olduğu görüşme, çıkmasını beklediğimiz çerçeve yasayla ilgilidir. Bütün kamuoyu biliyor zaten. Açıklama da yapılmıştı. İmralı heyetimiz Sayın Öcalan’ı yakın bir zamanda ziyaret etti ve yaptıkları bu ziyarette özellikle çıkmasını beklediğimiz çerçeve yasa, özel yasa, herkes farklı isimlendiriyor ama bizim çerçeve yasa diye ifade ettiğimiz, belki bir kök yasa şeklinde ifade edeceğimiz yasayla ilgili bir görüşme gerçekleşti.

Tabii ki İmralı’da bazı görüşmeler oluyor. Devletin Sayın Öcalan’la görüşmeleri söz konusu ve esasen aslında 27 Mart’ta yapılan görüşmede de yine bu yasa ve çerçevesi konuşulmuştu ve bu yasanın çıkması bekleniyordu. Fakat bu süreçle ilgili bir sürünceme hali, bir bekleme halinin ne yazık ki hala var olduğunu görebiliyoruz. Dolayısıyla bu konuda İmralı heyetimiz siyasi partilerle, özellikle Cumhur İttifakı’nın bileşeni olan, yani parlamentoda yasa yapma çoğunluğuna sahip olan iktidarla görüşmeleri gerçekleştirdi.

'ÇERÇEVE YASANIN ÇIKMASI AKP'NİN KARAR VERMESİNE BAĞLI'

*Önümüzdeki günlerde heyetin başka görüşmeleri de olacak mı? Çerçeve yasa konusunda bir takvim bulunuyor mu?

Elbette diğer siyasi partilerle de çerçeve yasa konusunda bazı görüşmeler olacak. Ama bütün kamuoyu takdir eder ki, siz takdir edersiniz ki bu çerçeve yasanın çıkması AKP iktidarının bu konuda karar vermesine bağlı. Elbette devletle yapılan görüşmelerde bazı adımların atılacağı ifade ediliyor ama somut olarak bu adımların karşılık bulacağı yer parlamentodur. Yasal zemindir, yasanın çıkmasıdır, kanunun çıkmasıdır.

Bunu yapacak olan da, yani yasayı oturup elbette bu işin üzerinde çalışması gereken parlamentoda grubu bulunan ve temsili bulunan bütün siyasi partilere büyük görev ve sorumluluk düşüyor. Ama aynı zamanda sorumluluğun daha büyüğü, yani gerçekten kanunun, yasanın çıkmasıyla ilgili sorumluluğun büyüğü AKP ve MHP ittifakına düşmektedir. Çünkü şöyle düşünün ki, bizden parti olarak kendi tasarımınızı sunduğunuzu düşünelim. AKP’nin ve MHP’nin evet demediği bir yerde onun AKP ve MHP’nin oy çoğunluğuyla reddedildiğini biliyoruz. Yani bugün verdiğimiz bütün önergeler kanun teklifleri, yasa tekliflerinin hep reddedildiğini görüyorsunuz zaten. Dolayısıyla bu görüşmenin biraz böyle bir anlamı vardı. Bu konuyu görüşmek ve istişare etmek üzere bu görüşme gerçekleşti.

'SOMUT ADIMIN ATILMASI, TAKVİMİN ÇIKMASI, YASA TASLAĞININ ÇIKMASI ÖNEMLİ'

*İmralı Heyeti’nin AKP’li isimlerle görüşmesi nasıl geçti, bir sonuç alındı mı?

Görüşmenin sonucunda dilek ve temenniler bölümünde bir problem yok. Fakat dilek ve temennilerin artık bir karara dönüşmesi gerekiyor. Bu dönemde yani görüşmeler dilek ve temenni bazında kötü geçtiği söylenemez. Fakat esas bu görüşmeler iyi geçti diyebilmemiz için artık somut adımın atılması, bir takvimin çıkması, yasa taslağının artık ilgili komisyonlara gelmesi, komisyonlarda görüşüldükten sonra genel kurula gelip vekillerin oylarına sunularak, mümkünse bir oy birliğiyle çıkmasının sağlanması son derece kıymetli ve önemli olacak.

Şunu da belirtmeliyim, muhalefetteki partiler, özellikle Cumhuriyet Halk Partisi, Yeni Yol Grubu, diğer siyasi partiler, muhalefettekiler ve temsili bulunan, yani grubu olmayıp temsili bulunan partilerden çok önemli bir bölümü, yani yüzde 95 civarı parlamentoda bu yasanın çıkmasıyla ilgili aslında olumlu bir görüş bildiriyor. Fakat buradaki esas püf nokta ve esas can alıcı nokta, artık bu yasanın olacak, gelecek, ecek, acak ekleriyle konuşmaktansa, oldu ve getirdi iş denecek bir evreyi bekliyoruz.

'AKP'NİN BİZE YANSITTIĞI BİR TASLAK METİN YOK'

*Peki üzerinden mutabık kalınan bir taslak metin var mı?

Bir taslak metin yok. Yani en azından bize yansıyan, AKP’nin bize yansıtmış olduğu bir taslak metin yok. Kendilerinin muhtemelen hazırlık yaptıkları bir metin vardır, onu bilmiyoruz yani emin değiliz var mı yok mu. Ama bizden talep olarak aslında bütün bu yasal düzenlemelerin hepsine bu komisyonumuz detaylı bir çalışma yürütecek. Fakat burada esas mesele gerçekten iktidarın bu konuda ne söylediği ve nasıl bir yasa teklifiyle geleceği son derece önemli. Çünkü bu yasa İmralı’da yapılan görüşmelerde İmralı Heyeti de şimdi söyleyeceğim şeyi kamuoyuyla paylaştı. Ben tekrar etmiş oldum.

'İKTİDAR UMUT HAKKI İÇİN BİR ADIM ATMIŞ DEĞİL'

*Eş Genel Başkan Tuncer Bakırhan ile birlikte Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’ne Öcalan’ın umut hakkıyla ilgili bir mektup gönderdiniz. Bu konuda ne ifade etmek istersiniz?

Umut hakkı biliyorsunuz Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin [AİHM] bu konuda da bir raporu çıkmıştı. Fakat bu konuyla ilgili gerçekten Türkiye’de mevcut olan iktidar umut hakkı için bir adım atmış değil. Daha önce hatırlayacaksınız Sayın Bahçeli’nin umut hakkıyla ilgili çok önemli ifadeleri ve vurguları olmuştu. Fakat bu ifade ve vurguların pratikte bir karşılık görmediğini gördük bugüne kadar.

Sayın Öcalan bu sürecin baş aktörüdür, baş müzakerecisidir. Kendi örgütü PKK de bu silahsızlanma sürecinin hızlanması, demokratik entegrasyon sürecinin hayata geçmesiyle ilgili Sayın Öcalan’ı tam yetkili kılmış durumdadır. Yani ‘o ne derse biz onu yapacağız’ demektedir. Dolayısıyla burada bu süreci Sayın Öcalan’ın yürütebilmesi için özgür yaşar ve özgür çalışır koşulların oluşması şarttır. Aksi takdirde bu süreci sağlıklı bir şekilde yürütmek çok zor.

'ÖCALAN GAZETECİLERLE AKADEMİSYENLERLE HUKUKÇULARLA GÖRÜŞMEK İSTİYOR'

*Heyet dışında başka isimlerin İmralı’ya gidebilmesi için bir çalışma var mı? Parti olarak bunun mümkün kılınmasını istiyorsunuz, neden?

Sayın Öcalan bu son yapılan İmralı görüşmesinde de heyetimizin, DEM heyetinin gittiği İmralı görüşmesinde de çok net ifade etti. Başta DEM heyeti yani bizler, yani DEM Parti’nin eş başkanları ve MYK üyelerinden oluşacak bir heyet olmak üzere basınla ve çeşitli kesimlerle görüşmeler yapmak istiyor. Hem DEM heyetiyle bu süreci tartışmak istiyor hem de basınla ve gidecek gazetecilerle röportajlar yapmak istiyor, görüşlerini açıklamak istiyor Türkiye kamuoyuna. Bundan daha doğal bir şey yok.

Barışı tesis etmek konusunda bu kadar önemli bir rol ve misyonu, tarihsel bir rol ve misyonu üstlenmiş olan bir insanın elbette ki bütün bunları yapabiliyor olması lazım. Sayın Öcalan aydınlarla, yazarlarla, akademisyenlerle, hukukçularla, siyasi parti temsilcileriyle, bileşenlerimizle, Türkiye’deki sol sosyalist yapılarla her kesimle çeşitli görüşmeler yapmak istiyor ve en önemlisi bu sürecin başarıya ulaşabilmesi için aktif, bilfiil çalışmalara daha fazla, daha aktif katılmak istiyor. Zaten yedi yirmi dört gerçekten bu konuda emek vermektedir. Ama bunun dışarıya daha görünür kılınması, Türkiye kamuoyuna bunun anlatılması, Orta Doğu halklarına bunun anlatılması konusunda kendisi de böyle bir talebi var. Bizlerin de böyle bir talebi var ve bunun etkili olacağı kanaatindeyiz.

'ÖCALAN'IN ÖZGÜR YAŞAR VE ÇALIŞIR KOŞULLARI BİR AN ÖNCE SAĞLANMALI'

*Bakanlar Komitesi’ne gönderdiğiniz mektubunuzda neyi talep ediyorsunuz, umut hakkıyla ilgili beklentiniz nedir?

Yani barış sürecinin tesis edilebilmesi için Sayın Öcalan’ın umut hakkına sahip olması, cezaevlerinde bulunan birçok insanın umut hakkından faydalanma ihtimali olan çok sayıda insan var. Onların umut hakkından faydalanması son derece önemli olacaktır. Bizim de Sayın Tuncer Bakırkan’la birlikte gönderdiğimiz mektup tam da bunları içermektedir. Sayın Öcalan’ın bu süreçteki rol ve misyonunu işaret eden ve umut hakkından faydalanması gerektiğini, özgür yaşar ve özgür çalışır koşulların bir an önce sağlanmasıyla ilgili, aynı zamanda Türkiye ile de bugün konuda görüşme ve diyalog sürecinin arttırılmasını talep ediyoruz.

Biliyorsunuz Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne bağlı bir ülke, imzalamış bir ülke ve dolayısıyla AİHM kararları bir yaptırım kategorisindedir. Yani olması gerekmektedir. Burada AİHM’in aldığı kararlar hayata geçmeli, AİHM’in önerileri dikkate alınmalı. Dolayısıyla umut hakkıyla ilgili biz özellikle AİHM’in sunmuş olduğu raporun daha fazla gündeme gelmesi ve Avrupa Parlamentosu’nun bu konuda Türkiye ile diyalog ve müzakereyi arttırıp önerilerini sıkı sıkıya ifade etmesini talep ettik.